İsrail'in planı bozuldu! Siyonist kuşatma Yemen’de kırıldı
İsrail’in vesayet unsuru Birleşik Arap Emîrlikleri, Yemen’deki askerî varlığını sonlandırdı. Tel Aviv’in Libya, Somali, Suriye, Irak, Lübnan, Sudan ve Yemen’i bölerek İslam dünyasını kuşatma hesapları boşa çıkarıldı
İsrail'in İslam dünyasını bölme planları, BAE'nin Yemen'den çekilmesi ve Türkiye'nin belirleyici rolüyle sekteye uğrarken, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirecek kritik bir ittifakın potansiyeli öne çıkıyor.
- İsrail'in İslam dünyasını bölme ve egemenlik kurma planlarının, BAE'nin Yemen'deki askerî varlığını sonlandırmasıyla engellendiği belirtiliyor.
- Uzmanlar, İsrail'in bölgesel planlarını bozmada Türkiye'nin belirleyici bir aktör olduğunu vurguluyor.
- BAE'nin Yemen'den çekilmesi, Suudi Arabistan'ın baskısıyla açıklanırken, bunun limanlardaki etkisini sürdürmek için yeni vekalet savaşlarına yol açabileceği öngörülüyor.
- Suudi Arabistan ve Türkiye arasında, İsrail'in "küçük devletler" projesini engellemek ve Kızıldeniz'deki hegemonyayı korumak adına hayati bir ittifakın potansiyeli dile getiriliyor.
- İsrail'in Kızıldeniz ve Babülmendep'teki stratejik kontrol hedeflerinin, Ankara-Riyad işbirliğiyle bozulduğu ifade ediliyor.
- BAE'nin çekilmesi ve Suudi Arabistan'ın uyarıları, geleneksel bölgesel ittifakların sarsıldığını ve daha parçalı bir güvenlik mimarisine geçişi işaret ediyor.
YILMAZ BİLGEN - İslam dünyasını bölerek güç ve egemenlik ekseni oluşturan siyonist kuşatma Yemen’de engellendi. İsrail’in vesayet unsuru olan Birleşik Arap Emîrlikleri (BAE), Yemen’deki askerî varlığını sonlandırdı. Uzmanlar; Libya, Somali, Suriye, Irak, Lübnan, Sudan ve Yemen’i bölerek İslam dünyasını kuşatma hesapları yapan İsrail’in planını bozmada Türkiye’nin belirleyici aktör olduğunu savunuyor.
Yemenli Araştırmacı Dr. Abdullah Ali, ülkesinin durumunu “parçalanma” çekici ile “yeniden işleme” örsü arasındaki coğrafya olarak nitelendirdi. Yemen Hükûmeti ve Husiler arasındaki çatışmanın farklı ülke ile odaklar için fırsat unsuruna dönüştüğünü belirten Dr. Ali “İlk Hadramaut olayları (Aralık 2025), geleneksel ittifakı daha kırılgan hâle getirdi. Ardından BAE’nin askerlerini geri çekmesi Suud baskısına boyun eğmekti. BAE bundan sonra limanlardaki etkisini sürdürmek amacıyla yeni vekalet savaşlarına girişebilir. Bölgeyi bölme planında perde arkasındaki güç İsrail. Yemen’de olup bitenler Sudan’ın bölünmesinden ve Somali’nin parçalanmasından bağımsız değerlendirilemez. Yemen’in güneyinde ve Afrika Boynuzu’nda (Somaliland gibi) kırılgan varlıklar oluşturmayı amaçlayan bir strateji sadece İsrail çıkarları ile açıklanabilir. Amaç, büyük orta ülkelerin (Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye) Kızıldeniz’deki hegemonyasını kırmak ve sahayı küçük, kolay yönetilebilir güçler tarafından kontrol edilen koridora dönüştürmek” dedi.
BAE'ye 24 saat süre vermişlerdi: Yemen'de askeri varlıklarını sonlandırdılar!
