Elazığ'da başkomiserin evinde 'yasak aşk' cinayeti! O anlattı, eşi doğruladı
Elazığ'da bir başkomiser evinde eşiyle yakaladığı adamı öldürdü. Katil zanlısı, "Ben öldürmesem o beni öldürecekti" dedi. Eşi ise başkomiserin anlattıklarını doğrulayıp yaşananları anlattı.
Olay Elazığ'da 5 Eylül 2025'de bir sitede yaşandı. Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı.
Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulunurken, F.K. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle katıldı.
24 il, 101 ilçe, 550 köy ateş hattı üzerinde! Profesörden Marmara'da 7.3'lük deprem uyarısı
"ÜZERİNDE KAN İZİ VARDI"
Sanık M.K., yaşananları şöyle anlattı:
“Sabah saatlerinde eşim çocukları kreşe götürmek için evden çıktı. Ben o sırada evdeydim, çocuğum geceden soğuk algınlığı almıştı, bu yüzden eşime ‘Okula götürme’ dedim. O ise ‘Kreşe alışsın, adaptasyon sürecini atlatsın’ dedi. Ben mesaiye gitmek için hazırlanırken eşim çocukla evden çıktı.
Eşim evden çıkınca aradım ve ‘Öğretmene söyle, çocuk rahatsızlanırsa haber versin’ dedim. Saat 09.00 civarında tekrar aradım çünkü çocuğum daha önce de kreş problemi yaşamıştı; bırakırken ağlayıp ağlamadığını sordum. Eşim ‘Çocuğu bıraktım, ağladı ama yapacak bir şey yok. İkimiz de çalışan insanlarız’ dedi.
Eşimin kreşten eve dönmesi yaklaşık 15 dakika sürdüğü için tekrar aradım, ama telefonu açmadı. Çocuk hakkında konuşmak için eve gitmeye karar verdim. Eve vardığımda site içinde eşimin aracını görünce evde olduğunu anladım. Saat 09.47 civarında kapıyı çaldım, açılmadı. Lavaboda olduğunu düşündüm ve kapının önünde bekledim, ara ara kapıyı çaldım. Balkona baktım.
Akranına şiddet uygulayan çocuk hakkında emsal karar! Okul dışında sokağa çıkamayacak
Daha sonra tekrar kapıya geldim ve kapıyı açtı. Yaklaşık 3 dakika geçmişti yukarı çıkmam. Kapıyı açınca başında şişlik ve tişörtünde kan izi olduğunu fark ettim. Ne olduğunu sordum, ‘Kapıya çarptım, önemli bir şey yok’ dedi. Mutfağa geçtik ve ben ‘Kapıyı açmadın, telefona neden cevap vermiyorsun?’ dedim. Eşim ‘Uyuyakalmışım, kapıyı duymadım, telefon sessizdeydi’ dedi ve ‘Bir kahve yapayım, balkona geçelim’ teklifinde bulundu. Ben de ‘Kahveyi bırak, seninle konuşalım’ dedim.”
SAKLANDIĞI YERDEN BIÇAKLA SALDIRDI
Konuşmanın ardından eşine kahve yapmasını, kendisinin lavaboya gidip geleceğini söylediğini aktaran M.K., "F.K. o sırada mutfaktaydı. Lavabonun olduğu kısma giderken yerde kan damlalarını gördüm. Bulunduğum yerden seslenip, 'Kafanı çarparken çok kanaman olmuş. İyi misin?' dedim. Kendisi mutfaktan çıkarak yanıma geldi. Giyinme olarak kullandığımız odanın içerisinde tıkırtı sesi ve kapının hafiften hareket ettiğini gördüm. Odanın kapısı neden kapalı diyerek odaya yöneldim. Normalde o odanın kapısını hiç kapalı tutmayız.
Kapıyı ittim, içeri bir adım attım. Normalde kapının sonuna kadar açılması gerekirdi fakat açılmadı. Maktul içeride saklanıyordu. Kapının arkasında saklanan maktul kapının kenarından elinde bulundurduğu bıçağı bana saplamak üzere hamlede bulundu. Refleksle elimle bıçağı tuttum. Yüzünü görmeden bıçak saldırısına maruz kaldım. Elini tuttum, boşta kalan elimle maktulün boğazına yapıştım. Maktul de boşta olan eliyle benim boğazımı tuttu. Boğuşmaya başladık" diye konuştu.
