Öğretmen krizine karşı ‘Türk modeli’ önerisi: Dünyada kıtlık var Türkiye’de bolluk!
Batı’da sınıflar boş, Türkiye’de 700 bin öğretmen atama bekliyor... Avrupa ve ABD tarihinin en büyük eğitim kriziyle boğuşurken; uzmanlar, Türkiye’deki genç öğretmen potansiyelinin bir ‘devlet politikasıyla’ küresel bir fırsata dönüştürülebileceğine dikkat çekiyor.
Avrupa ve ABD'de yaşanan ciddi öğretmen açığına karşılık Türkiye'deki büyük öğretmen fazlası, iki bölge arasında resmi bir iş birliğiyle bir köprü kurulması potansiyelini doğuruyor.
- Avrupa ve ABD'de (özellikle Almanya, Fransa, İsveç) matematik, fizik ve bilişim gibi alanlarda ciddi öğretmen açığı yaşanıyor.
- Bu açık, mevcut öğretmenlerin yaşlanması, mesleğin cazibesini yitirmesi, artan enflasyon ve ağır iş yükü gibi nedenlerle derinleşiyor.
- Türkiye'de ise 600 bine yakın atama bekleyen öğretmen varken, her yıl 100 bin yeni mezun sektöre katılıyor.
- Avrupa, Türkiye'den gelen öğretmenlerin denklik süreçlerini kolaylaştırmaya başlamış durumda.
- Eğitim uzmanları, Türkiye'deki öğretmen potansiyelini Avrupa'daki açıkla buluşturmak için YÖK ve üniversitelerin aktif rol alacağı resmi bir devlet politikası öneriyor.
- Önerilen model, öğretmenlere yurt dışı adaptasyon ve dil eğitimi verilerek, belirli bir süre Avrupa'da hizmet vermelerini ve Türkiye adına stratejik elçi olmalarını içeriyor.
MAHMUT ÖZAY - Son yıllarda Avrupa’da ciddi bir öğretmen açığı bulunuyor ve bu durum 2026 yılı itibarıyla kıtanın en büyük eğitim krizlerinden biri hâline gelmiş durumda. Avrupa Komisyonu ve UNESCO verilerine göre, AB üyesi 27 ülkenin 24’ünde (başta Almanya, Fransa ve İsveç olmak üzere) öğretmen pozisyonları doldurulamıyor.
Bakan Tekin duyurdu: Öğretmen eğitiminde, hangi ilde hangi branş eğitim görecek?
Matematik, Fizik ve Bilişim alanlarında uzman eğitimci bulmak artık neredeyse imkânsız. Mevcut öğretmenlerin yaşlanması ve gençlerin mesleği seçmemesi uçurumu büyütüyor. Artan enfl asyon ve ağır iş yükü nedeniyle öğretmenlik AB’de cazibesini yitiriyor. Mühendislik veya diğer sektörlerden mezun olanların kısa süreli pedagojik formasyonla öğretmenliğe geçişi teşvik ediliyor. Bu özellikle Almanya’da çok yaygın... Ya da emeklileri göreve çağırma yoluna gidiyor.
Bu sorun ABD’de de yaşanıyor. 2025-2026 eğitim yılı verilerine göre ülke genelinde yaklaşık 56 bin dolayında tamamen boş öğretmen pozisyonu olduğu tahmin ediliyor. Asıl çarpıcı rakam ise nitelikli öğretmen eksikliğinde: Yaklaşık 350 bin pozisyonun, o branşta tam sertifi kası olmayan veya “geçici izinli” kişiler tarafından doldurulduğu belirtiliyor. Her yıl ortalama 270 bin öğretmen emeklilik veya mesleği bırakma (yorgunluk, düşük maaş vb.) nedeniyle sistemden ayrılıyor. Florida, Mississippi, Alabama, Batı Virginia, New Mexico ve Kansas gibi eyaletler öğrenci başına düşen öğretmen açığında başı çekiyor.
BİZDE DURUM TAM TERSİ
Ülkemizde ise durum tam tersi ve bir işsiz öğretmen ordusu var. Devlet ve özel olmak üzere toplam 96 üniversitede şu an 242 bin öğrenci fakültelerde öğretmen olmak için eğitim alıyor. Havuzda ise 600 bine yakın öğretmen atama bekliyor. Her yıl da 100 bin mezun, öğretmenlik için MEB’in kapısını çalıyor. Fakültelere öğrenci alınmasa bile son mezunlarla havuzda toplam 700 bin genç öğretmen olacak. Ortalama yıllık 10 bin atama düşünüldüğünde bunun erimesi bile sadece 70 sene sürebilir...
DENKLİKTE KOLAYLIK
Avrupa’daki eğitim krizi o kadar derinleşti ki Türkiye’den gelen öğretmenlerin denklik süreçlerini kolaylaştırmak için yerel düzenlemeler yapmaya başladı. Bu tablo akıllara “Türkiye’deki öğretmen potansiyeli ile Avrupa’daki devasa açık arasında bir ‘arz-talep’ dengesi kurulabilir mi” sorusunu getirdi.
“BİR KÖPRÜ KURULABİLİR”
Eğitim Uzmanı Onur Soğuk ile konuştuk. Avrupa’daki açığın bireysel çabalardan ziyade resmî bir devlet politikasıyla fırsata çevrilebileceğini belirten Onur Soğuk “Üniversitelerin eğitim fakülteleri, ihtiyaç duyan ülkelerle protokoller imzalayarak köprü kurmalı” dedi. Soğuk, YÖK’ün bu süreçte aktif rol alarak kurumsal iş birlikleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
“HİÇ TALEP OLMADI”
Avrupa’da en kritik açığın Fen Bilimleri alanında yaşandığını hatırlatan Soğuk, geçtiğimiz yıl Avrupa’da bazı üniversitelerin fen bilgisi öğretmenliği bölümlerine hiç öğrenci kaydedemediğine dikkat çekti. Türkiye’nin genç ve dinamik öğretmen gücünün, özellikle bu “boş kalan” kadrolar için en büyük aday olduğunu belirtti.
“BEYİN GÖÇÜ” DEĞİL
Bir beyin göçü şeklinde öğretmenlerin tamamen kaybedilmesi değil, belirli bir süre (5-10 yıl) Avrupa’da hizmet verilmesini teklif eden Onur Soğuk, önerdiği modeli şöyle anlattı: Öğretmenlere gitmeden önce Türkiye’de hızlandırılmış bir “yurt dışı adaptasyon” ve dil eğitimi verilir. İlk aşamada “yardımcı öğretmen” olarak sisteme dâhil edilip, uyum süreci hızlandırılır. Böylelikle de atama bekleyen öğretmenler üzerindeki baskı azalır. Aynı zamanda bunlar o ülkelerde Türkiye adına stratejik birer elçi olurlar.
FAKÜLTELER CANLANIR
Atama problemleri sebebiyle “havası sönmüş” olan eğitim fakültelerinin bu vizyonla yeniden canlanabileceğini belirten Soğuk “Batı, geçmişte bizden işçi aldı; şimdi ise kaliteli hizmet sektörü ve eğitimci bekliyor. Bu süreci erken okuyan kazanır” dedi.
