Sinemada bu hafta | Rus liderin hayatına sıkıcı bir bakış: Putin'in yükselişi
Trump’tan sonra Putin’in hikâyesi de beyazperdede… Rus lider, “Kremlin’in Büyücüsü” adlı filmde büyük bir siyasi projenin yüzü olarak tasvir ediliyor. Rusya’daki değişime ışık tutan eser, buna rağmen Batı’nın klişe bakış açısını yansıtıyor!
- 'Kremlin'in Büyücüsü' filminde Rus lideri V. Putin'in hayatı, kurgusal bir danışmanın hikayesi üzerinden anlatılıyor ve filmde Sovyetlerin çöküşünden yeni Rusya'ya uzanan süreç işleniyor.
- Filmde, medya üzerinden kontrol edilen bir demokrasi fikrine temas ediliyor ve Batılı bakış açısının propagandist olabileceği belirtiliyor.
- 'Fünye' filmi, Londra'da bulunan bir II. Dünya Savaşı'ndan kalma bombayı konu alıyor ve Militarizm ile suç arasında irtibat kurulan çok katmanlı bir hikaye işleniyor.
- 'Fünye' filmi hakkında, İstanbul'un sarı filtre ile kötü gösterilmediği, otantik yerlerin tercih edildiği ve Türkiye'yi kötü gösterme çabası sezilmediği ifade ediliyor.
MURAT ÖZTEKİN- Beyazperdede son yıllarda modern politik figürlerin hayatlarını sık görüyoruz. “El Conde” (2023) filminde Şilili diktatör Augusto Pinochet’in hayatını Pablo Larraín’in gözünden seyrettik. 2024 yapımı “The Apprentice” ise ABD Başkanı Donald Trump’ın biyografisine aykırı bir yerden bakıyordu. Ve şimdi Rusya Devlet Başkanı V. Putin’in hayatı “Kremlin’in Büyücüsü” (The Wizard of the Kremlin) adlı filmle sinemada…
Yönetmenliğini Fransız sinemacı Olivier Assayas’ın üstlendiği eserde Putin’in hayatı, Vadim Baranov adlı kurgusal bir danışmanın hikâyesi üzerinden, Rusya’da doğan bir “siyasi proje” olarak ele alınıyor. Rus lideri Jude Law canlandırırken ona Paul Dano, Alicia Vikander ve Jeffrey Wright gibi isimler refakat ediyor.
YENİ RUSYA’NIN DOĞUŞU
Giuliano da Empoli’nin romanından sinemaya taşınan filmde Sovyetlerin çöküşünden yeni Rusya’ya uzanan safahat ele alınıyor. Eserin başında 90’lara ışınlanıyoruz.
Rusya’ya kapitalizmin girmesiyle yıllarca baskılanan insanlar bu defa sınırsız bir özgürlük hissiyle hareket ediyorlar. Bu taşkın atmosferde tiyatroculuk yapan Baranov, ilişkisi sarsıldıktan sonra medyaya adım atıp yükseliyor. Derken Vadim Baranov, medya sayesinde Putin’i istihbarat dünyasından politika arenasına çekiyor. Sessiz ama karizmatik Putin, pasifleşen Rusya’da yeni bir güç olarak parlamaya başlıyor. Baranov ise bu yükselişin arka planındaki isim oluyor. Çeçenistan savaşı, hacker operasyonları ve Turuncu Devrim gibi hadiseler eserde yer buluyor…
KREMLİN’DEKİ SATRANÇ OYUNLARI
“Kremlin’in Büyücüsü” Rusya’da son çeyrek asırda yaşanan büyük değişime ve günümüzdeki sıcak gelişmelerin arka planına nispeten ışık tutan politik bir eser… Dış dünyaya kapalı olan Kremlin’deki satranç oyunları, filmde merak uyandırıcı sahnelerle ele alınıyor.
