ABD Dışişleri Bakanı Rubio'dan Ankara Zirvesi açıklaması!
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senato Dış İlişkiler Komitesi önünde verdiği ifadede, ABD’nin küresel liderliğinden İran ile yürütülen gizli nükleer müzakerelere, Hürmüz Boğazı krizinden Mücteba Hamaney istihbaratına kadar açıklamalarda bulundu.
- Rubio, ABD'nin dünyanın tek küresel süper gücü olduğunu ve en büyük ekonomiye, en güçlü orduya sahip olduğunu belirtti.
- Rubio, İran'a yönelik askeri harekatların başarılı olduğunu ve İran donanmasının olmadığını ileri sürdü.
- Rubio, BAE'nin ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü operasyonlar konusunda işbirliği yaptığını belirtti.
- Rubio, Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak NATO Zirvesi'ne değinerek, bazı NATO müttefiklerinin kriz anlarında bencil davrandığını ima etti.
- Rubio, İran'la nükleer programlarını müzakere etme konusunda ilk kez bir ihtimal olduğunu ve görüşmelerin sürdüğünü belirtti.
- Rubio, Mücteba Hamaney'in hayatta olduğunu ve stratejik karar verme sürecine dahil olduğunu söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin karşısına çıkarak Washington'ın dış politika stratejisini ve askeri angajmanlarını değerlendirdi.
Rubio'nun öne çıkan açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:
"Biz dünyanın tek küresel süper gücü, dünyanın en güçlü ülkesiyiz. En büyük ekonomiye sahibiz, şimdiye kadar insanların tanıdığı en güçlü ordumuz var, dolarımız hala dünyanın rezerv para birimi. Dilimiz tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor.
Ulusal çıkarı belirlemek genellikle pragmatik kararlar vermemizi gerektirir. Dış politikada bazen iyi bir seçimle kötü bir seçim arasında seçim yapmak gerekir. İki daha az ideal seçim arasında seçim yapmak gerekir ve bu iki seçimden hangisinin Amerika Birleşik Devletleri için en iyisi ve çıkarlarımıza en az zararlı olanı olduğunu belirlemeye çalışırsınız.
Çin ve diğer küresel güçler, sadece Amerika'nın ulusal çıkarlarına değil, bizim bakış açımıza göre, bu ülkelerin halklarının da zararına olacak şekilde Batı Yarımküremize müdahale etti."
"İRAN OPERASYONU BAŞARILI OLDU, BUGÜN BİR İRAN DONANMASI YOK"
Konuşmasında, ABD ve ortaklarının İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri harekatlara değinen ve sahada Tahran'ın deniz gücünün tamamen bittiğini ileri süren Rubio, askeri duruma ilişkin şöyle konuştu:
"Destansı Öfke Operasyonu, askeri hedeflerini gerçekleştirmede oldukça başarılıydı. Hala çok sayıda dronları var. Meksikalı karteller de birbirlerine karşı insansız hava araçları kullanıyorlar. Bir noktada bunları bizim çıkarlarımıza karşı kullanabileceklerini düşünmeliyiz. Ancak bugün, bir İran donanması yok. Böyle bir şey yok. Donanma yok. İran donanması yok.
Sadece İran gemilerinin boğazlardan geçebildiği bir dünyaya sahip olamayız. Eğer onlar herkes için boğazları kapatacaklarsa, biz de onlar için boğazları kapatacağız. İran, ticari gemilere ateş açıyor ve Hürmüz'ün büyük bölümlerini mayınlıyor. İran, ateşkes başladığında yapacaklarını söyledikleri şeyi yapsaydı, bir abluka olmazdı. Boğazları açacaklardı. İran'ın boğazlarda yaptığı şeyi destekleyen hiçbir ülke yok, belki onunla flört eden Umman hariç. Çinliler buna karşı. Ruslar buna karşı. Herkes buna karşı. Ancak net olarak söylüyorum ABD, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması karşılığında İran'a yönelik hiçbir yaptırım hafifletmesi yapmayacaktır."
