ZİYNETİ KOCABIYIK

Düşünün bir arkadaşınızla yola çıktınız. Uzun bir otomobil yolculuğundan sonra gideceğiniz yere neredeyse vardınız. Yaz günü, hava sıcak… Emniyet kemeri takmayı zaten sevmiyorsunuz. Tam varış noktasına birkaç kilometre kala trafik polisi arabayı durduruyor. Emniyet kemerinizi neden takmadığınızı soruyor ve gülerek pantolon kemerinizi gösteriyorsunuz “takılı ya…” Polis gülmüyor. Cezayı yazıyor ve sizi gönderiyor. Siz cezayı da ödemişsiniz ya, kemeri takmayı hâlâ düşünmüyorsunuz. Sürücü arkadaşınız kontrol noktasından birkaç yüz metre sonra karşısına çıkan ölüm virajını alamıyor. Birlikte 40 metrelik bir uçurumdan aşağı düşüyorsunuz…
Semra Çetinkaya 32 yaşında, biri 11, diğeri 7 yaşında iki çocuk annesi başarılı bir sigortacı iken hayatı tam da o virajda değişiyor… Kazaya ilk müdahaleyi jandarma yapıyor. Sürücü olay yerinde hayatını kaybediyor. Semra Çetinkaya, arabanın sunroofundan çekilerek çıkarılıyor.  Adana Devlet Hastanesi’nde olayın bilançosu çıkıyor: Kaburgalarda ve göğüs seviyesinde omurgada kırık. Ağır ameliyatlar ve uzun süren yoğun bakım sürecinden sonra doktor o kahreden cümleyi söylüyor: “Semra, ayağa kalkma ihtimalin yüzde 1…”
O anları tekrar yaşarken, “İşte o zaman benim öldüğüm andı” diyor Semra Çetinkaya…

5 MİLYON ENGELLİ VAR
Geçtiğimiz hafta Dünya Engelliler Haftası’ydı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın resmî verilerine göre Türkiye’de nüfusun yüzde 6.9’unun en az bir engeli var. Kimisi doğuştan, kimisi daha sonra geçirdiği hastalıklar ya da kazalar sebebiyle, göremeyen, duyamayan, yürüyemeyen ya da muhakeme kabiliyetini kullanamayan yaklaşık 5 milyon kişi…
Semra Çetinkaya da o 5 milyon kişiden biri. Tek farkla… Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin 2. Başkanı olarak, hem ibretlik hayat hikâyesi, hem tecrübeleri hem de hayata tutunması ile tüm engellilere örnek oluyor. Aynı zamanda Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin faaliyetleri ile engellilerin sosyal hayatın içine daha rahat girebilmeleri için projeler geliştirilerek farkındalık oluşturulmasına destek veriyor.

“NEDEN BEN DİYE SORDUM”
Semra Çetinkaya, kazadan önce omurilik felcinin ne olduğunu bile bilmeden yaşarken, hastaneden eve döndüğünde, bir engellinin yaşadığı bütün imkânsızlıklarla yüz yüze gelmiş. “Daha önce koşarak indiğim merdivenlerden, sedye ile çıkmak çok ağırıma gitti. Önce neden benim başıma geldi bu durum. Bir hata mı yaptım da bedelini böyle ödüyorum”  diye sorguladım. Başlangıçta tekerlekli sandalye istemedim. Her sabah nasıl olsa kalkıp yürüyeceğim diye umut ediyordum. Sigortacı olduğum için her kesimden çok sayıda insan tanıyordum. Önceleri bir sürü ziyaretçi sık sık beni görmeye geldi. Zamanla azaldı, sonra herkes kendi hayatına döndü…”
Yaraları iyileştikten sonra kendi yaşadığı engelleri tüm engelliler için ortadan kaldırmaya adamış kendini. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin (TOFD) kuruluşunda yer almış. TOFD, hem engellilikle ilgili farkındalık oluşturmak hem kazalar olmadan engellemek için eğitimler vermek hem de bağış yapmak isteyenleri gerçek ihtiyaç sahipleri ile buluşturmak üzere kurulmuş.  Ulusal ve uluslararası projelerle sosyal hayata dâhil olmak isteyen engellilerin hayatını kolaylaştırmaya çalışıyor.  Neler yapıyorsunuz diye sorduğumuzda çok uzun liste sıraladı Kahraman, özetle şöyle:

BİLMİYORSAN DOKUNMA!
Anaokulundan başlayarak üniversitelere kadar okullara giderek, hikâyelerimizi anlatarak onların seviyelerine göre eğitim veriyoruz. Mesela “Emniyet kemerinizi takın”, “Derinliğini bilmediğiniz suya atlamayın”, “İlk yardım kurallarını öğrenin, eğer ilk yardım bilmiyorsanız yaralıya asla dokunmayın” gibi… Bu eğitimleri polis eğitim merkezlerinde de veriyoruz. Çünkü bir kazaya ilk onlar gidiyorlar.
Yardım etmek isteyenlerin talepleri ile bize yardım için başvuranların gerekli incelemelerini yaptıktan sonra birbirleriyle buluşmalarını sağlıyoruz.
Spor, sanat gibi etkinliklerden elde ettiğimiz gelirlerle Büyükçekmece TOFD Hüsnü Ayık Bakım Merkezi’ndeki bakacak kimsesi olmayan omurilik felçlilerine 24 saat hizmet veriliyor.

