ABD ve İran arasında 14 maddelik gizli mutabakat!
Axios’un Beyaz Saray kaynaklarına dayandırdığı özel habere göre, ABD ve İran 28 Şubat’tan bu yana süren savaşı bitirecek "tek sayfalık" bir mutabakat metni üzerinde anlaşmaya çok yakın.
- İddialara göreİran, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu ülke dışına çıkarmayı kabul etti.
Axios’un haberine göre, Beyaz Saray ve İranlı yetkililer, savaşı sona erdirecek ve nükleer müzakerelerin çerçevesini çizecek 14 maddelik bir Mutabakat Zaptı (MOU) üzerinde uzlaşmak üzere.
ABD’li üst düzey yetkililer, tarafların savaşın başlangıcından bu yana barışa hiç bu kadar yakın olmadığını açıkladı.
WİTKOFF VE KUSHNER DEVREDE
Perde arkasında yürütülen gizli diplomasinin başrolünde Trump’ın özel elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner bulunuyor. Müzakere edilen metin, bölgedeki savaşın resmen sona erdiğini ilan ederken, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve yaptırımların kaldırılması için 30 günlük "kritik bir müzakere dönemi" başlatıyor. Eğer anlaşma imzalanırsa, müzakerelerin İslamabad veya Cenevre'de devam etmesi bekleniyor.
İRAN'DAN TAVİZ: NÜKLEER MALZEME ABD'YE Mİ GİDİYOR?
Anlaşmanın en çarpıcı maddesi ise İran’ın bugüne kadar "kırmızı çizgim" dediği nükleer stoklarla ilgili. İddiaya göre İran, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu ülke dışına çıkarmayı kabul etti. Masadaki en güçlü seçenek ise bu tehlikeli malzemenin doğrudan ABD’ye nakledilmesi. Ayrıca nükleer zenginleştirme faaliyetlerine 12 ile 15 yıl arasında bir "moratoryum" (duraklatma) getirilmesi planlanıyor.
MİLYARLARCA DOLAR SERBEST KALACAK, ABLUKA KALKACAK
Mutabakatın hayata geçmesi durumunda, ABD dünya genelinde dondurulmuş olan milyarlarca dolarlık İran fonunu kademeli olarak serbest bırakacak. Buna karşılık İran, Hürmüz Boğazı’ndaki korsanlık faaliyetlerine ve gemi kısıtlamalarına son verecek. ABD deniz ablukası da 30 günlük süre zarfında kademeli olarak gevşetilecek.
PAKİSTAN’DAN "KALICI ANLAŞMA" UMUDU
ABD ve İran arasındaki gerilimin düşürülmesinde kilit bir rol üstlenen Pakistan’dan barış mesajları yükseliyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, sürece ilişkin yaptığı açıklamada, çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine verdikleri önemine değindi. Başbakan Şerif, "Mevcut sürecin, bölge ve ötesi için kalıcı barış ve istikrarı garanti eden kalıcı bir anlaşmaya varmasını çok umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.
İRAN'IN TEKLİFİ NEYDİ
Al Jazeera ve Al Arabiya İran’ın Pakistan aracılığıyla ABD’ye sunduğu son barış önerisiyle ilgili yeni ayrıntılara ulaştı.
Üç aşamadan oluşan planın merkezinde, bölgedeki tüm aktörleri kapsayan bir "güvenlik kalkanı" ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden dünya trafiğine açılması yer alıyor.
İLK HEDEF: 30 GÜNDE KALICI BARIŞ
İran’ın masaya koyduğu önerinin en kritik halkasını 30 günlük takvim oluşturuyor. Teklifin ilk aşamasında, mevcut ateşkesin en geç bir ay içinde tam bir savaş sona erdirme anlaşmasına dönüştürülmesi amaçlanıyor. Söz konusu süreçte Tahran ve Washington arasında "saldırmazlık taahhüdü" imzalanması öngörülürken, verilecek güvencenin bölgedeki İran müttefiklerini ve İsrail’i de kapsaması teklif edildi.
Plan uyarınca ABD güçleri İran deniz sınırlarından çekilecek, Hürmüz Boğazı ve İran limanları ise eş zamanlı olarak kademeli şekilde trafiğe açılacak.
NÜKLEER PROGRAMDA 15 YILLIK "DONDURMA" TEKLİFİ
Tahran yönetimi, nükleer altyapısını koruma şartıyla zenginleştirme faaliyetlerinde ciddi tavizler vermeye hazır olduğunu ileri sürüldü. İkinci aşama kapsamında sunulan nükleer reçete şu maddeleri içeriyor:
Uranyum zenginleştirme oranı yüzde 3,5 seviyesinde sabitlenecek ve mevcut stoklar kademeli olarak azaltılacak.
Zenginleştirme işlemlerinin 15 yıla kadar tamamen dondurulması tartışmaya açıldı.
Yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoklarının yurt dışına nakledilmesi veya zenginleştirme oranının düşürülmesi arasında seçim yapılması önerildi.
Ayrıca İran, dondurulan fonların serbest bırakılmasını ve yaptırımların kaldırılmasını sağlayacak net bir mekanizmanın kurulmasını şart koştu.
BÖLGESEL GÜVENLİK İÇİN STRATEJİK DİYALOG
Planın üçüncü ve son aşamasında ise Tahran, yalnızca ABD ile değil, Arap dünyası ve bölgesel komşularıyla da masaya oturmayı planlıyor. Tüm bölgeyi kapsayan ortak bir güvenlik sistemi inşa etmek amacıyla stratejik bir diyalog süreci başlatılması öngörülüyor.
