Beyin dalgaları cephane oldu! Vezuela'da kullanılan 'hayalet silah'ın şifreleri...
Dünyada birçok operasyonda kullanıldığı hâlde hep inkâr edilen hayalet silahla ilgili ilk itiraf ABD Başkanı’ndan geldi. Maduro operasyonunda elektromanyetik bir silah kullandıklarını söyleyen Trump, 21. yüzyılın en büyük etik ve güvenlik tartışmasının da kıvılcımını ateşlemiş oldu.
- 2016'da Küba'da başlayan ve "Havana Sendromu" adıyla bilinen gizemli rahatsızlıklar, diplomat ve istihbaratçıları etkileyen "yönlendirilmiş enerji silahları" ile ilişkilendirildi.
- Silahın kökeni, ABD'li biyolog Allan Frey'in mikrodalgaların beyin üzerindeki etkileri keşfine (Frey Etkisi) dayanıyor; Rus askeri istihbaratı (GRU) bu teoriyi temel alarak duvarların arkasından etki edebilen bir "hayalet silah" geliştirdi.
- Havana'dan sonra Çin, Almanya, Avusturya gibi birçok ülkede diplomatlar ve CIA ajanları benzer semptomlarla karşılaştı ve başlangıçta ABD makamları tarafından "nöropatik bozukluk" veya çevresel faktörler olarak nitelendirildi.
- ABD, başlangıçta bu tür bir silahın varlığını inkâr etse de, eski Başkan Trump Venezuela'daki bir operasyonda "discombobulator" adlı benzer bir silahı kullandıklarını itiraf etti.
- ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve Pentagon'un, Rus menşeli bileşenler içeren, sırt çantası boyutunda bir yönlendirilmiş enerji cihazını gizlice ele geçirdiği ve test ettiği ortaya çıktı.
- Yönlendirilmiş enerji silahlarından korunmak için Faraday Kafesleri ve özel dedektörler gibi önlemler alınmaya çalışılırken, Türkiye'nin de bu teknolojiyi askeri savunma amaçlı olarak geliştirdiği belirtiliyor.
OSMAN SAĞIRLI - Diplomasi trafiği ve istihbarat savaşları, tarih boyunca suikastlar, zehirler ve siber saldırılarla anıldı. Ancak son on yılda ortaya çıkan bir tehdit, tüm ezberleri bozdu: İlk kez Küba’da diplomatları vuran, ardından Berlin’den Washington’a Viyana’dan Guangzhou’ya kadar birçok esrarengiz olayda kullanıldığı anlaşılan hayalet silah, bugün devlet başkanlarını bile deviren “elektromanyetik operasyon silahına” dönüştü. Yaşananlar casusluk savaşlarının artık laboratuvarlara taşındığını gösteriyor.
“MOSKOVA SİNYALİ”YLE BAŞLADI
Peki, bu silah nasıl keşfedildi? Kökeni, ironik bir tarihsel döngüye dayanıyor. Her şey 1950’lerde Sovyetler Birliği’nin Moskova’daki ABD Büyükelçiliği’ni dinleme cihazlarını beslemek amacıyla düşük seviyeli mikrodalga radyasyonuna maruz bırakmasıyla başladı. Rusların bu metodu tarihe “Moskova Sinyali” olarak geçti. Ancak bu enerjinin insan biyolojisi üzerindeki asıl etkisi, 1962 yılında Amerikalı biyolog Allan Frey tarafından ortaya çıkarıldı.
Frey, mikrodalgaların kafatasına çarptığında beyinde mikro ölçekli bir ısınma ve genleşme yaptığını, iç kulakta oluşan şok dalgalarının da aslında dışarıda olmayan bir sesi varmış gibi hissettirdiğini tespit etti.
ABD BULDU, RUS SİLAHLAŞTIRDI
Bilim dünyasının “Frey Etkisi” olarak adlandırdığı keşfe ABD pek fazla ilgi göstermedi. “Moskova Sinyali”ni geliştirmek için bir fırsat kollayan Rus askeri istihbaratı (GRU 29155 nolu birim) bu teoriyi bir hazine gibi sahiplendi. Rus mühendisler, on yıllar süren arge çalışmalarının sonunda hedeflerine ulaşmayı başardı. Ne bir mermi sesi ne de bir barut kokusu olmayan, duvarların arkasından hedefi felç edebilen ve izi dahi sürülemeyen “yönlendirilmiş enerji silahı”nı üretmeyi başardı.