"BAE, İRAN'A KARŞI AGRESİF BİR ŞEKİLDE İŞBİRLİĞİ YAPTI"
Bakan Rubio, Washington'da Trump-Netanyahu geriliminin ve İran'a yönelik askeri stratejinin tartışıldığı sıcak bir atmosferde, bölgedeki bazı Arap müttefiklerinin ABD- İsrail operasyonlarına verdiği desteği açıkça itiraf etti:
"Bölgedeki bazı müttefiklerimiz, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü operasyonlar konusunda son derece agresif bir şekilde işbirliği yaptıü bunun en somut ve net örneği BAE'dir."
Hürmüz Boğazı'nda haraç istihbaratı sonrası fay hatları yerinden oynadı! Trump yönetiminin yeni Körfez planında o ülke hedefte
"ANKARA'DA EĞLENCELİ BİR TOPLANTI OLACAK"
Temmuz ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan tarihi zirveye de değinen Bakan Rubio, müttefiklerin savunma harcamaları ve stratejik ortaklıkların ele alınacağı bu kritik buluşmaya atıfta bulunarak, "Ankara'da NATO Zirvesi'nde eğlenceli bir toplantı olacak" değerlendirmesinde bulundu.
Bazı NATO müttefiklerinin kriz anlarında bencil davrandığını ima eden Rubio, ittifakın askeri omurgasını sorgulayarak şunları dile getirdi:
"NATO'dan bir ittifak olarak aldığımız en büyük fayda üsleri kullanma yetisiyse ve bu ittifakın bazı üyeleri muhtemel bir acil durumda bu askeri üslerin kullanımını temel olarak reddediyorsa, o zaman bu ittifakın tüm varlığı ve işlevi bizim açımızdan tamamen sorgulanır hale gelir."
ABD Başkanı Donald Trump Türkiye'ye geliyor! Tarihler belli oldu
"İRAN İLK KEZ NÜKLEER PROGRAMINI MÜZAKERE ETMEYİ KABUL ETTİ"
Bakan Rubio, tüm askeri tırmanışa ve Fars Haber Ajansı'nın iddialarının aksine, taraflar arasında çok kritik bir nükleer eşiğin aşıldığını ve arabulucular vasıtasıyla müzakerelerin sürdüğüne işaret ederek şunları aktardı:
"Nükleer konulardaki görüşmeler çok karmaşık ve teknik bir niteliğe sahip, bu nedenle bunlar hakkında bir anlaşma yapmak zaman alıyor. Görüşmeler yapıyoruz. Ve görüşmeler diyorum çünkü İran'la görüşmeler İsviçre'yle görüşmeler gibi değil, tamam mı? Onlar çok farklı. Ne yazık ki aracılar kullanmaları gerekiyor. Ama önümüzde bir ihtimal var, bugün olabilir, yarın olabilir, gelecek hafta olabilir. İlk kez, en azından benim hatırladığım kadar, nükleer programlarının bazı yönlerini müzakere etmeyi kabul ettiler. Sadece bir ay önce, sadece bir yıl önce, bunlardan bahsetmeyi bile reddediyorlardı, ne yazık ki, hatta tartışmaya bile açıklık göstermiyorlardı. Bu, Senatonun veya Amerikan halkının kabul edebileceği bir anlaşma olabileceğine dair bir garanti değil. Ancak maalesef parçalanmış rejimleri bu süreci zorlaştırıyor, cevaplar almak günler sürüyor. Bizim için kabul edilebilir olan ve onların da yapabileceği bir anlaşma sağlanması, Hürmüz’ün açılmaşı ve çok belli başlı konular hakkında görüşmeler yapacağımız bir süreç konusunda umutluyuz."
