İngiltere'de abur cubura ekran yasağı: Obeziteye karşı uzman tavsiyesi! Çocuklara reklam detoksu şart
Uzmanlara göre fast food reklamları çocukların beyninde sağlıksız beslenmeyi normalleştiriyor ve obezite riskini artırıyor. İngiltere’nin getirdiği reklam yasağı, Türkiye için de önemli bir örnek olabilir.
İngiltere'de çocukluk çağı obezitesini önlemek amacıyla sağlıksız gıda reklamlarına yönelik kısıtlamalar yürürlüğe girerken, Türk uzmanlar da benzer düzenlemelerin Türkiye'de artan çocukluk çağı obezitesi ve diyabetiyle mücadelede etkili olacağını belirtiyor.
- İngiltere, çocukluk çağı obezitesiyle mücadele kapsamında yağ, tuz ve şeker oranı yüksek 13 ürün kategorisinin televizyon ve internet reklamlarını yasakladı.
- Türk uzmanlar, Türkiye'de de artan çocukluk çağı obezitesi ve diyabeti oranları nedeniyle benzer reklam kısıtlamalarının zorunluluk olduğunu vurguluyor.
- Reklamların sağlıksız gıdaları "ödül" gibi sunarak çocukların tüketimini artırdığı, duygusal yeme alışkanlıklarını tetiklediği ve özellikle küçük yaştaki çocukların psikolojisini olumsuz etkilediği belirtiliyor.
- Türkiye'de 7-9 yaş arası çocukların yaklaşık %29'u fazla kilolu veya obez olup, bu durum çocuk sağlığının korunması için yapısal tedbirlerin önemini ortaya koyuyor.
İngiltere’de çocukluk çağı obezitesinin önüne geçmek için sağlıksız gıda reklamlarına yönelik yeni yasak hafta başında ülke genelinde yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme yağ, tuz ve şeker oranı yüksek yiyecek ve içeceklerin televizyonda 05.30-21.00 saatleri arasında, internet ortamında ise herhangi bir saatte reklamının yapılmasını engelliyor. 13 ürün kategorisi reklam kısıtlamasına dâhil edildi. Bunlar arasında tatlılar, cipsler, pizzalar ve bazı kahvaltılık ürünler de bulunuyor. Ürünler, besin değerlerine dayalı bir puanlama sistemiyle denetlenecek.
Fast food reklamlarının çocuklar üzerindeki etkisini uzmanlara sorduk. Görüştüğümüz uzmanlar, benzer düzenlemelerin ülkemizde de yapılmasının giderek artan çocukluk çağı obezitesi ve çocukluk çağı diyabeti için tedbir olabileceği görüşünde birleşti.
FAST FOOD ÖDÜL GİBİ SUNULUYOR
Bu tür adımların uzun vadede etkili olacağını söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, “Çünkü biliyoruz ki çocukluk çağı obezitesi sadece ‘ne yediğimizle’ değil, neye maruz kaldığımızla da şekilleniyor. Reklamlar, özellikle yağ-şeker-tuz içeriği yüksek gıdaları ‘eğlenceli, ödül gibi, mutlu eden ürünler” olarak sunuluyor” yorumunu yaptı.
Dünya Sağlık Örgütü ve birçok epidemiyolojik çalışmaya göre, bu tür reklam maruziyetinin çocuklarda enerji yoğun gıda tüketimini artırdığını ifade eden Dr. Kaya, “İngiltere’nin uyguladığı reklam kısıtlamaları, çocuğun uyarıcıya maruz kalmasını azaltarak psikolojik düzeyde de koruyucu bir etki oluşturuyor. Çünkü bir uyaran ne kadar sık tekrar edilirse, çocuk beyninde o uyaran o kadar “normal”, “istenir” ve “güvenilir” olarak kodlanıyor” dedi.
Dr. Kaya, reklam kısıtlamalarının etkili olabilmesi için, okul beslenme politikaları, aile temelli eğitimler, çocuklara yönelik gıda etiket okuryazarlığı çalışmaları ve sağlıklı hayatı teşvik eden sosyal kampanyalarla birlikte uygulanması gerektiğini de sözlerine ekledi.
