Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Çelik, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un, PKK'lı teröristle çektirdiği fotoğrafları ortaya çıkan HDP'li Semra Güzel'le ilgili "Ağır bir suçlama içeren dosyalarla ilgili dokunulmazlığın kaldırılması gerekir" sözlerine destek verdi. Çelik, "Sayın Şentop Yüce Meclis’in hukukunu korumak, Yüce Meclis’in asaletini, onurunu korumak için gerekli açıklamayı yapmıştır. Bir Meclis Başkanı olarak bu Gazi Meclis’in böyle çirkin görüntüyle yan yana gelmemesi için gerekli irade ortaya koymuştur. Sayın Meclis Başkanımızı buradan tebrik ediyoruz." dedi. 

Teröristle fotoğrafı ortaya çıkmıştı, HDP'li Semra Güzel hakkında fezleke hazır Teröristle fotoğrafı ortaya çıkmıştı, HDP'li Semra Güzel hakkında fezleke hazır Öldürülen PKK'lı teröristle fotoğrafı basına yansıyan HDP Milletvekili Semra Güzel hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezleke, Adalet Bakanlığına teslim edildi.

Çelik, "Dünyanın hiçbir demokrasisi egemenliğini yok etmek isteyen, hukuk devletini yok etmek isteyen terör karşısında taviz veremez. Meclis imkanları terör propagandasına dönüştürüldü. Kendisine saygısı olan bir devlet buna müsaade etmez. Meclis Başkanımız yüce Meclis'in böyle bir lekeyi kabul etmeyeceğini, görevini yerine getirileceğini ifade etti. Başkanın yaptığı açıklama yüce Meclis'in onurunun, saygınlığının korunması açısından önemli bir açıklamadır. TBMM Başkanı'nı bir kez daha tebrik ediyoruz." dedi.

Ömer Çelik'in gündeme dair yapmış olduğu açıklamalardan önemli satır başları ise şu şekilde;

KILIÇDAROĞLU'NA TEPKİ: BU KUTUPLAŞTIRMA SİYASETİDİR
Bu sürekli olarak siyasette kutuplaşmadan, gerginliğin ve tansiyonun yükselmesinden bahsediliyor. Bu genel olarak muhalefetin siyasetçileri dile getiriyor. Tabi siyasette farklı görüşler olur. Burada farklı bir şey var. Öğretmenler gününde Kılıçdaroğlu, AK Parti'ye destek veren öğretmenleri hedef göstermişti. Bu kutuplaştırma siyasetidir. Döndü vali ve kaymakamları hedef gösteren bir açıklama yaptı. Bir demokratik toplum düzeni en önemli vasfını Anayasal düzenden alır. Darbelere karşı olmamız, en başta millet iradesiyle kurulan demokratik meşrutiyet imha edilmesinden dolayıdır. Anti demokratik siyaseti desteklenmesi işte bu şekilde türüyor. Hükümetin bürokratına hükümete dinlenme denmesi neye ifade ettiği her şeyi gösteriyor.

En son grup başkanvekiliniz çıktı, çocukların din eğitimi alınmasını hedef gösterdi. TV'de bakıyorum, demokrasi diyerek demokrasinin içeriği nasıl çalınır diye açıklama yapıyorlar. Terör örgütünün, terör örgütü olmadığını söylerseniz, demokrasi diyerek demokrasiyi çalarsınız. Çocuklarına din eğitimi verilmesine saldırırsanız, arkasına ne kadar demokrasi deseniz de bunu çalmaya çalışırsınız. Ama biraz yol gidiliyor, sonra ilk kritik kavşağa gelindiğinde maalesef bu zihniyeti ortaya çıkarıyor. 'Ailemi dinliyorlar' dedi. Herhangi bir belge tutum ortaya konulmadı. Arkasından 'Partimizi, belediye başkanlarımızı dinliyor' dediler. Siyasi yıkım budur. Bu arkadaşlarımız, kutuplaşmadan bahsederken asıl kutuplaşmayı toplumun değerleriyle yapısal bir sorun haline geldiğini net bir şekilde anlayıp bu yapısal sorunu çözmelidirler. Ellerine fırsat geçerse bu kazanımları altüst etmek için kullanacak pek çok kişi var. Hâlâ kinle siyaset yaptıklarını görüyoruz.

