Fotoğraf sanatçısı Hasan Cem Araptarlı: Türkiye’de ömürlük malzeme var
Türkiye’nin doğu şehirlerinde çekimler yaparak “Kar” sergisine imza atan sanatçı Hasan Cem Araptarlı: Türkiye fotoğraf konusunda çok şanslı bir ülke. Bir fotoğrafçı için ömürlük malzeme var ülkemizde...
- Araptarlı, projelerinde modern insanın önüne bir ayna koyarak yanlış sistemlerin hayatlarımızdan çaldıklarını yerine koyma çabası güttüğünü belirtiyor.
- Vahşi kapitalizmin insanları süratli olmaya ittiğini ve her birini tüketebilme gücüyle değerlendirdiğini vurguluyor.
- İnsanın daha az şeyle daha fazla mutlu olabileceğini göstermek istediğini ifade ediyor.
- Son sergisi “Kar”da, karın bir doğa olayı değil, gezegenin üstünü örterek modern dünyanın cızırtısını susturduğu ve bir düşünme alanı açtığı fikrini işliyor.
- Sergideki kareler, iki yıllık bir süre zarfında Erzurum, Kars, Ardahan, Bingöl, Tunceli ve Rize gibi Türkiye'nin doğusunda ve Karadeniz Bölgesi'nde çekildi.
- Araptarlı, projelerinde macera dolu süreçler yaşadığını belirtirken, Rize'deki bir çekimde kar nedeniyle arabalarının yolda kaldığını ve bir buçuk saat yürümek zorunda kaldıklarını anlatıyor.
MURAT ÖZTEKİN - Fotoğraf sanatçısı Hasan Cem Araptarlı, dünyanın farklı coğrafyalarında kareler çekiyor ama aslında devamlı modern insana “Başka bir hayat mümkün!” ikazında bulunuyor. Araptarlı, bir iş adamı olmasına rağmen, eserlerinde tüketim kültürünü hedefine koyuyor.
Araptarlı’nın “Kar: Bir Hikâyenin İlk Cümlesi” adlı son sergisinde ise Anadolu’nun farklı şehirlerinden beyaz örtü içerisindeki anlatıları Yapı Kredi bomontiada bir araya getiriyor. Biz de kendisiyle buluşarak hikâyesini dinledik…
Fotoğraf projelerinizde dünyayı dolaşıyorsunuz, farklı temalar ortaya koyuyorsunuz ama modern dünya tenkidi gibi değişmeyen bazı şeyler var sanırım…
Bütün projelerimde modern insanın önüne bir ayna koymaya çalışıyorum. Uzak diyarlardan yansıyan, genetiğiyle oynanmamış insanların yer aldığı bir ayna bu… Bunu hep birlikte düşünelim diye yapıyorum. Benim derdim yanlış sistemlerin hayatlarımızdan çaldıklarını yerine koyma çabası…
“Yanlış sistem” dediniz bunu açar mısınız?
Vahşi kapitalizmin hayatlarımızdan çaldıkları, bizi süratli olmaya itmesi ve her birimizi tüketebilme gücümüzle değerlendirmesinden bahsediyorum. Bizler bir ev alıyoruz, daha sonra büyüğü için uğraşmaya başlıyoruz. Bu modern köleliğe dönüşüyor. Ben de insanın daha az şeyle daha fazla mutlu olabileceğini göstermek istiyorum… Bu fotoğraflar “Ne yapıyoruz?” diye bir an düşünmeye itse bile yeterlidir.
Ama fotoğrafçı kimliğinizin yanında aslında siz bir iş adamısınız. Bu, biraz ironik değil mi?
Bunları fotoğrafçı kimliğimle yapıyorum. Bu düzene tek başınıza karşı koymak zor. En azından durumu bilip kendinize korunaklı alanlar inşa edebilirsiniz.
KAR BİZE DÜŞÜNME ALANI AÇIYOR
Lafı son serginiz “Kar”a getirmek istiyorum. Bu eserlerinizde kara nereden bakıyorsunuz? Ne ifade ediyor bu tabiat hadisesi…
Kar, benim projemde bir doğa olayı değil, bunlar da tabiat fotoğrafları olarak görülmemeli. Kar bize bir düşünme alanı açıyor. Çünkü kar gezegenin üstünü örtüyor, modern dünyanın cızırtısını susturuyor ve günümüzün süratine karşı âdeta bir ritim sunuyor. Karla donmuş dünyaya baktığınızda ise birçok şeyin fonksiyonunu yitirdiğini görüyorsunuz. Bu da bir özgürleşme ve düşünme alanı açıyor.
Sergiyi tabiatta mı kurguladınız, yoksa bu kavramları masa başında düşünürken mi?
Fotoğraf projelerim daha ziyade masa başında doğuyor. Tabii, her şey okuyup üzerine düşündüklerim üzerinden gelişiyor. Daha sonra seyahate çıkarak fotoğraflar çekiyorum. Hayatımda hiçbir yere güzel fotoğraf çekmek için gitmedim. Seyahatlerimi projeye göre planlıyorum. Çünkü fotoğraf benim için bir hikâye anlatıcılığı.
HER PROJE YENİ BİR MACERA
Bu kareler hangi coğrafyalarda, ne şekilde doğdular?
İki yıllık bir süre zarfında Erzurum, Kars, Ardahan, Bingöl, Tunceli ve Rize gibi Türkiye’nin doğusunda ve Karadeniz Bölgesi’nde yer alan coğrafyada çekimler yaptım. Türkiye birçok konuda olduğu gibi bu konuda da çok şanslı bir ülke. Bir fotoğrafçı için ömürlük malzeme var ülkemizde.
Zannediyorum bu fotoğrafların arka planında da hikâyeler saklı. “Kar” karelerini çekerken neler yaşadınız?
Her projemde macera dolu bir süreç yaşıyorum. Bunda da öyle oldu. Rize’nin dağlarında yaptığım çekim esnasında konaklamak için bir yaylaya çıkıyorduk. Ancak arabamız, bir metre kar olan bölgede kaldı. Bütün malzemeyi sırtlanarak bir buçuk saatlik yolu yürümeye başladık. Orada, hiçliğin ortasında tek başına ilerleyen bir adam gördüm. Kendisiyle konuşamadım ama beni oldukça etkiledi. Onu büyük bir lensle uzaktan çektim. Bu fotoğrafın adını “Onun bilip de benim bilmediğim ne acaba” diye koydum.