MAVİ KAPAK TOPLAMAYA DEVAM
TOFD’ye Türkiye’nin dört bir yanından mavi kapaklar geliyor ve dernek merkezinde ayıklanıp temizlendikten sonra ihale ile geri dönüşüme gönderiliyor. Semra Çetinkaya, sadece mavi kapakların değil, deterjan kapağından diş macunu kapağına kadar bütün kapakların kullanılabildiğini söyledi. Aklınızda olsun topladığınız kapaklar hâlâ akülü sandalyeye dönüşüyor. Ayrıca PTT Kargo ile 30 kiloya kadar gönderiyi ücretsiz yapabiliyorsunuz…

ENGELİYLE ENGELLERİ KALDIRIYOR
Semra Çetinkaya Türkiye Omurilik Felçliler Derneği’nin kuruluşunda yer alma sürecini şöyle anlatıyor: “Daha önce soruyordum ya “Allahım neden benim başıma geldi” diye. O zaman anladım işte… Ben bir bayrak taşıyacaktım. O bayrağı ne kadar yükseğe taşırsam benden sonrakiler daha da ileri götüreceklerdi. Bunu misyon edindim kendime. Çünkü benim dönemimde rol model olacak hiçbir kadın görmedim. Herkes hayatına küsmüş, eksikliğini acıyarak yaşamaya çalışıyordu. Oysa ben eksikliğimi tamamlayarak yaşıyordum ve tamamladığım her şeyi onlarla paylaşıyordum. İnsan hayata tutundukça ürettikçe güçleniyor…”     

ANNELER ÇOCUK OLUYOR
¥ Durumu kabullenme süreci nasıl oldu?
Eşimle daha önce ayrılmıştık.  Belki öylesi daha iyi oldu. Çünkü böyle durumlarda erkekler daha dayanıksız oluyor. Genellikle ortadan kaybolmayı tercih ediyorlar. Ağır sağlık problemleri yaşarken, bir de böyle bir travma kişiyi daha büyük bir bunalıma sürüklüyor.  Engelli olduğunuzda aile içindeki bütün dinamikler değişiyor. Anne iken birden çocuk oluyorsunuz. İki tane çocuğum anne baba olmak zorunda kaldı. Oysa kazadan önce evde 2 yardımcı vardı ve çocuklarım bir bardak su almayı bilmiyorlardı. Ben onlara yattığım yerde “şimdi soğanı getir, tencereyi getir” diyerek yönlendiriyordum. Yemek yapıyorlardı. Psikolojim iyi olmadığı için de kırdığım zamanlar da oluyordu. Bütün bunları yaşarken kendi kendime “Sen ne yapıyorsun, sen annesin ve öyle davranmalısın” diyerek toparlanma sürecine girdim. Almanya’dan bir tanıdığımızdan tekerlekli sandalye geldi. Kullandığım ilk anda tekerlekler benim ayaklarım oldu. Aynı zamanda sosyal hayattaki engelleri de keşfetmiş oldum.

ENGEL TOPLUMUN KAFASINDA
Fiziki ve toplumun kafasındaki engeller, bizi eve mahkûm ediyor. Özellikle omurilik felçlilerin yüzde 90’ı evde yaşamak zorunda kalıyor. Sokağa çıkmaya cesaret edenler de, karşılaştıkları engellerle acınacak hâle düşüyorlar. Bir alışverişe gittiğinizde soyunma kabinine girememek, ATM’den para çekememek, kredi kartı ile alışveriş yaparken makineye uzanamadığınız için kartı da şifreyi de kasiyere vermek, yüzde 4 olsa çıkabileceğiniz eğimlerin yüzde 8 olması yüzünden düz yolda bile bir yere gidememek ve birinden yardım istemek, kadınsanız mammografi cihazına erişememek … Bütün bunlar kimsenin yaşamadığı için aklına gelmeyen ama bizi başkalarına muhtaç eden; küçük bir müdahale ile düzeltilebilecek şeyler…

SPORDA DA BAŞARILI OLURUZ
Okçuluk, atletizm, bilek güreşi, futbol, basketbol engellilerin, hareket özgürlüğü yaşadığı alanlar… Hatta önemli başarılara da imza atılıyor.

RÜYALAR VE MASKELER
Türk Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı Ramazan Baş’ın yazıp yönettiği, sanat yönetmenliğini Tan Sağtürk’ün yaptığı “Rüyalar ve Maskeler” oyununda omurilik felçli dansçılar rol alıyor.

ENGELSİZLERLE BİR GÜN
Bu projede, özel şirketler, okullar ya da kişisel başvurularla, engeli olmayanlar, engelli kişilerle bir gün geçiriyorlar. Hem en çok istediği bir faaliyeti birlikte yapıyorlar hem de onun yaşadıklarını bizzat tecrübe edebiliyorlar.