RUBİO’DAN MÜCTEBA HAMANEY İTİRAFI: KARAR MEKANİZMASINDA AKTİF
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Mücteba Hamaney'in sağlık durumu ve rejim üzerindeki kontrol gücüne dair ellerinde çok net veriler olduğunu söyledi:
"Elimizdeki istihbarat raporları ve somut göstergeler, Mücteba Hamaney'in kesin olarak hayatta olduğunu ve Tahran'daki yönetim mekanizması ile stratejik karar verme sürecine giderek çok daha fazla dahil olduğunu gösteriyor. Çatışmanın başlangıcında karar verme yetkisini saha komutanlarına devrettikleri oldukça açıktı. Ve bu nedenle, saha komutanları genellikle daha önce yürürlüğe girmiş olan ön operasyonel planlamaya dayanarak hareket etme yetkisini devretmişlerdi.
Belki de başkan, savaş bakanı ya da Genelkurmay Başkanı tarafından doğrudan emirler verilip kararlar alınan sistemimizin aksine, onların sisteminde taktik düzeyde karar verme, örneğin hangi gemilere saldırılacağı gibi kararlar, komutan düzeyinde alınıyordu."
"İRAN’DAN HİÇBİR ŞEY İÇİN YALVARMIYORUZ, YALVARAN BİR TARAF VARSA ONLAR"
İran’ın yaptırımların esnetilmesi yoluyla milyarlarca dolarlık bir kaynağa ulaştığı yönündeki iddiaları yalanlayan Bakan Rubio, ekonomik tablonun Tahran için hiç de parlak olmadığını ileri sürdü:
"İran, petrol yaptırımlarının kaldırılmasından veya esnetilmesinden doğrudan 50 milyar dolar almadı belki bu kaynağın ufak bir kısmını almış olabilirler ama kesinlikle büyük çoğunluğunu almadılar."
ABD'nin müzakerelerde zayıf konumda olduğu yönündeki eleştirilere sert tepki gösteren Rubio, masada şartları dikte eden tarafın Washington olduğunu ileri sürerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz İran'dan hiçbir şey için yalvarmıyoruz. Eğer ortada yalvaran bir taraf varsa, o da ekonomik olarak köşeye sıkışan İranlılardır. İran halkına kalmış olsaydı, içinde bulundukları bu ağır şartlardan kurtulmak için yarın hemen bir anlaşma imzalarlardı. Ancak ülkedeki Yüce Lider ve İran Devrim Muhafızları Ordusu, maruz kaldıkları bu devasa baskılara karşı halka kıyasla biraz daha dirençli.
İRAN'LA MÜZAKERELER DEVAM EDECEK Mİ?
İran ile yürütülen müzakerelerin geleceğine dair ise Rubio şunları kaydetti:
"Dondurulan varlıklar konusunda İran ile henüz herhangi bir diyalog başlatmadık. Bunu ancak ve ancak Tahran yönetimi, nükleer dosyamızla ilgili kendilerine ilettiğimiz net taleplerimize resmi bir cevap verdiğinde tartışmaya açacağız. Şu bir gerçek ki, gerçekleştirilen operasyonlarla İran'ın uranyumu zenginleştirme kapasitesi büyük ölçüde yok edildi. Evet, bu kapasite zamanla tekrar inşa edilebilir ancak şu an için hareket alanları kısıtlanmış durumda. İran kesinlikle sivil bir nükleer enerji programı istemiyor. Yaptığı her şey, nükleer silah kapasitesini geliştirmeye çalışan bir ülkenin faaliyetleriyle tamamen uyuşuyor. Şayet nükleer silahlara erişselerdi ortaya bir Kuzey Kore senaryosu çıkardı, hatta bundan çok daha kötüsü olurdu. İsrail'i haritadan silerlerdi ve ellerinde nükleer silahlar olduğu için buna karşı hiçbir şey yapamazdınız."
