28 Şubat zihniyeti yeniden sahnede: Laiklik maskesi altında İslam’ı hedef aldılar
Sözde aydın 168 kişinin İslam’ı hedef alan bildirisi büyük tepki çekti. Tarihçi-yazar Alpsoy, “Biz dine karşı değiliz söylemleri kocaman bir yalan” dedi.
- Aralarında İlhan Cihaner, Ayşe Kulin ve Müjde Ar gibi isimlerin de bulunduğu 168 kişi, "Laikliği savunuyoruz" başlıklı bir bildiriye imza attı.
- Bildiri, 28 Şubat dönemini hatırlatan üslubu ve İslamî değerlere yönelik ithamları nedeniyle kamuoyunda büyük rahatsızlık oluşturdu.
- Metinde, Türkiye'nin "ABD ve İsrail tarafından Talibanlaştırma baskısı altında olduğu" ve "siyasal İslamcı rejim" gibi ifadelerle ülkenin gericiliğe sürüklendiği iddia edildi.
- Bildirinin hazırlanmasında Millî Eğitim Bakanlığı'nın okullarda başlattığı ramazan ayı etkinliklerinin etkili olduğu öne sürüldü.
- Tarihçi Said Alpsoy, bildiriyi "akıl tutulması" ve ramazan kutlamalarına yönelik tepkileri "gözü dönmüş İslam düşmanlığı" olarak nitelendirdi.
EMRAH ÖZCAN / ANKARA - Aralarında İlhan Cihaner, Ayşe Kulin, Müjde Ar, Rutkay Aziz ve Onur Akın’ın da olduğu sözde yazar, akademisyen, sanatçı, gazeteci ve bazı meslek odası temsilcilerinden 168 kişi kamuoyunda büyük tepki çeken bir bildiriye imza attı. “Laikliği savunuyoruz” başlığıyla yayımlanan metin, 28 Şubat sürecini hatırlatan üslubu ve İslamî değerlere yönelik ithamlarıyla büyük rahatsızlık oluşturdu.
Toplumsal uzlaşının arandığı şu günlerde, milletin inancı, kültürü ve kadim medeniyet birikimi üzerinden yürütülen tartışmaların yeniden alevlendirilmek istenmesi art niyetli olarak değerlendiriliyor. Söz konusu bildiride, laiklik kavramının bir defa daha İslam’a karşı ideolojik bir araç gibi kullanılması, Türkiye’nin “ABD ve İsrail tarafından Talibanlaştırma baskısı altında olduğu”, “siyasal İslamcı rejim” gibi ifadelerle ülkenin gericiliğe sürüklendiğinin iddia edilmesi maksatlı ifadeler olarak ele alınıyor.
Yılmaz Güney çıkışı dikkat çekmişti! Savcı Yavuz Engin iki sanatçıyı örnek gösterdi
RAHATSIZLIKLARI RAMAZANA
Bildirinin hazırlanmasındaki etkenlerden birisinin ise MEB tarafından okullarda başlatılan ramazan ayı etkinlikleri olduğu iddia ediliyor. Türkiye’de laiklik, anayasal çerçevede din ve vicdan özgürlüğünün teminatı olarak tanımlanırken; her inanç grubunun inancını özgürce yaşayabilmesi ve devletin bu özgürlüğü güvence altına alması şeklinde yorumlanıyor. Ancak söz konusu bildiride, laiklik kavramının bir kez daha İslam’a karşı ideolojik bir araç gibi kullanılması eleştirileri artırıyor.
TAM BİR AKIL TUTULMASI
Açıklamaya tepki gösteren tarihçi araştırmacı yazar Said Alpsoy, “Tanzimat Fermanı’ndan bugüne kadar Türkiye için iki tane temel alternatif var, ya İslam ya Batı. Batı’nın Türkiye’yi İslam’a itmesini düşünmek ve bütün komplo teorilerine bunun üzerine inşa etmek için insanın ya baştan kötü niyetli olması lazım ya da çok aptal olması lazım. Çünkü Batı için olması gereken Türkiye, Batılılaşmış ve Batı sistemi içerisine çekilerek kontrol altına alınmış bir Türkiye’dir. Kendi stratejik çıkarı Batılılaştırma iken, kendi eliyle içten içe zorlayarak Türkiye’yi İslamlaştırmaya çalıştığını düşünmek çok büyük bir akıl tutulmasıdır. Bütün güncel iddialar da muhtemelen bu akıl tutulmasının hezeyanları” dedi.
YALANLARI İSPAT EDİLDİ
Alpsoy, son dönemde on bir ayın sultanı ramazan ayı kutlamalarına yönelik tepkilere ise “Öteden beri bu şahısların bir temel argümanı vardır. Derler ki ‘biz dine, imana, ibadet, ahlak ve namaza karşı değiliz. Biz dinin siyasete alet edilmesine karşıyız.’ Bunun böylelikle kocaman bir yalan olduğunu ispat etmiş oluyorlar. Çünkü ramazan ayı kutlaması ve onunla bağlantılı ibadetler dinin siyaset şeriat boyutuyla alakalı değildir. İbadet ve ahlak boyutuyla alakalıdır. Günümüzde şeriatla ve siyasetle hiçbir alakası olmadığı hâlde ramazana ait birtakım hazırlıkları doğrudan düşmanlık sebebi yapmaları, özünde bunları gözü dönmüş İslam düşmanları yapar” değerlendirmesini yaptı.