"HEDEF GÖZEYMEDEN ATEŞ ETTİM"
M.K., "Şahısla karşılaştığımızda bağırarak 'Sen kimsin, ne arıyorsun?' dedim. O da bana 'Benim kim olduğumu eşine sor' dedi. Eşim o esnada 'Durun yapmayın, biz arkadaşız. Konuşmak için çağırdım' diye bağırıyordu.
Maktul 'Seni geberteceğim' diyordu. Kadınla maktul arasındaki gayri ahlaki boyutu boğuşurken idrak ettim. Kendi evimde böyle bir ahlaksız durumun yaşandığını ve bıçaktan kendimi kurtarmaya çalışıyordum. Ahlaksız boyut aklıma geliyor. O esnada kadından da bir hamle gelir mi diye düşünürken F.'ye 'Odaya girme' diye bağırdım. Bağırmamın sebebi bunların arasındaki ilişkiden dolayı kadın odaya girerse bana saldırır mı diye düşünmemden dolayıdır. O anda korku, telaş ve panik var. Daha sonra boğuşarak yere düştük. Bıçağı almak için müdahale ettim ama alamadım. Kendimi geriye iterek şahıstan o esnada ayrıldım. Şahıstan uzaklaştıktan sonra beylik silahımı çekme fırsatı yakaladım. Maktul de yerdeyken elindeki bıçakla bana doğru hamle yaptığı esnada hedef gözetmeksizin yerdeyken yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim. Mermilerin maktule isabet ettiğini anladım. Yaşanan vahim olayın telaşıyla silahımı güvenli hale almak istedim, şarjörü çıkarmayı unutmuşum, sürgüyü çekip bıraktım. O sırada silahta kalan 4-5 mermi yere düşmüş" şeklinde konuştu.
"EŞİN EVE GELİRSE TANIŞIRIZ"
Olayın paniğiyle kendisinde yoğun bir ter boşalması olduğunu aktaran M.K., "Hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak kendimi toplamaya çalıştım. Sonra kadına döndüm, 'Bu yaşadığımız olaya bak. Polisi arayacağım, bundan sonraki süreçte eşlik görevini yapamadın, bari çocuğa iyi bak' diyerek polisi aradım.
Polislerin ardından ablamı aradım. Asayiş birimi müdürünü aramıştım, olayı anlattım. 'Silah kullanmak zorunda kaldım' dedim. Daha sonra polis ekipleri geldi, ifade için emniyete gittik. Olay bu şekilde olmuştur. Yaşanan bu olayda öldürme kastım yoktur. Tamamen hayatıma yönelen tehditten kurtulmak, kendimi savunmak amacıyla son çare olarak üzerimde bulunan beylik silahını kullandım. Yaşanan bu olayda sanık pozisyonunda bulunuyorum ama benim konudan dahi haberim yoktu.
Kimseyi öldürme kastım yoktur. Olayın böyle sonuçlanmasını istemedim. Geldiğimiz nokta itibarıyla işimden, çocuğumdan ayrı kalmışım. Böyle bir duruma kimse düşmek istemez. Eşimin kafasındaki şişlikle benim bir alakam yoktur. Eşimin beni aldattığına dair hiçbir zaman bir kuşkum olmadı. Olay günü de, önceki zamanlarda da ailevi huzursuzluğumuz vardı ama aldattığı yönünde hiçbir şüphem oluşmadı. Maktulü ilk defa gördüğüm yer olay yeridir. Daha önce hiçbir şekilde tanışmadık. Maktul eşime 'Eşin eve gelecek mi, gelirse de tanışırız' demiş zaten mesajlarda. Olayda maktulle aramızda 70 santim mesafe vardır tahminen. Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" ifadelerini kullandı.
BAŞKOMİSERİN KARISI OLAYI ANLATTI
M.K.'nin eski eşi olduğunu aktaran F.K. ise, "Serdar isimli şahısla sosyal medya üzerinden tanıştım. Ben adını Serdar olarak biliyordum. 2025 Mayıs ayında tanıştık, bir ay kadar yazıştık. Daha sonra temmuz ayında yüz yüze bir defa parkta, bir defa da arabada görüştük. Ben bu şahısla görüşmek istemedim. Ağustos ayında olaydan bir gün önce maktul bana mesajlar atmış, ben mesajları görmedim.
