İran'dan Mekke Anlaşması sonrası Suudi Arabistan'a uyarı: "Türkiye ve Pakistan ile yapılan anlaşma size güvenlik sağlamayacak"
Tahran yönetimi, Mekke'de imzalanan savunma paktına temkinli yaklaştı. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai, Suudi Arabistan'ı hedef alarak, "Türkiye ve Pakistan ile yapılan anlaşma güvenlik sağlamaz" dedi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü ortak savunma anlaşmasının ardından Tahran yönetiminden ilk tepki geldi.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai, Suudi Arabistan’ın dışarıdan koruma aramak yerine bölgesel adımlar atması gerektiğini belirterek Riyad yönetimine uyarıda bulundu.
"BAŞKALARINDAN KORUMA İSTEMEK YERİNE DURUMU DÜZELTİN"
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai, üç ülke arasında tesis edilen savunma ittifakını değerlendirirken Riyad yönetimini hedef aldı. Rezai yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Suudi Arabistan'ın anlaması gereken şey, Türkiye ve Pakistan ile yapılan bir anlaşmanın onlara güvenlik sağlamayacağıdır. Aynı şekilde, ABD'nin yıllarca tek taraflı olarak verdiği destek de onlara güvenlik sağlamadı. Durumu düzeltin, böylece başkalarından koruma istemek zorunda kalmazsınız."
NELER OLMUŞTU?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ve Pakistan Başbakanı Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı.
Tarihi imzanın ardından bölge diplomasisinden ve Türkiye’den üst düzey açıklamalar peş peşe geldi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın üç ülke halklarına hizmet edecek şekilde daha güvenli bir bölgesel ortamı desteklemeyi amaçladığını duyurdu. İletişim Başkanlığı, Mekke Anlaşması’nın hiçbir ülkeyi hedef almadığını, doğrudan ortak güvenlik ile caydırıcılığı güçlendirmeyi esas aldığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise anlaşmayı dost ve kardeş ülkeler arasında bölgesel güvenlik mimarisine katkı sağlayacak tarihi bir adım olarak nitelendirdi.
ANLAŞMANIN KRİTİK DETAYLARI
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte güvenlik paktının temel ilkeleri ve işleyiş mekanizması da netleşti. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesini temel alan pakt uyarınca, üye ülkelerden birine yapılan silahlı saldırı tümüne yapılmış sayılıyor. Uzun soluklu diplomatik temasların sonucu olarak doğan bu yapı, hiçbir ülkeyi hedef almıyor; aksine bölge ülkelerinin katılımına açık bir güvenlik zemini oluşturuyor.
İttifak kapsamındaki iş birliği; askeri eğitim ve istihbarat paylaşımının yanı sıra savunma sanayisinde ortak üretimi ve orduların birlikte çalışabilirliğini artırmayı esas alıyor. Türkiye açısından bakıldığında, anlaşmanın NATO üyeliğine bir alternatif oluşturmadığı, aksine mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayıcı bir nitelik taşıdığının altı çizildi.
Paktın Türk askerini her bölgesel krize otomatik olarak sevk etmeyeceği belirtilirken, kuvvet kullanımı ve harekat kararlarının Türkiye'nin anayasal düzeni ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınmaya devam edeceği altı çiziliyor. Ayrıca tesis edilen bu iş birliği sayesinde küresel deniz ticaret yollarının güvenliği tahkim ediliyor; böylece ihracat hatları, enerji tedariki ve bölgesel ekonomik istikrar da güvence altına alınıyor.
LİDERLER NAMAZ KILDI
İmza töreninin ardından tarihi zirvenin insani ve manevi boyutu da ön plana çıktı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, Mekke Üçlü Savunma Anlaşması'nın resmen tamamlanmasının ardından Mekke'deki Mescid-i Haram'da bir araya gelerek cuma namazını birlikte eda etti. Liderlerin kutsal topraklardaki bu görüntüsü, imzalanan stratejik ittifakın yanı sıra üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını da simgeleyen anlamlı bir kare olarak kayıtlara geçti.