KAZAKİSTAN'DAKİ OLAYLAR
Kazakistan'daki durumu çok yakın takip ediyoruz. 2-3 Ocak'ta başlayan, 5 Ocak'ta hükümetin istifasıyla sonuçlanan tablo hepimiz için üzücü bir tablo olmuştur. En son gelinen noktada Türk Devletleri Teşkilatı kurulması, 10 yıla dönük olarak vizyonun Türkiye'de ilan edilmiş olması önemliydi. Kazakistan'ın kendine has özellikleri, hem kazak halkının birikimi Kazakistan için önem vermiştir. Arzumuz temennimiz, Kazak halkının istikrarını, toprak ve bütünlüğünü koruyacak şekilde bu zorlu günleri geride bırakmaktır. İlk olay olduğunda batılı bir haber ajansı, Bu Türk devletlerinin batışı olarak nitelendirdi. Kazakistan'da kaybetmek ya da kaybetmemek gibi Türkiye'nin bir anlayışı yok. "Erdoğan kaybetti" söylemi provokatif bir yaklaşımdır. Cumhurbaşkanımız da Kazakistan'ın ekonomik gelişme, huzuru barışını bir kazanım olarak görür. Her zaman dost ve kardeş ülkeler olmak üzere komşularımız dahil herkesin güvende olmasının bizim güvende olmamız demek olduğunu söyledik. Biz bunları çok iyi tanıyoruz, geçmişte de gördük bunları.

KUDÜS
Yerleşim yerlerine onay verilmesini kınıyoruz. BM'nin bir takım hukuki yetkilerle bunu engellemesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. Biz bu doğrultudaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
 

MACRON'UN SÖZLERİNİ İADE EDİYORUZ
Türkiye'nin faaliyetlerinin Avrupa medeniyetiyle uyuşmadığını, siyasal İslam'ı yaymakla AB'ye giremeyeceğini söyledi. Burada sorulması gereken soru şudur; Macron'un dış politika perspektifi neden Erdoğan ve Türkiye karşıtlığı üzerinedir? Fransız yargısı, Fransız istihbaratının hem DEAŞ'la hem PKK'yla ilişkilerine yönelik yargı süreci başlattı. Macron'un bu iletişimi AB'nin medeniyetiyle ne kadar uyuşmaktadır? Cezayir ile Fransa'dan önce orada Cezayir diye bir devletin olmadığını söyledi. Sayın Macron'un literatüre geçecek, neredeyse aşırı sağcılarla yanaşık düzen gidecek bir sürü sözleri var. Türkiye Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini korumak istediğinde kalkıp bunu söylüyor. Dönem başkanlığını aldıktan sonra Fransız ve AB bayrağı birlikte asılmıştır. Fransa'daki aşırı sağcılar tepki gösterince Macron'un gözleri önünde AB bayrağı aşağı indirildi. Macron bizi medeni bulsun diye, Doğu Akdeniz'deki haklarımızdan vaz mı geçelim. Macron'un tek bildiği, Yunanistan ve Rum Kesimi'ne destek olunca doğru oluyorsun. Macron'un sözlerini aynı şekilde iade ediyoruz. Türkiye böyle bir medeniyet anlayışının tarafı olmaz, tarafı da olmayacaktır. Mahalle dayanışmasıyla medeniyet olmaz. Medeniyet kapsayıcı olduğu sürece gerçekleştirilebilecek bir şey.

Macron'un bizi medeni görmesi için Karabağ'da Ermenistan'a karşı Azerbaycan'ı yalnız bırakacağız. DEAŞ PKK'ya verdiği destekten dolayı özür dilemesi gerekiyor. Biz de o zaman Macron'u medeni sayarız.