DUYGUSAL YEME TETİKLENİYOR
Türk Böbrek Vakfı’nın Başkanı Timur Erk de özellikle 12 yaş altı çocukların reklamları gerçek ve güvenilir olarak algıladığını, çizgi film karakterleriyle yapılan tanıtımların çocuklar üzerinde güçlü bir etki oluşturduğunu vurguladı. “Çocuklara fast food ve ambalajlı hazır gıdalar hiçbir şartta ödül olarak sunulmamalıdır” diyen Erk, bu tür ürünlerin çocuklarda duygusal yeme alışkanlıklarını tetiklediğini ve zamanla bağımlılığa yol açabildiğini ifade etti.
Erk, çocuk sağlığının korunması için yapısal tedbirlerin şart olduğunu söyledi. “Bu nedenle, çocukları hedef alan sağlıksız gıda reklamlarına, birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi reklam yasağı getirilmesi artık bir zorunluluktur” diyen Erk, aileleri ve karar vericileri daha duyarlı olmaya çağırdı.
SADECE ÜRÜN SATILMIYOR
Reklamların çocuklar üzerindeki bu psikolojik etkilerini, hem ebeveynlerin hem de toplumun dikkate alması gereken bir mesele olduğuna işaret eden Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikolog Ayşegül Nezor, “Reklamlar sadece ürün pazarlamaz; neyin ‘iyi, neyin ‘ideal’ ve neyin ‘olması gerektiğini’ de tanımlar. Kusursuz bedenler, kusursuz aileler, kusursuz tatiller… Mesaj nettir: Satın alırsan, sen de bu idealin bir parçası olabilirsin. Günümüzde reklamcılar artık bize bir ürünü tanıtmaktan çok; başarılı, trend, kabul gören, güzel ve mutlu olmanın ne anlama geldiğine dair duygularımızı şekillendirmeye çalışıyor. Üstelik dev pazarlama sektörleri için çocuklar yalnızca küçük birer izleyici değil, aynı zamanda etkilenmeye açık birer hedef kitle” dedi.
TÜRKİYE'DE 3 ÇOCUKTAN BİRİ AŞIRI KİLOLU
Dr. Ayça Kaya, Türkiye’de de bu yönde bir adım atılmasının küçük ama oldukça etkili olacağını belirterek, “Çünkü çocuklar bugün sadece evde ne piştiğine göre değil, gün boyu ekranda ne gördüklerine göre de ne isteyeceklerine karar veriyor. Nitekim son uluslararası ve ulusal araştırmalar, Türkiye’de 7-9 yaş arasındaki çocuklarda fazla kilolu ve obezite oranının yaklaşık yüzde 29’a ulaştığını, obez çocukların ise yaklaşık üçte birinde insülin direnci gibi metabolik sorunların görüldüğünü ortaya koyuyor” dedi.
8 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLARDA RİSK DAHA BÜYÜK
Reklamların etkisinin çocuklarda çok daha güçlü ve belirgin olduğuna dikkat çeken Psikolog Ayşegül Nezor, “Özellikle de 8 yaş altındakiler. Çünkü çocukların, sorgulama kabiliyetleri yetişkinler kadar iyi gelişmediği için reklamlarda sunulan bu idealleştirilmiş mesajları sorgulamadan içselleştirmeye daha yatkındır.
‘Başarılı, güzel, mutlu ya da kabul edilen’ olmanın belirli ürünlere sahip olmakla mümkün olduğu fikri, çocukların benlik algısını, öz değerini ve ihtiyaçlarını nasıl tanımladığını doğrudan etkiler. Ekranda gördüğü parlak dünyayı model alan çocuk, reklam filmindeki kahramanları veya ünlüleri kendin rol model olarak alabiliyor.
Örneğin, pazarlamacılar sevilen çizgi film karakterlerini yiyecek ambalajlarına taşıyarak çocukların o ürüne karşı sempati beslemesini sağlayabiliyor. Bir süper kahraman resmi, basit bir meyve suyunu çocuk gözünde güç veren içeceğe dönüştürebiliyor” değerlendirmesini yaptı.
