Caminin duvarındaki sır yüzyıllar sonra ortaya çıktı! Mekke detayı dikkat çekti
Kütahya'nın Parmakören Mahallesi'nde bulunan camide 2,5 yıl önce gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan ve yaklaşık 300 parçaya ayrılmış kağıt eser birleştirilmeye devam ediyor. Yapılan ilk incelemeler, eserin Osmanlı minyatür sanatı tekniğiyle hazırlanmış 18 ya da 19'uncu yüzyıla ait bir Mekke şehir planı olabileceğini gösterdi.
- Restorasyon sırasında bir caminin duvarı içinde yapıya ait olmayan bir taşın kaldırılmasıyla boşluktan çok sayıda kağıt parçası çıktı.
- Bu kırılgan kağıt parçaları, zarar görmemeleri için Ankara'ya gönderilerek özel konservasyon sürecine alındı.
- Ankara'daki laboratuvarda yapılan titiz çalışmalarla kağıt parçaları birleştiriliyor ve eserin Mekke'nin yerleşim planını gösteren Osmanlı dönemine ait bir minyatür şehir planı olabileceği değerlendiriliyor.
- Eserin tamamlanmasının ardından Kütahya Müze Müdürlüğü'nde sergilenmesi planlanıyor.
- Caminin kesin yapım tarihi henüz netlik kazanmamış olup, 1840'larda onarım gördüğü bilgisine ulaşılmış, ancak orijinal inşa tarihi belirlenememiştir.
Restorasyon sürecinde caminin duvarı içerisinde bulunan ve yapıya ait olmadığı tespit edilen taşın kaldırılmasıyla birlikte boşluk ortaya çıktı. Bu boşluktan çıkan çok sayıda kağıt parçası, uzman ekiplerin dikkatli çalışmasıyla tek tek toplanarak Ankara'ya gönderildi. Oldukça kırılgan, dağılmış ve ciddi şekilde deformasyona uğramış olan kağıtlar zarar görmeden incelenebilmesi için özel konservasyon sürecine alındı.
"ZARAR GÖRMEMESİ ADINA ANKARA'YA GÖNDERİLMESİNE KARAR VERİLDİ"
Parmakören Mahallesi Muhtarı Mehmet Dinler, restorasyonun 2024 yılında başladığını söyledi. Dinler, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı incelemelerde duvar içerisindeki taşın yapıya ait olmadığının tespit edildiğini ifade etti. Taşın çıkarılmasıyla birlikte duvar içinde bir boşluk (oyuk) ortaya çıktığını belirten Dinler, "Ustalar o boşluğu açınca içinden çok sayıda kağıt parçası çıktı. Profesör hocalarımızla birlikte bunları dikkatlice sehpaların üzerine yaydık. Çok hassas oldukları için zarar görmemesi adına Ankara'ya gönderilmesine karar verildi" ifadelerini kullandı.
Mehmet Dinler ayrıca, parçalar arasında nehir benzeri çizimler, bitki ve farklı figürlerin de bulunduğunu, ilk etapta eserin ne olduğunun tam olarak belirlenemediğini aktardı.
ANKARA'DA TİTİZ KONSERVASYON SÜRECİ
Ankara'daki Kağıt Konservasyon Laboratuvarı'nda yürütülen çalışmalarda, eserlerin ileri derecede yıpranmış ve parçalanmış olduğu tespit edildi. Uzmanlar, eserlerin kimyasal ve fiziksel stabilizasyonunu sağladıktan sonra parçaları tek tek birleştirme sürecine geçti. Konservasyon sürecinin oldukça uzun ve dikkat gerektirdiği, her parçanın konumunun mikroskobik incelemeler ve dijital eşleştirme yöntemleriyle belirlendiği ifade ediliyor.
MEKKE ŞEHİR PLANI İHTİMALİ GÜÇLENİYOR
Yapılan ilk değerlendirmelerde, parçaların bir bütün halinde Mekke'nin yerleşim planını gösteren bir çalışma olduğu ihtimali öne çıktı. Eserin Osmanlı döneminde kutsal topraklara yönelik hazırlanmış bir minyatür şehir planı olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, çalışmalar tamamlandığında eserin hem sanat tarihi hem de İslam coğrafya ve şehir planlama tarihi açısından önemli bilgiler sunabileceğini belirtiyor. Parçaların birleştirme sürecinin tamamlanmasının ardından eserin pano haline getirilerek Kütahya Müze Müdürlüğü'nde sergilenmesi planlanıyor. Böylece hem eser korunmuş olacak hem de kamuoyunun ziyaretine açılarak kültürel mirasa kazandırılacak.
CAMİNİN TARİHİ HÂLÂ NET DEĞİL
Parmakören Mahallesi Camisi'nin kesin yapım tarihi ise henüz netlik kazanmış değil. Bölge kayıtlarında yapının 1840'lı yıllarda bir onarım geçirdiği bilgisine ulaşıldığı, ancak orijinal inşa tarihinin belirlenemediği ifade ediliyor. Bazı araştırmalarda yapının Selçuklu dönemine uzanabileceği ihtimali üzerinde durulsa da, bu konuda kesin bir akademik sonuç bulunmuyor. Uzmanlar, hem mimari incelemelerin hem de bulunan eserlerin caminin tarihine ışık tutabileceğini belirtiyor. Ankara'da devam eden konservasyon ve birleştirme çalışmalarının tamamlanmasının ardından, eserin içeriği ve tarihi kimliği hakkında daha net bilgilere ulaşılması bekleniyor. Uzmanlar, bu keşfin Anadolu'daki dini mimari içinde nadir rastlanan önemli bir bulgu olabileceğini ifade ediyor.
