Netanyahu'ya Beyaz Saray'da arka kapı şoku! İşler beklediği gibi gitmedi
Senatör Graham’ın cenazesi için gittiği Washington’da "arka kapıdan" kabul edilen İsrail Başbakanı Netanyahu, Oval Ofis’te beklemediği bir manzara ile karşılaştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmek üzere son 13 ayda 7. kez Washington’a gitti. Ancak iki lider arasında beş ay önce başlayan ve İran harekatıyla pekişen yakın iş birliği, yerini gergin bir diplomatik mesafeye bıraktı.
İsrail tarafının medya sızıntılarıyla görüşmeyi "zorla gerçekleştirmeye çalıştığı" iddiaları ve Trump’ın başlangıçtaki direnci nedeniyle haftalarca belirsizliğini koruyan buluşma, ancak Senatör Lindsey Graham’ın cenaze töreni vesilesiyle kesinleşti. Beyaz Saray’da alınan olağanüstü güvenlik önlemleri ve Netanyahu’nun kameralardan uzak tutularak binaya "arka kapıdan" alınması, Washington hattındaki kırılmayı gözler önüne serdi.
ZELENSKİY İLE BİR SAAT, NETANYAHU İLE BASINA KAPALI GÖRÜŞME
Beyaz Saray’daki diplomatik trafik sabah saatlerinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ziyaretiyle başladı.
Trump ile yaklaşık bir saat süren görüşen Ukrayna lideri ABD’nin sarsılmaz desteğine teşekkür ederek şunları söyledi:
"Amerika Birleşik Devletleri'nin sarsılmaz desteği için minnettarım. Patriot sistemleri için üretimi lisanslama konusunu ve ayrıca faydalı olabilecek diğer çeşitli fikirleri ele aldık. Ayrıca diplomasi hakkında da konuştuğumuz önemli bir görüşme oldu; diplomatik sürecin yeniden canlandırılması büyük önem taşıyor. Ekiplerimiz, gelecekteki iletişimlerinin detaylarını koordinate edecek."
Zelenskyy’nin ayrılmasından yalnızca 4 dakika sonra Oval Ofis’e ulaşan Netanyahu’nun ziyareti öncesinde basına kapalı geçeceği ve fotoğraf verilmeyeceği belirtilse de zirveden beklenen ilk görüntüler basına sızdı.
ABD merkezli CNN’in üst düzey yetkililere ve İsrailli kaynaklara dayandırdığı habere göre, geçmişte kırmızı halı, sıcak el sıkışmaları ve ortak mesajlarla ilan edilen o pembe tablo tamamen dağıldı. Savaşın uzaması, Lübnan’daki bombardımanlar ve Washington’ın Türkiye politikası iki müttefik arasında benzeri görülmemiş bir kriz doğurdu.
KIRMIZI HALIDAN KÜFÜRLÜ ÖFKE PATLAMALARINA
CNN’in yayımladığı perde arkası analizde, iki liderin Şubat ayındaki son görüşmelerinden bu yana ilişkilerin dramatik biçimde bozulduğu vurgulandı. Savaşın ilk döneminde hevesle yürütülen askeri koordinasyon, Tahran rejiminin pes etmemesi ve çatışmaların ölümcül bir çıkmaza girmesiyle Trump’ın öfkesine dönüştü. Bir ABD’li yetkili, Trump’ın kapalı kapılar ardındaki özel toplantılarda küfürler savurarak memnuniyetsizliğini dile getirdiğini belirtti.
Netanyahu’nun Washington ziyaretini zorla ayarlamaya çalıştığı, medya sızıntıları yoluyla Beyaz Saray üzerinde baskı kurmak istediği haberleri ise Amerikan tarafında rahatsızlık oluşturdu. Ziyaret öncesinde Fox News’e konuşan Trump, Netanyahu’nun İran’ın nükleer tesislerine ilişkin yeni istihbarat paylaşma planına cevap vererek, bu durumun kendisini sürece dahil tutma gayretinden ibaret olduğunu söylemişti.
"ARTIK HERKES SENDEN NEFRET EDİYOR": BEYAZ SARAY’DA DERİN ÇATLAK
İran konusundaki hedeflerin sapması Beyaz Saray’daki gerilimi tırmandırırken, Lübnan ve Gazze’deki durum da yeni bir kriz alanına dönüştü. Trump’ın, ateşkesi tehdit eden Lübnan bombardımanları nedeniyle Netanyahu’yu telefon görüşmelerinde "deli" ve "zor bir insan" olarak nitelediği aktarıldı. Axios’un haberine atıf yapan CNN, Trump’ın Haziran ayındaki bir görüşmede Netanyahu’ya doğrudan, "Artık herkes senden nefret ediyor, bu yüzden herkes İsrail’den nefret ediyor" dediğini yazdı.
İlişkilerdeki soğukluk kabine düzeyine de yansıdı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail kabinesini İran ile yürütülen müzakereleri sabote etmekle ve Amerikan kamuoyunu kışkırtmakla suçlayarak Tel Aviv’in elindeki tek güçlü müttefiki uzaklaştırdığı uyarısında bulundu. Netanyahu ise güvenlik kabinesine yaptığı bilgilendirmede, Washington’ın İsrail güçlerini Lübnan, Gazze ve Suriye’den tamamen çekmek istediğini ancak kendisinin bu taleplere direnme kararı aldığını ifade etti.
ANKARA RESTİ: "TÜRKİYE MÜTHİŞ BİR MÜTTEFİK, BANA KİMSE DİKTE EDEMEZ"
Zirve öncesinde masayı sarsan en kritik başlıklardan biri de Washington’ın Türkiye’ye yönelik F-35 hayalet savaş uçağı satışı planları oldu. İsrail tarafı, Türkiye’ye verilecek F-35’lerin ve ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşmasının İsrail’in bölgedeki niteliksel askeri üstünlüğünü tehlikeye atacağını savunarak diplomatik kanalları zorladı.
Ancak Trump, Netanyahu’nun bu girişimlerine karşı kapıyı tamamen kapattı. Türkiye’ye yapılacak savaş uçağı satışları sorulduğunda Trump, ABD’nin silah satış şartlarını kendisinden başka hiçbir gücün dikte edemeyeceğini belirterek Türkiye’yi "müthiş bir müttefik" olarak tasvir etmişti.
Ekim ayındaki İsrail genel seçimleri öncesinde Washington’dan umduğu coşkulu desteği alamayan ve kameralardan uzak tutularak Beyaz Saray’a adeta "arka kapıdan" kabul edilen Netanyahu, uğradığı bu ağır diplomatik yenilginin gölgesinde Tel Aviv’e dönmeye hazırlanıyor.
