İsrail kabinesi Trump'ın kararını tanımadı!
İran ve ABD arasındaki barış anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte İsrail’in Lübnan’ın güneyinde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi gerektiği yönündeki iddialar, Tel Aviv’deki sağ koalisyon hükümetini topyekun ayağa kaldırdı. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth’un manşete taşıdığı kulis bilgilerine göre Başbakan Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde mutabakatın Lübnan ile ilgili maddelerini asla tanımayacağını bildirdi.
İsrail Savunma Bakanı Katz, ABD ile İran arasında varılan mutabakata rağmen İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini söyledi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran'ın mutabakata varıldığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti." ifadesini kullanmıştı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD ile mutabakata varıldığını doğrulayarak, mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıklamıştı.
"ABD'NİN SÖMÜRGESİ DEĞİLİZ"
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Washington ile Tahran arasında varılan mutabakata tepki göstererek, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptığı mutabakatın "kendilerini bağlamayacağını ve İsrail'in ABD'nin sömürgesi olmadıklarını"açıkladı.
Sosyal medyahesabından yaptığı paylaşımda Ben-Gvir, "Trump'ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD'nin bir sömürgesi (tebaası) değil." ifadesini kullandı.
İsrail ordusunun Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmemesi gerektiğini iddia eden Ben-Gvir, şunları kaydetti:
"Güvenliğimizi güvence altına almayan bu anlaşmaya ortak değiliz ve bu anlaşma bizi hiçbir şekilde bağlamaz. Hizbullah'ın tamamen dağıtılmasından daha az hiçbir şeye razı olmamalıyız. Kesinlikle İsrail'e yönelen ateş karşısında bir an bile sessiz kalmamalıyız."
"TRUMP'IN HABERİ VAR"
Yedioth Ahronoth’un manşete taşıdığı kulis bilgilerine göre Başbakan Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde mutabakatın Lübnan ile ilgili maddelerini asla tanımayacağını bildirdi. Netanyahu ordusunun bu anlaşma hükümlerine hiçbir şekilde bağlı olmadığını ve İsrail'in Lübnan sahasındaki mevcut askeri konumlarını ne pahasına olursa olsun koruyacağını Trump’a iletti.
Netanyahu daha önce yaptığı değerlendirmelerde; uranyum zenginleştirme altyapısının tamamen sökülmesi, zenginleştirilmiş malzemenin ülkeden çıkarılması, füze üretiminin sınırlandırılması ve Tahran’ın bölgedeki Hizbullah ve Hamas gibi vekil güçlere desteğini kesmesi şartlarında diretiyordu. Buna karşılık İran kaynakları, bu maddelerin çoğunu müzakere gündeminden tamamen sildirdiklerini ileri sürüyor. Kabinenin stratejik danışmanı Roni Rimon da süreci dolaylı yoldan eleştirerek, İsrail’in bu küresel barış arayışının ve nükleer mutabakatın kurbanı edilmemesi gerektiği konusunda hükümeti uyardı.
İSRAİL MEDYASI AYAĞA KALKTI
İbranice yayın yapan İsrail basın organları ve televizyon kanalları, Trump yönetiminin imzaladığı bu yeni mutabakatı Tel Aviv açısından çok büyük bir diplomatik hezimet ve doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak yorumladı.
İki ülke arasındaki anlaşmaya yönelik en sert yorumlardan birine imza atan Kanal 14 televizyonu, "Donald Trump’ın bize yaptığı o kadar kötü ki, bunu ekranlarda anlatması bile oldukça zor" ifadelerini kullandı.
Kanal 14 analistleri, bu anlaşmanın İranlılar için çok önemli ve tarihi bir başarı olduğunu, mutabakattaki ateşkes hükümlerinin hemen yürürlüğe girmesi gerektiğini ve İsrail’in bu metne dayanarak Lübnan’a yönelik askeri operasyonlarını derhal durdurmak zorunda kalabileceğine vurgu yaptı.
Benzer şekilde i24 News kanalı da yayınladığı analizde, "Trump masada İran’a çok fazla şey veriyor ve karşılığında Amerika ya da müttefikleri adına neredeyse hiçbir şey almıyor" yorumunu paylaştı. Diğer taraftan bazı İsrailli yayın organları, anlaşmanın gizli maddelerinde Lübnan’dan tamamen çekilme şartının yer aldığını iddia ederek, ordunun sahadaki askeri kazanımlarının masada harcandığını iddia etti. Yedioth Ahronoth gazetesi ise Netanyahu’nun Beyrut’a düzenlettiği son büyük saldırıyla aslında bu nükleer müzakereleri sabote etmeyi ve tamamen çökertmeyi beklediğini, ancak durumun tam tersi yönünde gelişerek anlaşmanın hızla imzalanmasıyla başbakanın stratejik bir şok yaşadığını yazdı.
SAHADA BOMBARDIMAN SÜRÜYOR
Lübnan’ın güney sahasında İsrail ordusunun askeri faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. Washington ve Tahran arasındaki nükleer anlaşma metnine sahadaki askeri eylemleriyle doğrudan meydan okuyan İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye ve Kafritbnit çevresindeki sivil ve askeri bölgeleri yoğun topçu ateşleriyle vurmayı sürdürüyor.