Artık bu hayalet silah stratejik baskı aracı olarak kullanılabilirdi. Yaşanan gizemli olaylar tam da bu amaç için kullanıldığının işaretlerini taşıyordu.
SES VAR GÜRÜLTÜ YOK
Takvimler 2016’nın son aylarını gösteriyordu. Küba’nın başkenti Havana’da görev yapan Amerikalı diplomatlar ve CIA ajanları, gece yarısı evlerinde tuhaf bir fenomenle sarsıldı. Bazıları bunu “dev bir cırcır böceği korosu”na benzetti, bazıları ise “metalin metale sürtündüğünde çıkardığı o kulak tırmalayan sese”. Ancak bu ses sadece bir gürültü değildi; fiziksel bir darbe gibiydi.
O gece o sesi duyanlar, sabah uyandıklarında denge kuramıyor, kelimeleri hatırlayamıyor ve şiddetli burun kanamaları yaşıyorlardı. Havana’daki bu ilk dalgada 26 kişi “yaşayan ölüye” dönüştü. Bazıları için etkiler o kadar şiddetliydi ki, sonunda ABD Hükümeti’ndeki işlerinden ayrılmak zorunda kaldılar.
FAİLİ KİMSE SÖYLEMEK İSTEMEDİ
Havana’daki olaydan sonra gizemli saldırılar dünyaya yayıldı. 2017 yılında Küba’da görev yapan Kanadalı diplomatlar ve aileleri de benzer durumları bildirmeye başladı. Yine haftalar, aylar süren tetkikler... Teşhis hep aynı “Havana Sendromu”.
2021 yılında Berlin ve Viyana’daki ABD büyükelçiliklerinde çalışan 20’den fazla personel, aynı şikâyetlerle hastaneye kaldırıldı. Berlin vakası kritik bir eşikti; hedef alınan kişilerin tamamı Rusya operasyonlarında uzmanlaşmış kıdemli istihbaratçılardı. Saldırgan, adeta elindeki görünmez silahla “istenmeyen adamları” tek tek oyun dışı bırakıyordu.
NEREDEYSE DELİ DİYECEKLERDİ
Aslında faille ilgili en net ipuçları ortadaydı. Ancak bunu kimse seslendirmedi. Duydukları seslerle çıldıran mağdurlar, konulan teşhislerle de neredeyse deli damgası yedi. Aralarında Harvard Üniversitesi’nden uzmanların da bulunduğu 38 bilim insanı, bu durumu bir tür “nöropatik bozukluk” olarak tanımladı. Ancak diplomatların kulaklarında çınlayan o tiz sesin, sadece bir sağlık sorunu olmadığı artık bir tartışma konusuydu. Biden yönetimi, mağdurlara altı haneli tazminat sağlayan Havana Yasası’nı imzalamasına rağmen ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri 2024 yılında kapsamlı klinik araştırmada kurbanların beyin MR’larında kalıcı bir biyolojik anomaliye rastlanmadığını öne süren bir rapor yayınladı.
FREKANS SAVAŞLARININ ESERİ
7 farklı Amerikan istihbarat kurumunun hazırladığı kapsamlı ve sansürlü raporda, Havana Sendromu’na bir “yabancı düşmanın” (Rusya, Çin vb.) neden olmasının “çok düşük bir ihtimal” olduğu belirtildi. Vakaların çoğunun; teşhis edilmemiş önceden var olan hastalıklar, çevresel faktörler (böcek sesleri vb.) veya yoğun stres kaynaklı olduğu iddia edildi belirtildi. 100-200 bin dolar arasında tazminat ödenen ama inkâr edilen bu durum, kurbanların yaşadığı acıyı dindirmediği gibi, istihbarat kurumları arasındaki gerilimi de alevlendirdi. Açıklanamayan deliller, 70 yıllık “frekans savaşlarını” işaret ediyordu.
ABD’li 4 diplomatta Havana Sendromu görüldü
TRUMP İTİRAF ETTİ
Nitekim bu şüpheyi seslendirenler haklı çıktı. Ocak 2026’da Venezuela’da düzenlenen ve Devlet Başkanı Maduro’nun ele geçirilmesiyle sonuçlanan operasyon, bu teknolojinin ulaştığı korkunç boyutu gözler önüne serdi. Maduro’nun Kübalılardan oluşan özel koruma birliğinde yer aldıklarını söyleyen bazı kişiler; saniyeler içinde kan kusarak, denge kaybıyla yere yığıldıklarını iddia etti. Bu daha önceki mağdurların söylemiyle birebir örtüşüyordu. Sahadaki en büyük güç olan bu teknolojiyi, belli ki ABD de artık bir operasyon silahı olarak kullanmıştı. ABD Başkanı olaydan tam üç hafta sonra “discombobulator” adı verilen yeni silahın Venezuela’da kullanıldığını gururla anlattı.
