Sinemada bu hafta | Necip Fazıl'ın ünlü eseri beyaz perdeye aktarıldı! Modern insana özünü hatırlatıyor
Usta edebiyatçı Necip Fazıl’ın insanın âcizliğini anlattığı “Bir Adam Yaratmak” adlı tiyatro eseri sinemada… Murat Çeri’nin yönetip, Engin Altan Düzyatan’ın başrolünde oynadığı eser, teatral yapısı yüzünden biraz sabır istiyor.
MURAT ÖZTEKİN - Beyazperde, edebiyatın roman türünden ziyadesiyle ilham alıyor. Malum, son aylarda sinema ve platformlardaki edebî adaptasyonlar yeniden gündemde. Ancak tiyatro eserlerinin filme dönüştürülmesi daha sınırlı; zira teknik olarak zor! Buna rağmen sinema tarihine baktığımızda tiyatro kökenli meşhur filmlere rastlıyoruz. Mesela “12 Kızgın Adam” ve “Casablanca” adlı eserlerin metinleri, aslında tiyatro için yazılmıştı. Türkiye’de ise “Keşanlı Ali Destanı” ve “Zengin Mutfağı” gibi oyunlar sahneden beyazperdeye yol buldu. Necip Fazıl Kısakürek’in insanın âcizliğini ve “yaratıcı” sıfatından ne kadar uzak olduğunu bir yazarın buhranları üzerinden anlattığı “Bir Adam Yaratmak” oyunu da sinemacılar tarafından sevilen bir eser oldu. 1937 senesinde Muhsin Ertuğrul tarafından tiyatroda sahnelenen oyun, 1978 senesinde Yücel Çakmaklı tarafından TRT için filme çevrildi. Eserin ilk bağımsız sinema uyarlamasına ise yıllar sonra yönetmen Murat Çeri imza attı. Çeri’nin bugün gösterime girecek olan “Bir Adam Yaratmak” adlı filminin başrolünde Engin Altan Düzyatan yer alıyor. Ona Altan Erkekli, Serpil Tamur, Deniz Barut, Murat Serezli ve Hakan Meriçliler gibi isimler refakat ediyor.
Sinemada bu hafta | ‘Popun kralı’nın hayatı beyazperdede... Michael Jackson’ın steril hikâyesi
CİNAYETLE GELEN CİNNET…
Malum hikâyede piyes yazarı Hüsrev, kendisini incir ağacına asan bir babanın oğludur. Hüsrev’in kaleme aldığı son piyesin ana karakteri de eserde aynı şekilde hayatını kaybetmektedir. Bir gün evlerinde annesi ve kuzini Selma’nın olduğu bir buluşmada piyesi tartışırlar. Hüsrev bir sahneyi gösterirken, boş zannettiği tabanca ateş alır; kurşunun isabet ettiği Zeynep hayatını kaybeder. Bu hadiseden sonra büyük bir pişmanlık duyup bunalıma giren yazar, yaratılış ve kader gibi mevzular üzerine düşünmeye başlar…
BU DAVA BÜYÜK
Meşhur tiyatro oyununu sinemaya taşımakla oldukça zor bir yükün altına giren yönetmen Çeri, filmde orijinal tiyatro metnine azami şekilde bağlı kalmaya çalışıyor. Bu ise yönetmenin işini daha da zorlaştırıyor. Buna rağmen Necip Fazıl’ın güçlü tiyatro eseri, sınırlı modern dokunuşlarla günümüze taşınıyor.
DÜZYATAN’IN EN USTALIKLI OYUNCULUĞU
Eserde Engin Altan Düzyatan, belki de bugüne kadarki en usta oyunculuğunu sergiliyor. Oyuncu, istenmeyen bir cinayetin ardından yaşanan vicdan azabını âdeta karakterinde kaybolarak canlandırıyor. Devamlı özgüvenini yüksek tutmaya kanalize edilen modern insana, acziyetini haykıran alt metinleriyle sinema yapımları arasında ayrı bir yerde duruyor. Eserde dinamik kamera açılarıyla seyirciyi saran karanlık bir sinematografi ortaya çıkarılıyor. Ancak tiyatro metninde ciddi değişiklikler yapılmaması, filmin imkânlarını sınırlandırıp teatral atmosferin yeterince kırılamamasına yol açıyor. Bu yüzden birçok anında oyun seyrediyoruz hissiyatı oluşuyor. Filmin müddetinin 2 saat 30 dakikayı aşması da işi zorlaştırıyor. Hâlbuki metne daha ciddi müdahalelerde bulunulup hayalî yönler güçlendirilerek çok daha tesirli bir filme imza atılabilirmiş diye düşünüyorum. Bu hâliyle filmin seyri sabır istiyor. Eksilerine rağmen insana yolculuğunu ve Necip Fazıl’ı hatırlatan bu film, büyük perdede anlaşılacak büyük bir yapım…
“THE DEVIL WEARS PRADA 2”
‘Şeytani’ ekip 20 sene sonra geri döndü!
Yönetmen David Frankel tarafından 2006’da çekilen “The Devil Wears Prada” ya da bizdeki adıyla “Şeytan Marka Giyer”, moda sektörü üzerinden kapitalizmin insanın karakterini nasıl yıktığını anlatan, aykırı noktaları da olan bir film oldu. Genç gazeteci Andy’nin sert moda editörü Miranda’nın asistanlığını yaparken yaşadığı değişimleri ele alan eser, hafızalara kazındı. Şimdi aradan geçen 20 seneden sonra bu filme ikinci halka geldi… Yine Frankel’ın yönettiği “The Devil Wears Prada 2” çekirdek ekibini koruyor; Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci filmin başrollerinde yer alıyor. Sürpriz isimler de kadroda bulunuyor. Eserde bu defa hikâye şatafatlı moda dergilerinin sönüşü üzerinden ilerliyor. Artık Miranda gücünü kaybeden bir medya figürü olarak karşımıza çıkıyor. Andy ise işsiz kalıp dergiye geri dönüyor. Miranda ve Andy, zor şartlar altında aynı eksende buluşurken medyadaki yeni düzenin temsilcisi Emily’ye karşı mücadeleye girişiyorlar. Eserde dijitalleşme ile yaşanan can sıkıcı durumlar, yine mizahla harmanlanarak ele alınıyor.
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
- “Aldığımız Nefes”
- “-“Cehennem Ayini”
- “Şehzade: Büyük Şenlik”
- “Yetimhane: Sahipsiz Cinler”
