Bahçeli, CHP'ye seslendi: Öfkeyle hareketin faturası var!
MHP Lideri Devlet Bahçeli, CHP içindeki krizleri eleştirdi. Bahçeli “Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde 2 yol vardır. Ya kendi iş meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır. Siyasette her sözün bir sonucu, her tavrın bir karşılığı, öfkeyle kalkılan her oturuşun bir maliyeti vardır” dedi.
- Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek yerine, siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumayı mesele edindiklerini belirtti.
- CHP'ye seslenerek, kendi iş meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözmesi gerektiğini, aksi takdirde düğümü milletin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacağını ifade etti.
- Özgür Özel'e, ateşe körükle gitmek yerine aklı selimle hareket etme çağrısı yaptı.
- Terörsüz Türkiye hedefinin kararlılıkla sürdürüleceğini ve bu hedefin ihanet şebekelerinin hesabını bozmak gereği olduğunu vurguladı.
- İsrail ve İran arasındaki savaşa değinerek, küresel sistemin çivisinin çıktığını, adalet terazisinin şaştığını ve meselenin sadece ilgili ülkelerin değil, geniş bir güvenlik denklemi olduğunu belirtti.
- Türk milletinin köşeye sıkıştırılacak veya tarih sahnesinden silinecek bir millet olmadığını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi. 'Mutlak buldan' kararı sonra iç karışıklık yaşayan CHP'ye seslenen Bahçeli "Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde 2 yol vardır. Ya kendi iş meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır. Nitekim ülke gündemi siyasi partilerin iş hesaplarının yükünü taşıyacak bir hamal değildir. Siyasette her sözün bir sonucu, her tavrın bir karşılığı, öfkeyle kalkılan her oturuşun bir maliyeti vardır" dedi.
Bahçeli şöyle seslendi:
Bizim meselemiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek değildir. Bizim meselemiz Türkiye'de siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır. Ancak görünen köyde kılavuz istememektedir. Cumhuriyet Halk Partisi bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez, iki ayrı meşruiyet iddiası muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır. Bir tarafta hukuki zemine dönme ihtiyacı toparlanma isteğiyle buluşmaktadır. Diğer tarafta meydan okuma üzerinden güç gösterileri sergilenmekte sokak diliyle parti içi krizi büyütme hevesi gündemin üzerine ağır bir sis misali çökmektedir. Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Sayın Özgür Özel 'e düşen ateşe körükle gitmek değil, aklı selimle hareket etmektir. Zira keskin silki ancak küpüne zarar verir. Cumhuriyet Halk Partisi kendi içindeki çetrefilli itilafı meydanların hararetine terk etmemelidir. Serinkanlılıkla yürütülmesi gereken hukuki süreci kalabalıkların gürültüsüne bırakmamalıdır. Cumhuriyet ve yaşıt bir siyasi parti olmanın ağırlığı ve kurumsallığını niteliksiz sokak diline havale etmek, ölü gözünden yaş beklemekten farksızdır.
Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin tüm engellere rağmen kararlılıkla sürdüğünü belirterek "Terörsüz Türkiye hedefini korumak, ihanet şebekelerinin hesabını bozmanın gereğidir. Terörsüz Türkiye hedefi kararlılıkla sürdürülecektir. Dün alay edenler bugün mahcup olmalıdır" dedi.
İsrail ve İran arasındaki savaşa ilişkin de konuşan Bahçeli "Küresel sistemin çivisi çıkmış, adalet terazisi şaşmıştır. Mesele yalnızca Tahran’ın, Tel Aviv 'in, Washington'un veya Bayburt’un meselesi değildir" diye vurguladı.
