İran'da Direniş Ekseni dağılıyor mu? Hamaney sonrası kara operasyonu gündemde
İran, Ayetullah Ali Hamaney sonrası en kritik dönemlerinden birine girdi. ABD ve İsrail’in son saldırıları, Tahran’ın askeri ve güvenlik mimarisindeki kırılganlıkları gün yüzüne çıkarırken, yıllardır bölgesel nüfuz stratejisinin omurgasını oluşturan “Direniş Ekseni”nin geleceği de tartışma konusu haline geldi. Hamaney sonrası oluşan tabloyu ve senaryoları İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Uzer, Türkiye Gazetesi için değerlendirdi.
İran’ı 37 yıldır yöneten dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi, hem rejimin geleceğini hem de halefiyet sürecini belirsizliğe sürükleyerek ülkeyi tarihi bir sınamayla karşı karşıya bıraktı.
Hamaney sonrası dönemde yalnızca yeni liderin kim olacağı değil, rejim içindeki güç dengelerinin nasıl şekilleneceği de belirleyici olacak.
İran, on yıllar boyunca savunmasını balistik füzeler ve hava savunma sistemleriyle genişletmeyi hedeflemişti. Askeri kapasiteyi Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen’deki silahlı devlet dışı aktörlerle destekleyerek "bölgesel derinlik" politikası oluşturdu. Söz konusu yapı literatürde "Gri Bölge" savaşı olarak tanımlanan stratejiye dayanıyordu.
Bu ne tam ölçekli konvansiyonel bir savaş ne de barıştı. Büyük çaplı çatışmaya yol açmadan düşmana bedel ödeten baskı, yıpratma, tehdit ve inkar edilebilir saldırılardan oluşuyordu.
Ancak son günlerde İsrail ve ABD tarafından düzenlenen saldırılar, İran’ın askeri ve güvenlik mimarisinde ciddi bir kırılganlığı gün yüzüne çıkardı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Uzer, yaşanan son gelişmeleri Türkiye Gazetesi için değerlendirdi.
DİRENİŞ EKSENİ' KIRILDI MI?
ABD ve İsrail saldırılarının ardından İran’ın yıllardır inşa ettiği "Direniş Ekseni"nin geleceği tam da bu noktada sorgulanıyor. Lübnan’dan Irak’a, Suriye’den Yemen’e uzanan hat ağır darbeler alırken, Tahran’daki askeri ve siyasi liderlik kademesinde de ciddi kayıplar yaşandı.
Doç. Dr. Umut Uzer, mevcut duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"Doğal olarak bilinmeyen çok nokta var. Ancak bilinen husus İran liderliğinin büyük ölçüde tasfiye edildiği. 12 gün savaşında da görüldüğü üzere İran'a Amerika ve İsrail tarafından ciddi bir sızma gerçekleştirildi."
İran’ın askeri ve güvenlik kademesinde yaşanan kayıpların rejim açısından ağır bir darbe olduğunu dile getiren Uzer, sürecin henüz tamamlanmadığını söyledi.
"İran'ın zaafları olduğu açık. Ancak hava bombardımanı ile rejim değişikliğinin olması zor. Devrim muhafızlarının da dağılması güç. Ancak 1979'taki gibi bir devrim ile mümkün olur. Bunun tabanı var ama başarılı olabilmesi için güvenlik güçlerinde bir çözülme olması lazım.
REJİM DEĞİŞİR Mİ? "HAVA BOMBARDIMANI YETMEZ"
ABD Başkanı Trump’ın yeni bir adım atıp atmayacağı sorusuna da cevap veren Uzer, rejim değişikliği ihtimalini değerlendirdi:
"Amerika'nın kara gücü ile müdahale edip etmeyeceği önemli. Henüz her şey bitmedi ama İran rejimi çok büyük yara aldı."
PEKİ İRAN'DA YENİ LİDER NASIL SEÇİLECEK?
Hamaney’in ölümü sonrası İran Anayasası devreye giriyor. Anayasa’nın 107. maddesine göre yeni dini lideri 88 üyeli Uzmanlar Meclisi seçecek. Liderin seçilebilmesi için üyelerin üçte ikisinin oyunu alması gerekiyor.
Ancak İran’ın ABD ve İsrail saldırıları altında olduğu bir dönemde meclisin güvenli şekilde toplanıp toplanamayacağı belirsizliğini koruyor.
Bu süreçte geçici olarak Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyi’nden bir fıkıh üyesinden oluşan üçlü konsey liderlik yetkilerini üstleniyor.
REHBER’İN YETKİLERİ NEDEN KRİTİK?
İran’da “Velayet-i Fakih” sistemine dayanan yapı, dini lideri devletin tüm organlarının üzerine yerleştiriyor. Anayasa’nın 110. maddesine göre silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı, savaş ve barış ilanı, üst düzey askeri ve yargı atamaları, Cumhurbaşkanını görevden alma ve genel af yetkisi dini lidere ait.
Yasama, yürütme ve yargı organları anayasal olarak ayrı olsa da 57. maddeye göre tüm erkler Rehber’in denetimi altında faaliyet yürütüyor.
HALEFLER KİMLER?
Kulislerde öne çıkan isimler arasında Mücteba Hamaney, Ali Rıza Arafi, Muhammed Mehdi Mirbagheri, Hasan Humeyni ve Haşim Hüseyni Buşehri yer alıyor.
Uzmanlara göre sistem, reformist eğilimli isimler yerine güvenlik aygıtıyla uyumlu, muhafazakâr bir ismi tercih edebilir.
Reuters’a dayandırılan bilgilere göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA, Hamaney’in ölümü sonrası İran Devrim Muhafızları Ordusu içinden sertlik yanlısı isimlerin öne çıkabileceğini değerlendiriyor. IRGC’nin yönetimi devralması ihtimali masadaki senaryolar arasında.
SON SÖZ REHBER’DE
İran’da yasama organı İslami Şura Meclisi’nden, yürütme Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’ndan, yargı ise Yargı Erki’nden oluşuyor. Ancak Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin yarısını doğrudan dini lider atıyor.
Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilse de stratejik kararlar Rehber’in yönlendirmesiyle şekilleniyor. Silahlı kuvvetler, Devrim Muhafızları, devlet medyası ve kritik kurullar doğrudan liderlik makamına bağlı çalışıyor.
