Eleştirilerin odağındaki senaristler konuştu: Sert bulunmayan işler TV’ye kabul edilmiyor
Artan şiddet vakalarında dizi ve filmlerin etkisi gündeme gelirken, senaristlere durumu sorduk. Kimileri seyircinin rolüne dikkat çekerken, kimileri şiddetin reyting endişesi güden TV ve platformlar tarafından körüklendiğini savunuyor.
- Türkiye'de şiddet vakalarında gözle görülür bir artış olduğu ve son dönemde Şanlıurfa ile Kahramanmaraş'ta yaşanan iki okul saldırısının toplumu sarstığı belirtiliyor.
- Kamuoyunda TV dizileri ve sinema filmleriyle şiddetin estetize edildiği ve bunun problemlere kapı araladığı görüşü hâkim.
- Senaryo ve karakter tercihlerinin yanı sıra yapımcı, platform ve TV kanalı yöneticilerinin de eser senaryolarına tesir ettiği biliniyor.
- Reytingleri belirleyen seyircinin de bu noktada kilit bir yerde durduğu ifade ediliyor.
- Senarist Ayhan Sonyürek, yapımlardaki şiddet sahnelerinin her zaman onu savunmak anlamına gelmediğini, iyi kahramana şiddet uygulandığında seyircinin şiddetin karşısında yer alabileceğini belirtiyor.
- Sonyürek'e göre, kanal yöneticileri ve yapımcılar genel olarak daha önce reyting almış yapımların benzerlerini istiyor ve bazen senaristler yeterince sert bulunmayarak otosansür uygulayabiliyor.
- Yönetmen ve yapımcı Ahmet Sönmez, “Seyirci bunu istiyor” sözünün doğru olmadığını savunarak, biz ne verirsek seyirci onu izliyor görüşünü dile getiriyor.
- Sönmez, Türk dizilerine yurt dışında da reaksiyon olduğunu ve bir Rus sosyologun “Türk dizileri ahlakımızı bozuyor” dediğini, Rusya'da birçok Türk dizisinin yayınlanamadığını aktarıyor.
- Senarist Nevin Şahin, senaristlerin tek başına bir şey yapmadığını, yapımcı, yönetmen, TV ve platformların da paydaş olduğunu belirterek, senaristlerin yapımcı baskısına direnme şansının olmadığını vurguluyor.
- Şahin, şiddetin çözülmesi için devletin yeni bir politika belirlemesi ve özellikle dijital dünyaya dair düzenlemeler yapması gerektiğini ifade ediyor.
MURAT ÖZTEKİN - Türkiye’de şiddet vakalarında gözle görülür bir artış var. Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki okul saldırısı da âdeta Türkiye’yi sarstı. Elbette yaşanan acı durumun kaynağında çok katmanlı problemler var. Ancak kamuoyunda TV dizileri ve sinema filmleriyle şiddetin estetize edildiği ve bunun problemlere kapı araladığı görüşü hâkim. Senaryo ve karakter tercihleri ise bu noktada önemli görülüyor. Ancak yapımlardaki şiddet sahneleri sadece senaristlerin tercihi olmayabilir. Yapımcı, platform ve TV kanalı yöneticilerinin de eser senaryolarına tesir ettiği biliniyor. Reytingleri belirleyen seyirci de kilit bir yerde duruyor.
Çocukları şiddete götüren süreç... Anne babalar dikkat: Uzmanı erken uyarı işaretlerini sıraladı
“DİZİLER ŞİDDETİ ARTIRMIYOR”
Mikrofon uzattığımız birçok senarist duruma dair yorum yapmaktan kaçınıyor. “Çukur” gibi dizilerin senaryosuna imza atan Gökhan Horzum “Dizilerin şiddeti artırdığına dair yapılan yorumlara katılmıyorum. Daha fazlasını söylemeyi tercih etmem” demekle yetiniyor.
Ancak senarist Ayhan Sonyürek “Eğer yapımlardaki kahraman şiddet uygularsa, seyirci de onunla özdeşleşerek şiddete yönelebilir. Kişilerin adaleti kendi başına tesis etmesine dair bilinç altına mesajlar gidiyor olabilir. Ancak bu durumdan herkes değil, şiddete meyilli olan insanlar etkilenir. Buna rağmen şiddet sahnesine yer vermek, her zaman onu savunmak anlamına da gelmez. İyi kahramana şiddet uygulandığında, seyirci şiddetin karşısında yer alır. Mesela biz Cüneyt Arkın filmlerini izlerken Bizanslılar ona zarar verdiğinde şiddette özenmedik. Senarist seyircinin kimle özdeşleşeceğini bilir ve duruma karar verir” görüşünü paylaşıyor.
Okul saldırıları sonrası yapımcı Mustafa Uslu’dan sert çıkış! Suçlamasının odağında diziler var
Peki, dizilerdeki şiddetin yönüne ve dozuna kim karar veriyor? Sonyürek “Genel olarak kanal yöneticileri ve yapımcılar, daha önce reyting almış yapımların benzerlerini ister. Bazen siz bir hikâye sunduğunuzda yeterince sert bulunmayarak kanallarca kabul edilmez, senarist de otosansür uygulayarak daha sert metinler yazmaya başlayabilir. Ancak bunun bir ucunda seyirci de var. Bir işin çok seyredilmesi benzerlerinin de önünü açar” diyor.
“SEYİRCİ BUNU İSTİYOR” SÖZÜ DOĞRU DEĞİL
Yönetmen ve yapımcı Ahmet Sönmez ise “Seyirci bunu istiyor” sözünün doğru olmadığını savunuyor: “Ben bu söze inanmıyorum. Biz ne verirsek seyirci onu izliyor. Mesela aile temelli ‘Gönül Dağı’ dizisi için de benzeri şeyler söylendi; önce ‘tutmaz’ dendi. Ancak dizi, altıncı sezona ulaştı. İş ustalıklı olursa seyredilir.”
Şarjöre böyle mermi yerleştirdi! Kahramanmaraş'taki okul saldırısının faili İsa Aras Mersinli'nin yeni görüntüleri ortaya çıktı
TÜRK DİZİLERİNE RUSYA’DA ELEŞTİRİ VAR
Buna rağmen şiddetin basit şekilde satıldığını ama iyinin fedakârlık istediğini kaydeden Sönmez “Bir karar vermemiz lazım. Parayı mı tercih edeceğiz, yoksa yeni nesilleri mi kurtaracağız? Şu an Türk dizilerine yurt dışında da reaksiyon var. Bir Rus sosyolog ‘Türk dizileri ahlakımızı bozuyor’ dedi. Zaten şu an Rusya’da birçok Türk dizisi yayınlanamıyor” ifadelerini kullanıyor.
SENARİSTLERİN BASKIYA DİRENME ŞANSI YOK
Senarist Nevin Şahin ise “Senaristler, tek başına bir şey yapmıyorlar. Yapımcı, yönetmen, TV ve platformlar da yapımların paydaşı. Hatta bütün iş, yapımcılarda ve TV kuruluşlarında. Kendilerine sigorta bile yapılmayan, bir sezon iş bulup birçok sezon iş bulamayan senaristlerin ‘Ben bunu istiyorum’ diyerek yapımcı baskısına direnme şansı yok. Dolayısıyla şiddetin çözülmesi için devletin yeni bir politika belirlemesi ve özellikle dijital dünyaya dair düzenlemeler yapması gerekiyor” diye konuşuyor.