Öte yandan MHP Grup Toplantısı öncesinde Milli Takım için hazırlanan marş salonda dinletildi. Bahçeli "Türk milli takımının Amerika'da Dünya Kupası’na katılması münasebetiyle birçok çevreler milli takımı memnun kılacak, başarı sağlayacak bir üslupla bazı marşların yarışmasını açmışlardı. Geçmişte söylenen bazı şeylerin tekrarıyla milli takımımızı Amerika 'ya yolcu etmeyi düşünüyorlardı. Böyle bir dönemde Ülkücü Hareket'in hassasiyetlerini göz önüne alarak ülkücü sanatçılarımızdan istirham ettim. Kısa sürede bir marş hazırlayın ve bunu Amerika 'ya gitmeden evvel Türkiye duysun istedim. O sanatçıları tebrik ediyor gözlerinden öpüyorum" dedi.
Bahçeli'nin konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle;
“İNSANLIĞIN İMTİHANI BAŞLAMIŞ”
Dünyanın neresinde bir milletin barış ve huzur iklimi hedef alınsa, bir devletin kalbine silahlar doğrultusu var. Nerede bir mazlumun ahı yükselse, neresinde bir ananın yüreği ateşe verilse orada yalnızca o ülkenin değil bütün insanlığın imtihanı başlamış demektir. Bugün yakın coğrafyamızda yaşananlar da bize sadece savaşların, gerilimlerin ve diplomatik çekişmelerin seyrini değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insanlık duygularımızın seyrettiği istikametin vahim tablosunu göstermektedir.
“KAPIMIZA DAYANAN TEHLİKELİ BİR YANGIN”
Atalarımız ateş düştüğü yeri yakar demiştir fakat bugün yakın coğrafyamızda harlanan ateş yalnızca düştüğü yeri değil sınırları aşan bombalar yağdıran gökleri karartan, denizleri kabartan ve dumanı kapımıza kadar dayanan tehlikeli bir yangına dönüşmüştür.
“YENİ CEPHELER AÇILMAKTA”
Tarihi tecrübelerimiz ve uluslararası gündeme Ankara'dan açılan penceremizden baktığımızda görünen manzara açık ve nettir. Bölgenin kalbine düşen her kıvılcım ihmale uğradıkça yeni cephelere, yeni krizlere, yeni göçlere, yeni güvenlik tehditlerine ve yeni emperyal hesaplara kapı aralamaktadır. Sözde barış çağrılarının gölgesinde yeni cepheler açılmaktadır.
"KÜRESEL SİSTEMİN ÇİVİSİ ÇIKTI"
Küresel sistemin çivisi çıkmış, adalet terazisi şaşmış, kantarın topuzu kaçmış, güç dengeleri yerinden oynamış, insanlığın müşterek vicdanı kan kokusu karışmış petrol ve toprak rant siyasetleri arasında ağır bir imtihana mahkum edilmiştir.
Hukuk Siyonist karabasanının menfaat şartlarına öğütülmekte, barış, silah tacirlerinin kanlı iştahlarına kurban edilmektedir. Orta Doğu'da kazan kaynamakta, bölgemizin kalbine her geçen gün yeni hançerler saplanmaktadır.
“MESELE YALNIZCA TAHRAN’IN DEĞİL”
Mesele yalnızca Tahran’ın, Tel Aviv 'in, Washington'un veya Bayburt’un meselesi değildir. Bu mesele Hürmüz Boğazı'ndan Doğu Akdeniz’e, Lübnan'dan Suriye'ye, Irak’ın kuzeyinden Kızıldeniz'e, Körfez'den Kıbrıs 'a kadar uzanan deniz ticaret yollarından petrol ve doğal kaz yataklarına, su güvenliği havzalarından enerji geçiş güzergahlarına yayılan bölgedeki tarihi kültürel etnik ve mezhepsel hassasiyetleri kışkırtmaktan geri durmayan geniş bir güvenlik denklemidir. Bu denklemi sadece bugünün askeri hareketleriyle ve kriz başlıklarıyla okumak eksik kalacaktır.
