Obezite tehlikesi alarm veriyor! Türkiye Hastanesi uzmanları uyarıyor
Dünya ve Türkiye’de obezite ve buna bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklarda rakamlar yükseliyor... Çözüm ise ekip çalışmasında. Türkiye Hastanesi uzmanları, obezitenin sebeplerini ve kalıcı kilo vermenin püf noktalarını anlattı...
- Türkiye'de yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri obez, fazla kilolularla birlikte bu oran yüzde 60'ın üzerine çıkıyor.
- Metabolizma, kıtlık modunda çalışmaya programlandığı için hızlı diyetler sonrası verilen kiloların geri alınması sık görülüyor ve kalıcı başarı oranı düşük kalıyor.
- Karın bölgesindeki yağ dokusu aktif bir yapıdır, düşük dereceli kronik iltihaba yol açarak insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve yağlı karaciğer hastalığına zemin hazırlar.
- Obezite tedavisi tek bir branşın değil, dâhiliye, genel cerrahi, psikiyatri ve diyetisyen gibi uzmanların yer aldığı multidisipliner bir ekip işidir.
- İleri derecede obezlerde cerrahi tedavi önemli bir seçenek olsa da, tek başına çözüm değildir ve beslenme eğitimi, psikolojik destek ile düzenli takip gerektirir.
- Modern hayat koşulları (uzun ekran başında oturma, uyku düzensizliği, stres) ve psikolojik faktörler (yalnızlık, travma, depresyon) obezite gelişimini ve yeme davranışını olumsuz etkileyebilir.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Obezite, günümüzde sadece estetik bir kaygı değil; kalp hastalıklarından diyabete, eklem rahatsızlıklarından birçok kanser türüne kadar pek çok kronik hastalığın ana kaynağı olan kompleks bir sağlık problemi. Vücudun bütün sistemlerini etkileyen bu tabloyla mücadele, tek bir diyet listesiyle değil; cerrahiden dâhiliyeye, psikolojiden beslenme uzmanlığına kadar multidisipliner bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Obezitenin biyolojisini, psikolojisini ve tedavisini Türkiye Hastanesi Obezite Uygulamalı Cerrahi Merkezi uzmanları anlattı.
TÜRKİYE’DE ÜÇ KİŞİDEN BİRİ OBEZ
Türkiye’de tablo daha da çarpıcı. Sağlık araştırmalarına göre yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri obez, fazla kilolular da eklendiğinde oran yüzde 60’ların üzerine çıkıyor. Kadınlarda obezite oranı erkeklerden daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de hızla artıyor. ilkokul öğrencileri arasında obezite oranı yüzde 10, azla kilolu olma oranı ise yüzde 15,7. Uzmanlara göre Türkiye, Avrupa’nın en hızlı kilo alan toplumları arasında yer alıyor. Günümüzde, Türkiye’de her üç kişiden biri obez.
KITLIK GENLERİ BOLLUKLA SAVAŞIYOR
Türkiye Hastanesi Dâhiliye Uzmanı Dr. Mümine Paşayeva’ya göre obeziteyi yalnızca “çok yemek” olarak görmek büyük bir yanılgı. İnsan bedeninin binlerce yıl kıtlık şartlarına göre programlandığını hatırlatan Paşayeva, “Vücudumuz enerji bulduğunda depolamayı hayatta kalma stratejisi olarak öğrenmiş. Bugün bolluk içindeyiz ama biyolojimiz hâlâ kıtlık modunda çalışıyor. Kilo kaybını tehdit, kilo alımını güvenli alan olarak algılayabiliyor” diyor.
10 KİŞİDEN 9’U VERDİĞİ KİLOYU GERİ ALIYOR
Bu nedenle hızlı diyetler sonrası metabolizma yavaşlıyor, iştah artıyor ve verilen kiloların geri alınması sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar, kendi kendine kilo vermeye çalışan kişilerin büyük kısmının birkaç yıl içinde verdiği kiloların önemli bölümünü geri aldığını, uzun vadede kalıcı başarı oranının yüzde 10–20 seviyelerinde kaldığını gösteriyor. Bu tablo, obezitenin yalnızca irade meselesi olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
YAĞ DOKUSU MASUM DEĞIL
Dr. Paşayeva, “Obezite yalnızca fazla yağ depolanması değildir. Özellikle karın bölgesindeki yağ dokusu hormon salgılayan aktif bir yapıdır. Bu doku düşük dereceli kronik iltihaba yol açarak insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve yağlı karaciğer hastalığına zemin hazırlar. Dâhiliye pratiğinde sık görülen tablo; kilo artışıyla birlikte yükselen kan şekeri, artan tansiyon ve bozulan kolesterol değerleridir” açıklamasını yaptı.