Trump “Bu silah hakkında konuşmam yasak. Ancak, Rus ve Çin yapımı roketleri vardı ama hiçbiri fırlatılamadı. Biz geldik, onlar düğmelere bastılar fakat hiçbir şey çalışmadı” sözleriyle hayalet silahı kullandığını itiraf eden ilk ülke ünvanını da almış oldu.
ABD GİZLİCE SATIN ALMIŞ
Bu tartışmalarda en çarpıcı gelişme, ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ve Pentagon'un 2024 sonlarında bu sendroma yol açabilecek kapasitede bir cihazı gizli operasyonla ele geçirdiğine dair sızan bilgiler oldu. İddiaya göre önceki başkan Joe Biden yönetiminin son günlerinde Pentagon'dan gelen fonlarla milyonlarca dolarlık gizli bir satın alım gerçekleştirdi.
Cihaz tamamen Rus yapımı olmasa da içinde Rus menşeli bileşenlerin bulunduğu sırt çantası boyutunda, taşınabilir. Bir yılı aşkın süredir gizli tesislerde test ediliyor. Pentagon yetkililerinin, cihaz ve test sonuçları hakkında geçen yılın sonunda Senato ve Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitelerine gizli bir brifing verdiği de ileri sürüldü.
KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?
Görünmez bir mermiye karşı zırh giyemezsiniz. Yönlendirilmiş enerji silahları, klasik zırhları ve beton duvarları kolaylıkla aşıyor. Bugün Berlin ve Viyana gibi "casusluk başkentlerinde" görevli diplomatlar için tek çare, çalışma odalarını Faraday Kafesi adı verilen bakır ve nikel karışımlı elektromanyetik kalkanlarla kaplamak. Personelin yakasına takılan ve mikrodalga artışlarını saniyeler içinde haber veren taşınabilir dedektörler de yeni nesil korumanın parçası...
Kıyafetlere uygulanan gümüş iplik karışımlarının da vücuttaki hasarı engellediği iddia ediliyor. Ancak bunların hepsi varsayım... Çünkü faili ve zamanının bilmediğiniz bir düşmana karşı korunamazsınız. En azından sokakta veya otel odasında uyurken çaresizsiniz.
ADIM ADIM FREKANS SAVAŞI
>> Nerede çıktı? 2016, Havana (Küba)
>> Nerelerde görüldü?: Çin, Rusya, Avusturya, Almanya, Sırbistan ve ABD.
>> Kimler mağdur?: 1.500'ü aşkın diplomat, CIA ajanları ve askeri koruma birlikleri.
>> Kimler kullanıyor?: Rusya, Çin ve son Venezuela baskınıyla birlikte aktif olarak ABD.
>> İlk üretici: Rusya (GRU 29155 No.lu birim), ABD teorilerini temel alarak geliştirdi.
>> Cihazın yapısı: Bir sırt çantasına sığabilecek kadar küçük, duvarların arkasından etki edebilecek kadar güçlü.
İSTİHBARATÇILAR ÖZÜR BEKLİYOR
ABD'nin bu silahı ele geçirdiği haberleri, mağdurları kızdırdı.2017'de Moskova'da saldırıya uğradığını belirten eski CIA subayı Marc Polymeropoulos, CNN'e yaptığı açıklamada sert konuştu:
"Eğer ABD hükümeti gerçekten böyle bir cihaz ele geçirdiyse, CIA bizden kamuoyu önünde koca bir özür dilemek zorunda. Çünkü yıllarca böyle bir silahı ve arkasındaki yabancı gücü inkâr ettiler..."
TÜRKİYE'DE BU SİLAHTAN VAR MI?
Evet, Türkiye bu teknolojiyi kendi imkânlarıyla üretmeyi başaran sayılı ülkelerden biri. Ancak, Havana Sendromu'ndaki gibi gizli suikast/taciz amaçlı değil sadece askeri savunmaya yönelik. Kamyon üzerine monte edilen veya tesis koruyan savunma sistemleri devasa boyutlarda.
Drone düşürmek ve füzeleri engellemek için elektronik sinyal karıştırıcı her türlü teknolojiye sahip.