“TÜRK MİLLETİ TARİH SAHNESİNDEN SİLİNECEK BİR MİLLET DEĞİL”
Bölgemiz ilk defa masa başı hesaplara, cetvelle çizilen haritalara, dışarıdan dayatılan statülere ve emperyal niyetlere maruz kalmamaktadır. Türk milleti köşeye sıkıştırılacak bir millet değildir. Türk milleti karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek bir millet değildir. Türkiye, ham hayaller kurulup çizilen haritaların kenarına sıkıştırılacak, eline bir avuç toprak verilip denizlerinden koparılacak bir ülke değildir.
“BU NASIL DİPLOMASİ?”
Amerika Birleşik Devletleri’nin İran 'a dönük askeri ve siyasi baskısı bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte, diğer yanda Hürmüz Boğazı'nda askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bu nasıl diplomasidir? Bu nasıl barış arayışıdır? Bu nasıl uluslararası yük düzenidir? Eğer bir ülke olmazsa başka yolla yaparız diyerek müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa orada diplomasi değil şantaj vardır. Eğer bir devlet ateşkes sürüyor derken aynı anda deniz yollarında abluka askeri tehdit ve düşük yoğunluklu çatışma dili kullanıyorsa orada baskı vardır. Barış kelimesini ağzına alıp savaşın fitilini cebinde taşıyanlar insanlığı aldatamayacaklardır.
“BİN YILLIK KARDEŞLİĞİ ZAAFA UĞRATAMAYIZ”
Terörsüz Türkiye Hürmüz'den Doğu Akdeniz 'e Lübnan'dan Suriye 'ye İran'dan Irak'ın kuzeyine kadar uzanan kriz kuşağı karşısında Türkiye'nin iç cephesini muhkem tutma gayretidir. Dışarıda savaşın dumanı yükselirken, içeride kardeşlik hukukumuza doğrultulan bozgunculuk namlusuna fırsat veremeyiz. Tahrik emellerine rıza gösteremeyiz. Habis niyetlerin nefes almasına müsaade edemeyiz. Bölgemizin etrafında kanlı hesaplar yapılırken yine Yüce Türk Milleti'nin birliğini, dirayetini ve bin yıllık kardeşliğini zaafa uğratamayız. Çünkü bahçe duvarının ardında hesap yapan gafilin ilk yokladığı yer yuvamızın içindeki çatlaklardır. Sınırlarımızın ötesinde kurulan her tezgah Ankara'dan görülmektedir. Türkiye ne karanlıkta yatacak ne de kara düş görecektir. Bugün Amerika Birleşik Devletleri 'nin hattında kurduğu baskı, İsrail 'in bölgesel kaosunu değiştiren saldırgan siyaseti, Suriye ve Irak sahasındaki kırılganlıklar, Doğu Akdeniz'deki askeri hareketlilik ve Hürmüz'den Lübnan 'a kadar uzanan gerilim kuşağı. Türkiye 'nin iç cephesine dönük sabotaj ihtimallerini de arttırmaktadır. Şunu açık ifade etmek gerekir. Terörsüz Türkiye iradesi samimiyet ilerlerken bu iradeyi zehirlemek isteyen dış mahviller de boş durmamaktadır.
Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmaların yeni himaye kapıları araması, Irak'ın kuzeyindeki eski mevzilerin diri tutulmak istenmesi, İran sahasındaki her gerilimin farklı uzantılar üzerinden fırsata çevrilmeye çalışılması tesadüf değildir. Bunlar Türkiye'nin iç huzurunu, kardeşlik hukukunu ve güvenlik mimarisini hedef alan daha büyük bir oyunun parçalarıdır. Bu sebeple Terörsüz Türkiye hedefini korumak, ihanet şebekelerinin hesabını bozmanın gereğidir. Terörsüz Türkiye hedefi kararlılıkla sürdürülecektir. Dün alay edenler bugün mahcup olmalıdır.
