İslami finans nedir? İslami finansın temel prensipleri
İslami finans anlayışı, 20. yüzyılda yeniden önem kazanırken faizsiz finans kuruluşları da yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya genelinde yaygınlaşmaya başladı. Peki, İslami finans Nedir? İslami finansın temel prensipleri neler?
- İslami finans, Kur'an, sünnet, icma ve kıyasa dayandırılmıştır.
- Toplumun menfaati ile bireysel yararın dengelenmesi esastır.
- Mikro düzeyde girişim özgürlüğü ve rekabet esastır.
- Makro düzeyde devletin yasalara dayanarak yönlendirici olması benimsenmiştir.
- Emek, helâl kazancın ve mülkiyetin temel kaynağı sayılmıştır.
- İslami finansın temel ilkeleri arasında ahlaki değerleri göz önünde bulundurmak, faizsiz çalışmak, finansal kaynaklarla reel değer üretmek, kâr ve zararı paylaşmak, ortaklık esasına göre faaliyette bulunmak, para ticareti ve haksız kazanç sağlayan işlemlerle uğraşmamak ve açık ve net işlemlerle uğraşmak yer alır.
İslami finans; insanı merkeze alan, üretim-tüketim, arz-talep ve çalışma-hayat arasındaki dengeyi adalet temelinde sağlamayı amaçlayan faizsiz ekonomik sistem anlayışı olarak tanımlanır. Bu sistem, ekonomik faaliyetlerin toplumsal denge, etik değerler ve paylaşım esasına uygun şekilde yürütülmesini hedefler.
İSLAMİ FİNANS DÜŞÜNCESİ
İktisadi yapı, Ku’ran, sünnet, icma ve (kıyas) dayandırılmıştır.
Toplumun menfaati ile bireysel yararın dengelenmesi esastır.
Mikro düzeyde girişim özgürlüğüne yer verilmiş ve rekabet esastır.
Makro düzeyde devletin yasalara dayanarak yönlendirici benimsenmiştir.
Emek, helâl kazancın ve mülkiyetin temel kaynağı sayılmıştır.
Faizsiz birikim yaparken nelere dikkat edilmeli?
İSLAMİ FİNANSIN TEMEL İLKELERİ
Görselde yer alan İslami finansın temel ilkeleri şunlardır:
Ahlaki değerleri göz önünde bulundurmak
Faizsiz çalışmak
Finansal kaynaklarla reel değer üretmek
Kâr ve zararı paylaşmak
Ortaklık esasına göre faaliyette bulunmak
Para ticareti ve haksız kazanç sağlayan işlemlerle uğraşmamak
Açık ve net işlemlerle uğraşmak
Neden faizsiz birikim? Faizsiz birikim avantajları
GÜNÜMÜZ EKONOMİK KRİZLERİ VE İSLAM İKTİSADININ YAKLAŞIMI
Karşılaşılan bütün iktisadi sorunlar ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin arzı ile talebi arasındaki dengesizliklerden; üretim kaynaklarının paylaşımındaki adaletsizliklerden kaynaklanır.
Kapitalizme karşı 18. yüzyılda sosyalizm alternatif olarak doğmuş ama zamanla siyasi tekele dayanan bir devlet kapitalizmine dönüşmüştür.
Bugün insanlığın sorunlarına karşı mevcut sistemler çözüm üretememekte ve karşılaşılan sorunlar tarihin kırılma noktalarını oluşturmaktadır.
İslâm iktisadı mevcut kapitalist sistemin iktisadi ilişkilerinin dayandığı “menfaat çatışması” paradigması yerine iktisadi ilişkileri “menfaat uyumu” paradigmasına dayandırmaktadır.