"BAZEN İKİ KÖTÜ SEÇENEK ARASINDA KALIRSINIZ"
2027 mali yılı bütçesi hakkında ise ABD Dışişleri Bakanı şunlara değindi:
Ulusal çıkarı belirlemek genellikle pragmatik kararlar vermemizi gerektirir. Dış politikada bazen iyi bir seçimle kötü bir seçim arasında seçim yapmak gerekir. İki daha az ideal seçim arasında seçim yapmak gerekir ve bu iki seçimden hangisinin Amerika Birleşik Devletleri için en iyisi ve çıkarlarımıza en az zararlı olanı olduğunu belirlemeye çalışırsınız.
Öte yandan Bakan Rubio, Trump yönetiminin Havana'daki komünist hükümeti köklü reformlara zorlamak amacıyla ülke ekonomisini boğmayı hedefleyen agresif Küba politikasında da kilit bir rol oynamaya devam ettiklerini doğruladı:
"Küba teröre sponsorluk yapmıştır.Batı yarım küredeki neredeyse tüm solcu, radikal örgütler bir zamanlar Küba’dan gelen desteğe yaslanmıştır “Küba’da Çinliler ve Ruslar adına casusluğa ev sahipliği yapılıyor. Küba, başarısız bir devlet ve bu, ABD için bir tehdit. Bunun sona ermesi için sistemsel ve ciddi reformlara ihtiyaçları var, ancak yönetime yeni birileri gelmeden bunu yapabileceklerini sanmıyorum."
"NETANYAHU SONUNDA KENDİSİNE KATILACAK KADAR APTAL VE PERVASIZ BİR BAŞKAN BULDU"
Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki bütçe ve dış politika oturumu muhalefetteki Demokrat senatörlerin suçlayıcı sorularıyla tam bir siyasi düelloya dönüştü.
"NETANYAHU BU SAVAŞ İÇİN 40 YILDIR BEKLİYORDU"
Oturumun en gergin anlarından biri, Senatör Chris Van Hollen’ın doğrudan Bakan Rubio’yu hedef alan ithamlarıyla yaşandı. Trump ve Netanyahu ortaklığına yüklenen Van Hollen, şu zehir zemberek ifadeleri kullandı:
"Bu, Başkan Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'a karşı yasadışı bir savaş başlattığından beri katıldığınız ilk kamuoyu duruşmanız. Netanyahu'nun böyle bir savaşı başlatabilmek için tam 40 yıldır beklediğini hepimiz biliyoruz. Meğerse Netanyahu, sonunda hem yeterince aptal hem de Amerikan askerlerinin hayatını tehlikeye atacak kadar pervasız bir ABD başkanı bulmuş ki ona katılabilmiş."
ABD Senato azınlık lideri Demokrat Chuck Schumer da Senatörlerin açıklamasını destekleyerek, "Bakan Rubio şu anda Amerikan halkı önünde ifade veriyor ve cevaplaması gereken çok şey var—özellikle Trump'ın İran'daki savaşı konusunda. Tehlikede olan askerlerimiz, aileleri ve bu bedeli ödeyen ülkedeki Amerikalılar adına cevaplar talep ediyoruz. Bu savaşı derhal sona erdirmeliyiz" dedi.
Senatör Tim Kaine ise Trump yönetiminin İran operasyonlarına dayanak oluşturduğu yasal çerçeveyi Kongre’den gizlediğini ima ederek Rubio'ya yüklendi. Kaine, Rubio’nun Kongre üzerindeki nüfuzunu kullanmasını isteyerek şu soruyu yöneltti:
"İran konusundaki resmi yasal görüşünüzü, Anayasa'nın 1. Maddesi uyarınca denetim yetkisi olan Kongre ile paylaşmayarak, bize aslında bizim görmemizi istemediğiniz hukuksuz bir şeyler olduğu izlenimini veriyorsunuz. Başkanın baş ulusal güvenlik danışmanı ve devlet başkanı sıfatıyla sahip olduğunuz etkiyi kullanarak, bu hukuki görüşü Kongre ile paylaşabilir misiniz?"
