Komşudan tarihi adım
Bulgaristan komünizm döneminde Türklere karşı girişilen asimilasyon kampanyasını resmen tanıdı. Kampanyayı kınayan bildiri parlamentoda kabul edildi. Kampanya sırasında 360 bini aşkın Türk, göçe zorlanmış; en az 517 Türk hayatını kaybetmişti.
Bulgaristan Parlamentosu, ülkede 1989 yılında sona eren komünist rejiminin Müslüman ve Türklere karşı uyguladığı asimilasyon kampanyasını kınayan bildiriyi kabul etti.Bildiri Bulgaristan devletinin Türklere karşı girişilen asimilasyon kampanyasını resmi olarak kabul eden ilk belge olması açısından büyük önem taşıyor.
Eski başbakan ve Güçlü Bulgaristan İçin Demokratlar (DSB) partisi lideri İvan Kostov'un hazırladığı bildiri oylamaya katılan 115 milletvekilinin 112'si tarafından desteklendi. 3 milletvekili ise çekinser kaldı.
Bildiride, asimilasyon kampanyasından sorumlu kişilerin sanık olduğu ve 20 yıldır sürüncemede bırakılan davanın yeniden ele alınması ve suçluların cezalandırılması da talep ediliyor.
İvan Kostov, yüzlerce Bulgaristan Türkü ve Müslümanın hayatını kaybettiği asimilasyon kampanyasının eski komünist rejim tarafından "Yeniden Doğuş Süreci" olarak adlandırıldığını hatırlatarak "Bulgaristan Müslümanların Zorla Asimilasyonunu Kınama Bildirisi" olan belgenin parlamentonun tüm siyasi güçleri tarafından desteklenmesi gereken bir belge olduğunu söyledi.
İvan Kostov şöyle konuştu: "Komünistlerin yürüttüğü bu kampanya sırasında 360 bini aşkın Türk kökenli vatandaşımız göçe zorlandı. Etnik temizlik girişimi olarak gördüğümüz bu eylemi şiddetle kınıyoruz. Cumhuriyet Başsavcısı Boris Velçev;i bir an önce isim değiştirme kampanyası ile ilgili başlatılan ve ilerleme kaydetmemiş olan davayı yeniden ele almaya çağırıyoruz. Bu davayı 'zaman aşımına uğratma' girişimlerini, asimilasyonu tüm Bulgaristan halkının ortak suçu şeklinde gösterme girişimi olarak kabul ediyoruz. Yakın tarihimizin önemli bir sayfasını bir kez daha okuyup kapatmak zorundayız."
İvan Kostov, asimilasyon kampanyası ile ilgili Başbakan Boyko Borisov;un geçmişte söylediği "Fikir olarak iyi, metod olarak yanlış" ifadesini ima ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz ikili oynamak istemiyoruz. 'Fikir olarak doğru, metod olarak yanlış; diye bir şey yok, olması da mümkün değil. Komünist diktatör Todor Jivkov iyiydi, altında çalışanlar kötüydü demek de artık bir anlam taşımıyor. Bugün davanın sağ kalan tek sanığı Jivkov döneminin son Başbakanı Georgi Atanasov tek suçlu olamaz."
Bildiriye destek veren üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Mestan, bildirinin "hukuki, siyasi ve ahlaki yönü olduğunu" dile getirdi. Mestan, "Bazı suç eylemleri konusunda zaman aşımı olmamalı diyorsak, bundan sonraki hukuki prosedür ona göre uygulanmalıdır. Yakın geçmişimizdeki bu çirkin eylemin sadece metodları değil, amaçlarını da kınadığımızı bildirmek zorundayız" dedi.
DSB Milletvekili Lıçezar Toşev de en az 517 kişinin asimilasyon kampanyası sırasında öldürüldüğünü, 500'ü aşkın Bulgaristan Türkünün Belene cezaevine yollandığını söyledi. Toşev Belene'nin o dönemde sıradan bir cezaevinden yeniden toplama kampına dönüştürüldüğünü bildirdi.
Oylamaya insan hakları komisyonundaki görüşmeler sırasında karşı çıkan ana muhalefet Bulgaristan Sosyalist Partisi milletvekilleri ile ırkçı ve aşırı milliyetçi ATAKA partisi milletkillerinin katılmaması dikkat çekti.
JİRKOV'UN ASİMİLASYON POLİTİKASI
Bulgaristan'da Todor Jirkov yönetimi altında Türk azınlığa yönelik ilk asimilasyon programı 1984 yılında başladı. Türkler zorla "Bulgarlaştırılma"ya başlandı. Türklere ve yaşadıkları yerleşim birimlerine Bulgar isimler verildi. Türkleri artık milli bir azınlık olarak tanımadığını açıklayan Jirkov hükümeti, Türkçe isimleri yasakladı. Jirkov'un asimilasyon politikasından yaklaşık 1.5 milyon insan mağdur edildi. 1989'de toplam 310 bin Türk, Jirkov yönetiminin asimilasyon kampanyaları sonucunda Bulgaristan'ı terk etmek zorunda kaldı. Bugün Bulgaristan'da yaklaşık 800 bin Türk yaşıyor. Türkiye'de yaşayan ve Bulgaristan'da göç etmek zorunda kalanlara kimlikleri Sofya tarafından iade edildi.
BELENE (ÖLÜM) KAMPI
Bulgaristan'da Belene bölgesinde Tuna nehri kenarında II. Dünya Şavaşı sonrasında rejim muhalifleri için kurulan toplama kampı, Türkler için işkence yerine dönmüştü. Kamp, 1980 sonrasında Türkiye'ye göç etmeyen binlerce Türk'e mesken olmuştu. O yıllarda kamp tamamiyle asimilasyon üzerine faaliyet göstermişti. Kampa yerleştirilen kişiler yargı kararları ile değil, keyfi uygulamalarla kampa yerleştirilmişti. Kampa kapatılanlar Türkler, Türkçe konuşmak, sünnetli olmak, geleneklerini sürdürmekle suçlanıyordu. Kamp Bulgaristan Türklerine, Türkiyeye göçmeleri için baskı olarak kullanılıyor; göçmek istemeyen veya göçemeyen Bulgaristan Türkleri kampa kapatılıyordu. Kampta Türklere uygulanan insan hakları ihlalleri arasında dövme, tecavüz, piskolojik baskı gibi uygulamalar yer alıyordu.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
