Türkiye için Eurofighter vitesi! İngiltere üretimi neredeyse 2 katına çıkaracak
Savunma sanayii devi BAE Systems, Türkiye’nin filoya katılımı ve artan ihracat taleplerini karşılamak amacıyla Eurofighter Typhoon üretim kapasitesini neredeyse iki katına çıkarma kararı aldı. Şirketin CEO'su Charles Woodburn, yıllık 12 ila 14 adet olan imalat hızının planlandığı şekilde 30 uçağa yaklaşacağını açıkladı.
BAE Systems CEO’su Charles Woodburn, mevcut sipariş stokunu tamamlamak ve Türkiye’ye yapılacak teslimat taahhütlerini zamanında karşılamak adına Eurofighter Typhoon üretim temposunu hızlandırdıklarını duyurdu.
Türkiye'nin Eurofighter ortaklığına dahil olmasıyla birlikte program genelindeki büyümenin hız kazandığına işaret eden Woodburn, yeni ihracat potansiyellerinin kesin siparişe dönüşmesi halinde üretim oranının daha da yukarılara çekilebileceği bilgisini verdi.
Şirketin Avrupa merkezli büyüme stratejisinde Typhoon platformunun kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Woodburn MBDA, Hagglunds ve Bofors gibi birimlerle birlikte bölgesel genişlemenin ana itici güçlerinden birinin bu uçaklar olduğunu kaydetti.
GCAP VİZYONU VE APKWS ENTEGRASYONU
BAE Systems, uçağın uzun vadeli operasyonel kabiliyetlerini korumak adına modernize çalışmalarını da sürdürüyor.
Şirket, 2030’ların ortasında envantere girmesi hedeflenen Küresel Muharip Hava Programı (GCAP) kapsamındaki yeni nesil savaş uçaklarını geliştirirken, Typhoon’u uzun yıllar hizmet verecek tamamlayıcı bir ana platform olarak değerlendiriyor.
Bunun yanı sıra, uçağa APKWS lazer güdümlü roketlerin hızlı entegrasyonu, değişen tehdit konseptlerine verilen cevabın somut bir örneği olarak gösterildi. Özellikle Körfez bölgesindeki kullanıcıların, insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve hava sahası savunmasında uygun maliyetli hassas füze sistemlerine entegrasyon ihtiyacına vurgu yapıldı.
İLK KEZ ORTAYA ÇIKTI
Öte yandan Türkiye'nin tedarik sürecini yürüttüğü Eurofighter Typhoon savaş uçakları, İtalya tarafından Suudi Arabistan, Kuveyt ve Bahreyn'in hava sahasının korunması amacıyla Körfez'e konuşlandırıldı. İtalya'nın yaklaşık 700 personelle yürüttüğü görev ilk kez ayrıntılarıyla ortaya çıktı.
"Task Force Air – Arabia" ve "Task Force Land – Arabia" adı verilen görev güçleri kapsamındaki konuşlandırma, İtalyan gazeteci Fausto Biloslavo’nun haberine kadar büyük ölçüde kamuoyunun dikkatinden uzak kaldı. Bölgede konuşlandırılan birlik, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Bahreyn’e dağıtılmış yaklaşık 400 İtalyan Hava Kuvvetleri personeli ile 300 kişiden oluşan kara gücünden meydana geliyor. Operasyonların ana ileri üssü olarak ise Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz yakınlarındaki Al Taif (Kral Fahd) Hava Üssü kullanılıyor.
İtalyan askeri varlığı yalnızca Eurofighter jetleriyle sınırlı kalmıyor. Erken uyarı, hava gözetimi ve komuta-kontrol işlevlerini yerine getiren E-550A CAEW uçakları ile donatılmış Argo Görev Grubu, stratejik istihbarat akışı sağlıyor. Bunun yanı sıra taktik nakliye ve tıbbi tahliye için C-130J uçakları, Kuveyt Hava Kuvvetlerine teknik destek veren AN/TPS-77 hava savunma radarları ve insansız hava araçlarına karşı ACUS-E anti-drone sistemleri aktif olarak görev yapıyor. Kara unsurları tarafında ise hava ve füze savunması amacıyla bir SAMP/T bataryası, Suudi Arabistan ve Bahreyn'de konuşlu KRONOS radarları ile BAE’de yer alan bir Skynex uçaksavar topçu bataryası konuşlandırılmış durumda.
KUVEYT'TEKİ İRAN SALDIRISI
İtalyan birliklerinin bölgedeki varlığı, Mart 2026'da Kuveyt'teki Ali Al Salem Hava Üssü'ne düzenlenen İran saldırısıyla kritik bir safhaya taşındı. İtalyan unsurlarının doğrudan etkilendiği bu saldırı sonucunda İtalyan Hava Kuvvetleri'ne ait bir adet MQ-9A Reaper insansız hava aracı tamamen imha edilirken, görevdeki Eurofighter Typhoon savaş uçaklarından biri de ağır hasar aldı.
Saldırının ardından üste bulunan diğer üç Eurofighter jeti güvenlik gerekçesiyle birkaç gün içinde İtalya'ya geri çekilse de operasyonel süreç kısa sürede yeniden yapılandırıldı. İtalyan Hava Kuvvetleri, 2026 yılının Mart ayının sonlarına doğru jetlerini Suudi Arabistan'ın batısındaki Al Taif Hava Üssü'ne kaydırarak bölgedeki devriye ve koruma görevlerini buradan sürdürmeye başladı. Bu üs, hem İran kaynaklı tek yönlü kamikaze İHA'lar ile füze tehditlerinin standart menzilinin dışında kalması hem de Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Eurofighter altyapısına ev sahipliği yapması sebebiyle stratejik bir koruma kalkanı sunuyor.
