Havada karada siyonist vahşeti! İsrail, Sumud aktivistlerine taciz, tecavüz dâhil her türlü şiddeti uyguladı
İsrail’in uluslararası sularda müdahale ettiği ve beş gün boyunca alıkoyduğu Sumud Filosu aktivistlerine cinsel saldırıda bulunduğu ortaya çıktı.
- İsrail müdahalesi sonrası denizde ve karada yaşanan beş günlük süreç bir kâbus olarak nitelendirildi.
- Aktivistlere elektroşok silahlarıyla işkence yapıldığı, kötü muamelede bulunulduğu ve uzun süre soğukta bekletildikleri belirtildi.
- Gözaltı süreci sonrasında limana götürülen aktivistlerin yaralı arkadaşlarına dahi sürükleyerek kötü muamelede bulunulduğu ifade edildi.
- Sorgu sırasında tuzağa düşürücü sorularla suçlu göstermeye çalıştıkları aktarıldı.
- Sorguda kullanılan tercümanların Türkiye'den bağlanan ve ileri düzeyde Türkçe ve İbranice konuşan, İsrail ordusu ile bağlantılı çifte vatandaşlar oldukları düşünüldü.
YILMAZ BİLGEN - Gazze’ye insani yardım götürmek için denize açılan Sumud Filoları’na uluslararası sularda müdahale eden İsrail’in alıkoyduğu aktivistlere cinsel saldırıda bulunduğu ortaya çıktı. Aktivistlerden en az 15’inin cinsel saldırı ve tecavüze uğradığı belirlendi. Küresel Sumud katılımcılarından Dr. Abdulhamit Yağmurcu, İsrail müdahalesi sonrası denizde ve karada yaşadıkları beş günü benzersiz kâbus olarak nitelendirerek, “Siyonistler karada ya da denizde aynı haydut” dedi.
Filistin asıllı Hadid'den Sumud'a destek! İsrailli bakana 'iğrenç bir insansın' çıkışı
“ONURUMUZU KIRAMADILAR”
Sumud Filosu’na katılmayı vicdani borç ve mümin izzetinin gereği olarak değerlendiren Dr. Abdulhamit Yağmurcu, yaşadıkları süreci şöyle anlattı:
“İlk olarak uluslararası sularda iki savaş gemisi gördük. Ardından hücumbotlarla saldırı gerçekleşti ve ateş ederek teknelere çıktılar. İlk işleri kameraları aramak oldu. Vahşetten değil yaptıklarının görülmesinden korkuyorlar. İlk iki gün hapishaneye çevrilmiş gemide tutulduk. İkinci safhada elektroşok silahlarıyla işkence etmeye başladılar. Sonra teknenin önüne yığarak kötü muamelede bulundular. Yüzlerine bakmamız yasaktı. Bizi ıslatıp uzun süre soğukta beklettiler. Elbiselerimizi aldılar. Uyumamak için direndik. Su dışında sadece bir kez kuru ekmek verdiler.”
Yağmurcu, gözaltı sürecinin ardından limana götürüldüklerini belirterek, “Gemide yaralı arkadaşlarımız vardı. Onları da sürüklemeye devam ettiler. Ellerimiz farklı şekillerde kelepçeliydi. Onurumuzu kırmak için her yolu denediler. Biz beş gün dayanabildik ama Filistinliler yıllardır bu zulmün içinde” dedi.
“KORKU FİLMİ SAHNESİ GİBİYDİ”
Yağmurcu, gözaltı sırasında yaşadıklarını şu sözlerle sürdürdü:
“Beni havaya kaldırıp kaburgalarıma diz vurdular. Felç oldum sandım. Korku filmi sahnesi gibiydi. Tuzak sorularla bizi suçlu göstermeye çalıştılar. İsrail vatandaşı olup Adale’de görev yapan bazı kişilerin yardımcı olmaya çalıştığını gördük. İki kez sorguda üzerimiz aranarak incitici muameleye maruz kaldık. Araplar ve Türklerle özellikle ilgilendiklerini fark ettik.”
“TÜRKİYE’DEN BAĞLANAN TERCÜMANLAR”
Dr. Yağmurcu’nun dikkat çektiği bir diğer iddia ise sorgu sırasında tercümanlık yapan kişilerle ilgili oldu. Yağmurcu, “Numaralar Türkiye’ye aitti ve şahıslar Türkiye’den bağlandı. İleri düzeyde Türkçe ve İbranice konuşan bu kişilerin İsrail ordusu ile bağlantılı çifte vatandaşlar olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Yağmurcu, yaşananların ardından uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerektiğini vurgulayarak açıklamalarını tamamladı.
BEDEVİ AŞİRETLER SUMUD’A SALDIRACAK!
Teknelere müdahale eden İsrail, Gazze’ye uygulanan ablukayı karadan kırmaya çalışan Sumud Kara Konvoyu’na karşı şeytani plan hazırladı. Libya’dan Gazze için yola çıkan konvoyun Türk katılımcılardan Lütfullah Batman “Yanımızda 10 tır temizlik malzemesi, ilaç gibi yardım malzemeleri ile 10 ambulans var. Oldukça zorlu bir yolculuk oluyor. İsrail için çalışan Lawrence’lar bizden önce sahaya inmiş. Her köye giderek bizim DEAŞ’lı teröristler olduğumuzu anlatıyorlar. Siyonist rejim Bedevi aşiret liderlerine milyonlarca dolar dağıttı. Tek amacı konvoyun Refah’a ulaşmasını engellemek. Şu an Mısrata-Sirte arasında bir yerdeyiz. Bazı kabileler bizi işkence ederek öldürmeye yemin etmiş. Türk istihbaratı ve Dışişleri tarafından uyarıldık. Bulunduğumuz noktaya da uyarı amaçlı devriyeler yolluyorlar. Kimse başına ne geleceğini bilmiyor. Şayet bilsek ki karşımızda İsrail askerleri var birçoğumuz ucunda ölüm dahi olsa devam eder. Ancak Siyonistler karşımıza Müslüman olduğunu söyleyen kabileleri çıkardı. Buradan sonra Hafter bölgesi başlıyor. Bize gelen bilgilere göre karşımızdaki kişiler kadın erkek fark etmeksizin yakaladığı herkesi tecavüz ve işkence ile öldürecek. Buraya da her an saldırabilirler. Çadırların güvenliği alındı. Burada 46’sı Türk toplam 300 kişiyiz” sözleriyle yaşadıklarını özetledi.
