İstihbarat raporları, 3. Dünya Savaşı için 2027 yılını işaret ediyor: Harp oyunları, ABD-Çin savaşının fragmanı
ABD ve İsrail saldırı dozunu artırdı. Dinî liderini kaybeden İran, intikam yeminleri etti. Ateş 10 ülkeyi sardı. Uzmanlar "III. Dünya Savaşı riski arttı. Ekonomik kıyamet kapıda" dedi.
Ortadoğu'daki gerilimin tırmanmasıyla gözler, küresel ekonomik kayıplara ve nükleer çatışma riskine yol açabilecek Çin-Tayvan hattındaki olası bir çatışmaya çevrildi.
- Ortadoğu'daki bölgesel savaş riskinin en kırılgan noktası, küresel bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyan Çin-Tayvan hattı olarak belirlendi.
- Tayvan'da olası bir çatışma, ABD'nin doğrudan askeri müdahalesini gerektirerek bölgesel olmaktan çıkıp küresel bir mahiyet kazanacak.
- Muhtemel bir küresel çatışma, dünya genelinde GSYH'de %10,2'lik bir düşüş ve 10 trilyon dolarlık ekonomik kayba yol açacak, en büyük etki Doğu Asya ülkelerinde görülecek.
- Çin, 2027'ye kadar Batı Pasifik'teki kritik hedefleri vurabilecek füze kapasitesine ulaşırken, 2035'e kadar nükleer harp başlığı sayısını yaklaşık 1.500'e çıkarmayı hedefliyor.
- Çatışmanın nükleer boyuta geçme ihtimali, Çin'in nükleer kapasitesindeki artışla birlikte Washington'ın iki nükleer büyük güçle eş zamanlı stratejik denge yönetimi yürütmesini gerektirecek ciddi bir kaygı oluşturuyor.
EMRAH ÖZCAN/ ANKARA- ABD ve İsrail’in İran’ı vurması, Tahran’ın da karşılık olarak Körfez ülkelerini hedef alarak çatışmayı geniş coğrafyaya yayması sonrası gözler Asya’ya çevrildi.
İstihbarat raporlarına göre Orta Doğu’daki bölgesel bir savaş riski sonrası en kırılgan nokta Çin-Tayvan hattı.
Raporlarda, Tayvan’ın ada ülkesi olması sebebiyle ABD askerî yardımlarıyla sürdürülebilecek bir kara ikmal hattına sahip olmadığı belirtildi.
Muhtemel bir çatışma senaryosunun, doğrudan ABD askerî angajmanını gerektirecek nitelikte olacağı aktarıldı.
ABD-İsrail vuruyor, İran karşılık veriyor! İşte savaş hattından tüm gelişmeler
Yapılan değerlendirmeler şöyle:
Çin’in muhtemel deniz ve hava muhasarasının kırılması, ABD açısından yüksek yoğunluklu bir harekâtı fiilen zorunlu kılacak. Bu eşik aşıldığında, çatışma bölgesel olmaktan çıkarak küresel bir mahiyet kazanacak. Küresel ölçekte gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) yüzde 10,2 azalacak. En yüksek ekonomik kaybı Güney Kore, Japonya ve diğer Doğu Asya ülkeleri yaşayacak. Dünya ölçeğinde ise ekonomik kayıplar 10 trilyon doları bulacak.
Son dönemde icra edilen harp oyunlarının büyük bölümü; Tayvan senaryosunun, ABD-Çin konvansiyonel çatışmasını tetikleyecek en kısa yollardan biri olduğunu ortaya koyuyor.
ABD güvenlik kurumları, 2027 yılını kritik eşik olarak değerlendiriyor. Çin, 2020’den bu yana balistik ve seyir füzesi envanterini olağanüstü bir hızla genişletiyor.
Çin’in Batı Pasifik’teki bütün kritik hedefleri (Guam’daki ABD üsleri dâhil) tek bir salvo ile vurabilecek kapasiteye yaklaştığına işaret ediyor. Bir diğer kritik husus ise çatışmanın nükleer veçheye geçme ihtimali.
Çin’in nükleer envanterindeki artış, Washington ve Asya-Pasifik müttefikleri tarafından kaygı verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
ABD Savaş Bakanlığının projeksiyonlarına göre Çin, nükleer kapasitesini genişletmeyi sürdürecek ve 2035’te yaklaşık 1.500 nükleer harp başlığına erişecek.
Söz konusu eğilim, Çin’i, ABD ve Rusya’ya nükleer güç dengesi bakımından daha yakın bir konuma taşıyacak. Bu durum, Washington tek bir nükleer büyük güçle değil, iki nükleer büyük güçle eş zamanlı stratejik denge yönetimi yürütmesini gerektirecek.