Medya üzerinden kontrol edilen bir demokrasi fikrine de temas ediliyor. Eser bu yönüyle günümüz demokrasilerinin hâline ve istikbaline dair düşünmeye sevk ediyor.
The Boys finali sinemalarda gösterilecek! The Boys finali Türkiye'de vizyona girecek mi?
Ancak hâlihazırda yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle olsa gerek filmde Batılı bakış açısı ağır basıyor. Zaman zaman bu perspektif, propagandist sahneleri beraberinde getirebiliyor. Şüphesiz karşımızda sert bir lider var. Ancak yaptıkları tarihî kontekstinden koparılınca daha acımasız bir portre çizilmiş oluyor.
SEYRİ ZOR BİR FİLM
Öte yandan fazla “geveze” olan filmde, çok şey anlatma uğruna odak noktası da ıskalanabiliyor. Yer yer belgesel film seyrediyormuş hissiyatı hâkim oluyor. Bütüncül olarak baktığımızda sıkıcı kalabilen, seyircinin duygularına yeterince tesir etmekten uzak bir yapım ortaya çıkıyor.
Buna rağmen İngiliz oyuncu Jude Law, eserde “Çar” olarak anılan Putin’i jest ve bakışlarıyla ustaca canlandırıyor.
Hasılı, seyri kolay olmayan “Kremlin’in Büyücüsü” (The Wizard of the Kremlin) herkese hitap etmiyor.
ÇOK TARTIŞILAN İNGİLİZ YAPIMI VİZYONDA
SARI FİLTRE DEĞİL, İÇİ BOŞ BOMBA VAR
Londra’nın ortasında patlamamış devasa bir bomba ortaya çıkarsa ne olur? İskoç yönetmen David Mackenzie’nin son filmi “Fünye” (Fuze) işte bu durum etrafında gelişiyor. Özünde bir suç hikâyesini barındıran filmde Aaron Taylor-Johnson, Theo James ve Sam Worthington başrolleri paylaşıyor.
Eserin günümüzde geçen hikâyesinde, bir inşaat esnasında kepçenin ucu sert bir cisme çarpıyor. Derken bunun II. Dünya Savaşı’ndan kalma bir bomba olduğu anlaşılıyor. Ordudan bomba imha ekibi sevk edilip bölgedeki insanlar boşaltılıyor. Ancak işin içinde başka bir iş olduğu zamanla meydana çıkıyor…
Militarizm ile suç arasında irtibat kurulan eserde çok katmanlı bir hikâye işleniyor; birçok sürprize yer veriliyor. Ancak klişelere yaslanılarak sık sık mantığınızı bir kenara bırakmanız isteniyor. Eğer bunu yapabilirseniz sürükleyici sayılabilecek bir sinema tecrübesi sizi bekliyor. Tabii, özünde hızla ilerleyen, eğlendiren ama içi boş bir bomba var!
Tepegöz göründü! Nolan'ın son filmi "The Odyssey" yeni fragmanıyla dikkat çekti
TÜRKİYE KÖTÜ GÖSTERİLMEMİŞ
Öte yandan eserdeki serüven İstanbul’a da uzanıyor. Malum film, geçtiğimiz günlerde “Türkiye yine sarı filtre ile kötü gösterilmiş!” denilerek tartışılmıştı. Ancak durumun pek öyle olmadığını görüyoruz. Batılı yönetmenler, filmlerinde İstanbul’a yer verirken -tabii olarak- otantik yerleri tercih ediyorlar. Mackenzie de Kapalıçarşı bölgesini kadrajına alıp tarihî mekânlarda nispeten sıcak bir renk paleti kullanıyor. Doğrusu, filmin Doğulu karakterle bakışı müspet olmasa da “Taken 2”deki gibi bir havası yok. Yani Türkiye’yi kötü gösterme gibi özel bir çaba sezilmiyor.
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
● “Mortal Kombat II”
● “Iron Maiden: Burning Ambition”
● “Babil’in Laneti”
● “Portekiz Aşkı”