RİYAD-ANKARA BELİRLEYİCİ
Dr. Abdullah Ali’ye göre Suudi Arabistan ve Türkiye ekseni bölgenin geleceğinde belirleyici role sahip. Dr. Ali “Bölünme tehdidi karşısında Riyad ile Ankara arasında gerekli bir ittifakın özellikleri öne çıkıyor. Suudi Arabistan’ın ‘küçük devletler’ projesinin önünü kesmek kendi geleceği açısından hayati önem arz ediyor. Bunun için Türkiye’nin askerî gücüne ve Somali ile Yemen’deki askerî, siyasi, diplomatik ağırlığıyla birlikte halk nezdinde var olan itibarına ihtiyacı var. Bu ittifak, Afrika-Arap coğrafyasının parçalanmasına karşı çekilebilecek yegane ‘direniş duvarı’dır.
İsrail merkezli çatışma zemininden Husiler ve İran ittifakının faydalandığı açık. 2026 Yemen jeopolitiği bize ‘resmi Cumhuriyet’ çatısı altında ‘çatışan bölgeler’ modeline doğru gidildiğini gösteriyor. Kuzeyde Husi varlığı sabit. Doğu (Hadhramaut) zaten Suud etkisinde. Esas fırtınanın kopacağı aks ise Güney (Aden): “merkezi devlet” projesi ile “ayrılık” projesi arasında bir yıpratma arenası olacak.
Sonuç itibarıyla Yemen’deki çatışma iç krizden ‘bölgesel kemik kıran bir savaşa’ dönüştü. Suudi Arabistan ve Türkiye’nin koordinasyondaki başarısı, siyonist bölünme planının başarısızlığı anlamına gelecektir. Burada ulusal egemenlik, büyük güçlerin (Çin, Rusya, Amerika) alacağı pozisyonla da bağıntılı olacak. Eski dünyanın kalbi Türkiye’nin dokunuşuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor” diye konuştu.
İsrail'in 'sözde Somaliland' adımına Türkiye'den kınama! Ankara'da Somali'ye tam destek
YENİ İTTİFAKLAR
Yılın son günlerinde Yemen’de yaşananların hem ülke içi dengelerde hem de uluslararası boyutta ittifaklara kapı araladığını kaydeden Yemenli bir başka uzman Hasan İsmail “Bu gelişmeler, geleneksel ittifakların sarsıldığını, dış aktörlerin çıkar ve güvenlik hesaplarının ayrıştığını açık şekilde ortaya koymuştur. BAE’nin Yemen’den çekilme kararı, Riyad-Abu Dabi ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmektedir. Bu süreç, Yemen’deki güç dengeleri kadar bölgesel ittifak yapısını da yeniden şekillendirme potansiyeline sahipti.; Suudi Arabistan’ın ‘kırmızı çizgi’ uyarıları ve BAE’nin stratejik hedef ayrışması, Orta Doğu’daki geleneksel diplomatik uyumun yerini daha parçalı bir güvenlik mimarisine bırakabileceğini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Enerji kılıfı altında skandal: BAE, Türkiye ve KKTC’yi yok saydı! Rumlara ücretsiz destek verdiği ortaya çıktı
ANKARA ZİYARETLERİ
BAE’yi “İsrail planlarının saha uygulayıcısı” olarak nitelendiren Afrika Araştırmacısı Umut Çağrı Sarı, Somali Devlet Başkanı ile Sudan Egemenlik Konseyi Başkanının Ankara ziyaretini tarihî niteliğe sahip gelişme olarak nitelendirdi. Sarı “Yemen ve Somaliland bağlamında konuşulması gereken arka plan gerçekliği İsrail’in Kızıldeniz ve Babülmendep hesapları. Siyonist rejim alelacele korsan Somaliland’ı bu sebeple tanımak gereği duydu. Çünkü Kızıldeniz ve Babülmendep küresel ticaretin can damarı. Koridorun güvenliği ise Somali’de Barbera Limanı ve Yemen’de Aden Körfezi’nin kontrolü ile doğrudan ilintili. Bu iki noktanın doğrudan ya da dolaylı İsrail’e bağlı olması planlanmıştı. Ankara-Riyad işbirliğiyle bu bağ koptu. Afrika-Kızıldeniz bölgesinde saflar netleşiyor. Sudan lideri bizden önce Suudi Arabistan’a uğradı. Suud ve BAE 2015’ten bu yana Yemen’de Husilere karşı savaşan ittifaktı. Şu an ittifak bozuldu” değerlendirmesinde bulundu. Umut Çağrı Sarı’ya göre bu ayrışma önümüzdeki günlerde Somali ve Sudan özelinde de derinleşerek devam edecek.
