Savaşın ağır bedeli! İran'a saldırılar hem mutfağı hem doğayı hedef aldı
ABD ve İsrail'in saldırıları Orta Doğu'yu ekolojik ve ekonomik bir uçuruma sürüklüyor. Enerji tesislerine yönelik saldırıların sonuçları geniş bir coğrafyayı tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı'ndaki aksama ise küresel gıda krizini tetikleyecek boyuta ulaştı.
ABD ve İsrail’in İran’daki petrol rafinerilerini ve stratejik enerji tesislerini hedef alan bombardımanı, bölgeyi sadece savaşın değil, sınırları aşan devasa bir çevre felaketinin pençesine itti. Tahran semalarını kaplayan simsiyah dumanlar, yağışla birleşerek şehre adeta "petrol" ve "zehir" olarak inmeye başladı.
Uzmanlara göre petrol depolarının vurulmasıyla atmosfere yayılan hidrokarbon, kükürt ve azot oksit gazları ciddi hava kirliliğine yol açtı.
Gökyüzünden zehir yağıyor! İran'daki 'petrol yağmuru' Türkiye'yi vurur mu? Orhan Şen'den korkutan 'rüzgar' uyarısı
Bu gazların yağışla birleşmesi durumunda asit yağmuru oluşabileceği ve bunun hem insan sağlığını hem de tarım alanlarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
COĞRAFYA TEHDİT ALTINDA
Saldırıların bir diğer boyutunu ise nükleer ve radyasyonla bağlantılı tesisler oluşturuyor. Uzmanlara göre tesislerdeki radyoaktif materyallerin zarar görmesi durumunda ortaya çıkabilecek kirlenme, rüzgâr ve atmosfer koşullarına bağlı olarak geniş bir coğrafyayı etkileyebilir.
Bölgesel etkiler açısından Türkiye de olası riskler arasında gösteriliyor. Meteoroloji ve çevre uzmanları, Orta Doğu’daki büyük petrol yangınlarından çıkan kirletici parçacıkların uygun rüzgâr koşullarında Doğu Akdeniz ve Türkiye’nin doğu bölgelerine kadar taşınabileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlara göre şu anki veriler Türkiye’de doğrudan bir radyasyon tehlikesi bulunduğunu göstermiyor. Buna rağmen uzun süreli yangınlar ve yoğun hava kirliliğinin bölgesel atmosferi etkileyebileceği ifade ediliyor.
İran'da radyasyon alarmı! Tesiste ciddi hasar meydana geldi
GÜBRE FİYATLARI HIZLA YÜKSELECEK
Savaşın etkileri yalnızca cephe hattıyla sınırlı kalmıyor; küresel ekonomi ve gıda zinciri de ciddi baskı altında. Amerikan gazetesi The New York Times’ın analizine göre bölgedeki çatışmalar, dünyanın en kritik tarım girdilerinden biri olan gübre tedarik zincirini de riske soktu.
Petrol zengini Körfez ülkeleri aynı zamanda önemli petrokimyasal gübre üreticileri arasında yer alıyor. Fabrikalarda üretim sürse de, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle sevkiyatların dünya pazarlarına ulaşması büyük ölçüde aksadı.
Uzmanlara göre boğazın kapalı kalması durumunda küresel piyasalarda gübre fiyatlarının hızla yükselmesi bekleniyor. Bu artışın çiftçilerin gübre kullanımını azaltmasına, bunun da üretimi düşürerek dünya genelinde gıda fiyatlarının daha da pahalı hale gelmesine yol açabileceği belirtiliyor.
Petrol 200 doları aşarsa! Saldırılara karşı 'hezimet' uyarısı
DOLAR DEĞER KAZANDI, MALİYETLER ARTACAK
Uluslararası Gübre Birliği verilerine göre İran, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn küresel gübre üretiminde kilit rol oynuyor. Bu ülkeler fosfat gübre üretiminin yaklaşık beşte birini, üre ticaretinin ise üçte birinden fazlasını karşılıyor.
Krizi derinleştiren bir diğer unsur ise doların değer kazanması. Gübre ticaretinin büyük ölçüde ABD dolarıyla yapılması, savaş ortamında yükselen dolar nedeniyle çiftçilerin maliyetini daha da artırıyor. Bu durum birçok ülkede gübreyi daha pahalı ve erişilmesi zor bir ürün haline getiriyor.