OBEZİTE TEDAVİSİ EKİP İŞİDİR
Türkiye Hastanesi Obezite Uygulamalı Cerrahi Merkezi uzmanlarının ortak görüşü net: Obezite tedavisi tek bir branşın işi değil, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Dahiliye uzmanı metabolik durumu değerlendirir, genel cerrah uygun hastada cerrahi planlar, psikiyatri uzmanı yeme davranışını ve ruhsal süreci yönetir, diyetisyen sürdürülebilir beslenme programını oluşturur. Gerektiğinde endokrinoloji, kardiyoloji ve fizik tedavi de sürece dahil olur. Bu sebeple obezite tedavisinin mutlaka bu alanda uzmanlaşmış bir obezite kliniği tarafından, multidisipliner bir ekip yaklaşımıyla yönetilmesi gerekiyor. Parça parça müdahaleler yerine bütüncül tedavi başarı şansını belirgin şekilde artırıyor.
DÜNYA OBEZİTEYLE SAVAŞI KAYBEDİYOR
Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan obez.18 yaş üstü yetişkinlerde obezite oranı 1990’dan bu yana iki kattan fazla arttı. Çocuk ve ergenlerde ise artış dört katına yaklaştı. DSÖ, mevcut eğilim devam ederse 2030’lu yıllarda dünya nüfusunun yarısına yakınının fazla kilolu veya obez olabileceği uyarısında bulunuyor.
MİDE DOYAR BEYNİMİZ DOYMAYABİLİR
Modern hayat da tabloyu ağırlaştırıyor. Uzun saatler ekran başında oturmak, uyku düzensizliği ve kronik stres metabolizmayı olumsuz etkiliyor.
Türkiye Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Havva Afşaroğlu, obezitenin psikolojik boyutuna dikkati çekiyor. Açlık ve tokluk merkezinin beyinde düzenlendiğini belirten Afşaroğlu, “Şeker tüketildiğinde dopamin artar ve kısa süreli bir haz oluşur. Zamanla beyin bu döngüyü öğrenir ve tekrar ister. Bu yalnızca irade meselesi değildir.biyolojik ve psikolojik bir döngüdür ” diyor. Yalnızlık, stres, travma ve depresyon da yeme davranışını etkiliyor. Karbonhidrat ve şeker içeren besinler geçici rahatlama sağlıyor. Bu durum bazı kişilerde bağımlılık benzeri bir döngüye dönüşebiliyor. Bu nedenle obezite tedavisinde psikolojik destek büyük önem taşıyor.
CERRAHİ ESTETİK DEĞİL HAYAT KURTARICI
İleri derecede obezlerde cerrahi tedavi önemli bir seçenek. Türkiye Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek, obezite cerrahisinin “biraz kilo vermek isteyenlere” değil, vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan ya da 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi ek hastalıkları bulunan kişilere uygulandığını belirtiyor. Ancak Prof. Dr. Destek uyarıyor: Cerrahi tek başına çözüm değil. Ameliyat, bir fırsat penceresi açıyor. Kurallara uyulmazsa kilo geri alınabiliyor. Bu nedenle psikolojik değerlendirme, beslenme eğitimi ve düzenli takip şart. Bu sebeple kilo vermek için multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor.
Türkiye Hastanesi Beslenme Uzmanı Dyt. Nesrin Eriş’e göre obezite cerrahisi sonrası beslenme yönetimi kritik. Amaç sadece kilo kaybı değil; kas kütlesini korumak, vitamin-mineral eksikliklerini önlemek ve hayat kalitesini artırmak. Bu süreçte bireye özel planlama ve yakın takip gerekiyor.