Elazığ'a gelerek konuşmak istediğini söylemiş. 'Eşinin karşısına çıkarım, gerekirse onunla konuşurum' dedi. Bu süreçte maktul sanığa içten içe öfke duyuyordu. Ben mesajları olay günü saat 07.00-09.00 arasında gördüm. Dışarıda görüşmenin tehlikeli olacağını düşündüğüm için 'Evde görüşelim' dedim. Maktul sosyal medyadan aradı, kendisine eve geçeceğimi söyledim. Eve geldikten kısa bir süre sonra Serdar olarak bildiğim Orhan eve geldi. Mutfak bölümünde oturduk.
Konuşma devam ederken M. beni aramış, o sırada aramızdaki ilişkinin bitmesi gerektiğini anlatıyordum. 20 dakika falan konuştuk. Daha sonra kapı çalmaya başladı. Ben kapının dürbününden bakınca M.'yi gördüm. İçeri gidip Serdar'a 'M. geldi' dedim. Serdar öfkelendi, 'Bana kumpas kurdurunuz. Nereden çıktı bu M. İkinizi de geberteceğim' dedi. Seslerin dışarı gideceğinden dolayı kısık sesle maktule sessiz olmasını ve saçmalamamasını söyledim. Serdar mutfaktaki bulaşık sepetinden bıçak aldı. Bırakmasını söyledim ama bırakmayarak evin arka odasında bulunan giyinme odasına doğru yöneldi. Banyo kapısının önüne geldiğinde sakin olmasını, bıçağı bırakmasını söyledim. O da bana 'İçinde olduğum durumun farkında değil misin?' diyerek tekme ve kafa attı. Kapı çalmaya devam ediyordu. 'M. içeri girdiğinde onu balkona alacağım. Sen giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın' dedim" ifadelerini kullandı.
EŞİNİN ANLATTIKLARINI DOĞRULADI
Banyoya girip elini yüzünü yıkadığını ve kan lekelerini temizlediği aktaran F.K., "Vestiyerden Serdar'ın ayakkabılarını aldım ve giymesini söyledim. M. balkondayken çıkarsın dedim. Kapıyı açtım. O arada kapıyı kilitlediğim için M. içeri girememişti. M. 'Alnına ne oldu?' dedi. 'Önemli bir şey yok kapıya çarptım' diyerek onu geçiştirdim. Daha sonra kahve içmek için mutfağa aldım. M. 'Önce konuşalım sonra kahve içeriz' dedi, kapıyı ve telefonu neden duymadığımı sordu. Ben de 'Uyuyorum' diyerek geçiştirdim. 20 dakika falan konuştuktan sonra M. 'Kahve yap' diyerek mutfaktan ayrıldı. Kahve makinesinin önündeyken koridora doğru yöneldi.
Banyonun önündeki kan lekelerini görünce 'İyi misin?' diye sordu. Ben de bunun üzerine mutfaktan çıkarak M.'nin yanına yöneldim. M. giyinme kapısı kapalı olduğu için açmaya çalıştı. O sırada 'Kapı niye kapalı?' dedi. Kapıyı aralayınca içeri bıçakla giren Serdar, kapının aralığından bıçakla M.'ye saldırmaya başladı. Aralarında boğuşma başladı. Serdar bıçağı M.'nin omuz ve boyun bölgesine doğru saplamaya çalışıyordu.
Eşime Serdar için 'Biz arkadaşız' dememe rağmen Serdar halen saldırıyordu. Serdar bıçağı bırakmayınca boğuşma devam etti. M., Serdar'a 'Sen kimsin, ne işin var?' diye soruyordu. Serdar da bıçağı savurarak 'Sen bunları karına sor' diyerek saldırmaya devam ediyordu. Serdar ve M. yüzüstü pozisyonunda yere düştü. Serdar bıçakla saldırmaya devam ediyordu. M. bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı. Silah seslerini 2 veya 3 defa duydum. Kurşunların Serdar'a gelip gelmediğini görmedim. M. bana 'Oğlumuza iyi bak. Karılık yapmadın, ona annelik yap' diyerek isyanda bulundu. Ardından hemen telefonla birisini aradı ve polisler geldi. Olay bu şekilde oldu. Maktul yere düştüğünde ölüp ölmediğini anlamadım. Maktule hiç dokunmadık. Polislerin gelmesini bekledik" dedi.
