Depo yapıldı, yıkıldı ve şimdi küllerinden doğdu... Babıali’deki caminin hazin hikâyesi
İhya edilen Fatma Sultan Camii’nin mazisinde yangın, kapatma ve yıkım gibi hadiseler var...
- Fatma Sultan Camii, Sultan III. Ahmed'in kızı Fatma Sultan tarafından 1728'de yaptırılmıştır.
- Cami, tarih boyunca yangınlar ve tahribatlar görmüş, II. Mahmud tarafından ihya edilmiştir.
- 1863'ten sonra Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevi Efendi'nin irfan merkezine dönüşmüş ve Sultan Abdülhamid de bu sohbetlere katılmıştır.
- Cumhuriyetin ilanından sonra tekke kapatılmış, cami ibadete kapatılarak zamanla harabeye dönmüş ve 1956'da tamamen ortadan kaldırılmıştır.
- İstanbul Valiliği ve Mahmud Es’ad Coşan Vakfı'nın çalışmalarıyla rekonstrüksiyonu gerçekleştirilen cami, arşiv fotoğrafları ve vesikalar ışığında aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır.
MURAT ÖZTEKİN- Bir zamanlar İstanbul’un en mühim irfan merkezlerinden Gümüşhanevi Dergâhı’na ev sahipliği yapan Cağaloğlu’ndaki Fatma Sultan Camii ihya edildi. Camide geçtiğimiz günlerde seneler sonra ilk defa cuma namazı kılındı.
Ancak Fatma Sultan Camii, kültür tarihimizdeki trajik hikâyeli mekânlardan biri olarak dikkat çekiyor.
HANIM SULTAN ESERİ
Sultan III. Ahmed’in kızı ve Sadrazam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’nın hanımı Fatma Sultan, kocası Cağaloğlu’na bir saray yaptırırken yanında harap hâlde bir mescit olduğunu görünce kalbi burkuldu. Hayırsever Hanım Sultan, cebinden para harcayarak Nedim’in mısralarıyla anlattığı üzere 1728’de “O sâat emr edip bu ma‘bed-i zîbâyı yaptırdı”. Patrona Halil ayaklanması ile babası tahttan indirilip kocası öldürülen Fatma Sultan, üç sene sonra 29 yaşında hayata gözlerini kapadı. İnşa ettirdiği mabedin hikâyesi de kendisininki gibi oldu.
Milli Saraylar, Avrupa'da Türkiye'yi temsil edecek! Yılın konuğu olarak Torino'daki zirveye davet edildi
SULTAN ABDÜLHAMİD SOHBETE KATILIYORDU
Babıali’deki Cami, 1755’te bir gece çıkan Hocapaşa yangınında zarar gördü, yirmi sene sonra yıldırımla tahrip oldu. Defalarca tamir edilen cami, 1826’da tekrar yanınca Sultan II. Mahmud tarafından ihya edildi.
Mabet 1863’ten sonra ise Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevi Efendi’nin kurduğu tekkenin merkezi oldu. Camiye ilave edilen binalarla tasavvufun İstanbul’daki kalbi hâline geldi. Gümüşhanevi Tekkesi, Osmanlı elitlerinin devam ettiği bir irfan merkezi oldu. Sultan Abdülhamid de buradaki sohbetlere iştirak etti. Ancak Cumhuriyet’in ilanından sonra 1925’te tekke kapatıldı, cami ise “kadro harici” ilan edilerek ibadete izin verilmedi...
Derken cami ve tekkenin bir kısmı askerî elbise deposu yapıldı. Harem ve selâmlık kısımları ise yatakhane oldu. Nihayetinde harabeye döndü. Cami, yol için yapılan yıkımlarda 1956’da tamamen ortadan kaldırıldı.
Şimdi ise İstanbul Valiliği ile Mahmud Es’ad Coşan Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda rekonstrüksiyon yönetimiyle küllerinden doğdu. Tarihî yapı, arşiv fotoğrafları ve vesikaları ışığında aslına uygun şekilde günümüze taşındı. Toplam 1.101 metrekarelik yapı alanında cami, idari bina, kütüphane ve sergi salonu yer aldı.
