İzmir’de 3 polisi şehit eden saldırgandan kan donduran ifade! Her satırı korkunç
İzmir’de 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırı davasının ilk duruşmasında 17 yaşındaki saldırganın ifadesi kan dondurdu. Saldırgan E.B. “Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum, kimseden talimat gelmedi. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım” dedi. Ara kararı açıklayan mahkeme tutuklu şüphelilerin mevcut hallerinin devamına karar verdi. İşte saldırganın ve ailesinin ifadelerinin detayları…
- Saldırıyı gerçekleştiren 17 yaşındaki E.B., DEAŞ'ın ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirtti.
- E.B., saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını, patlayıcı yapımını öğrendiğini ve tüfek fişeklerini ağustos ayında aldığını söyledi.
- Baba N.B., oğluna silah kullanmayı kendisinin öğretmediğini, internetteki oyunlarda gördüğü silahları istediği için aldığını ve tüfek fişeklerini darbe ihtimaline karşı önlem amacıyla aldığını ifade etti.
- Anne A.B., oğlunu DEAŞ videoları izlerken gördüğünde uyardığını, ancak somut bir durum görmediği için polise bildirimde bulunmadığını söyledi.
- Yaralanan polis memuru Murat Dağlı, ailenin önlem almadığını belirterek anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istedi.
- Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve uzun yıllar hapis cezası talep edildi.
İzmir’de polis memurları Hasan Akın, Ömer Amilağ ile Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir’in şehit düştüğü saldırıya ilişkin dava, bugün İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıkarken, savunmaları kan dondurdu. Mahkemede saldırıyı yapan 17 yaşındaki tutuklu E.B., tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu.
“ÜYE DEĞİLİM, İDEOLOJİSİNİ BENİMSEDİM”
Tutuklu saldırgan E.B. DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını, örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirtti.
İzmir'de 3 polisin şehit olduğu saldırıda iddianame kabul edildi: İstenen cezalar belli oldu!
“KİMSEDEN TALİMAT GELMEDİ”
E.B. “Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim" dedi.
E.B., saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını, eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini söyledi.
“BOMBA YAPIP HAZIRLADIM”
E.B., şunları anlattı:
Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım.
“ONU KUŞ AVINA GÖTÜRÜYORDUM”
Saldırgan E.B.’nin tutuklu babası N.B. ise “Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem, astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım” dedi.
İzmir'deki hain saldırıda şehit sayısı yükseldi
“BENDEN SAVAŞ MALZEMELERİ İSTİYORDU”
N.B. şöyle devam etti:
Bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu.
“EVDE KAR MASKESİ TAKIYORDU”
Saldırganın annesi tutuksuz sanık A.B. ise "Bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık" ifadelerini kullandı.
“AİLE HİÇBİR ÖNLEM ALMAMIŞ”
Saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı, ise ailenin mağdur edebiyatı yaptığını belirterek “Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum" dedi.
ARA KARAR AÇIKLANDI
Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu şüphelilerin mevcut hallerinin devamına ve eksikliklerin giderilmesi için duruşmanın ertelenmesine hükmetti.
Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.
NE OLMUŞTU?
İzmir’in Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianame kabul edildi. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı.