"RUSYA'YA FAYDA SAĞLADI"
Senatör Jeanne Shaheen, ABD’nin uyguladığı enerji yaptırımlarında bazı ülkelere tanınan muafiyetlerin Moskova’nın elini güçlendirdiğini belirterek Rubio’yu sıkıştırdı. Rubio ve Shaheen arasında bütçe komisyonunda şu dikkat çekici diyalog yaşandı.
Shaheen'in "Bu esneklik kesinlikle Rusya'ya fayda sağladı. Bunları artık uzatmamaya söz verebilir misiniz?" sorusu üzerine Rubio "Duruma bağlı. Bunu sona erdirmeyi biz de isteriz, çünkü temel politikamız her zaman onların petrol ticaretini tamamen yaptırımlarla boğmak oldu. Ancak unutulmamalı ki bunlar süre sınırlı muafiyetler." açıklamasında bulundu
Demokrat Senatör ise "Ama eğer siz bunları sürekli uzatmaya devam ederseniz, bu muafiyetler artık süre sınırlı olmaktan çıkar, kalıcı hale gelir." dedi.
Tartışmanın devamında Rubio, ABD'nin İran'ın yürütülen müzakerelerin ikinci aşamasındaki "taahhüt ve uyum" performansına bağlı olarak ilerleyen süreçte bazı yaptırımlarda rahatlama sunabileceğini kabul etti. Ancak Amerikalı müzakerecilerin, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma karşılığında İran'a peşinen bir yaptırım rahatlaması sağlanmasını kesinlikle tartışmadığını yineledi.
ERMENİSTAN’DA RUSYA PARMAĞI
Dışişleri Bakanı Marco Rubio,Kafkasya’daki istihbarat verilerine ve NATO ittifakının askeri üs rejimine dair de konuştu. Ermenistan-ABD ilişkilerinden Rusya’nın rahatsız olduğunu belirten Rubio, şu iddiayı ortaya attı:
"Ruslar Ermenistan'daki angajmanımızdan ve her geçen gün gelişen ilişkilerimizden pek memnun değil. Bence, ABD ile olan bu gelişen yakın ilişki sonucunda Ermenistan'daki mevcut cumhurbaşkanının yaklaşan seçimi kaybetmesini istediklerine ve bu yönde müdahale ettiklerine dair elimizde ciddi kanıtlar var."
TAYVAN POLİTİKASINDA DEĞİŞİKLİK YOK: "STATÜKOYU KORUMAK İSTİYORUZ"
Çin ile yaşanan küresel rekabet ve Tayvan boğazındaki gerilime de parmak basan Dışişleri Bakanı Rubio, ABD'nin adaya yönelik resmi politikasında milim oynama olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:
"Tayvan'a yönelik ABD politikasında hiçbir değişiklik olmadı. Bence Çin tarafı bir değişiklik görmek isterdi, ancak bu konuda hiçbir değişiklik yapılmadı. Statükoyu korumak istiyoruz"
"TRUMP, LÜBNANLI YETKİLİLER ÜZERİNDEN HİZBULLAH’TAN MESAJLAR ALDI"
Senatörlerin soruları üzerine konuya açıklık getiren Dışişleri Bakanı Rubio, Beyaz Saray ile Hizbullah arasındaki dolaylı diplomasi kanallarını doğrulayarak şunları kaydetti:
"Başkan Trump’ın dün, ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Hizbullah ile temas kurduğunu açıklamasının ardından, kendisinin Lübnanlı resmi yetkililer ve aracılar vasıtasıyla Hizbullah’tan doğrudan mesajlar aldığını söyleyebilirim. Lübnan hükümeti ve parlamento başkanı aracılığıyla bize iletilen bu mesajlarda, Hizbullah adına İsrail'e yönelik yeni bir saldırıda bulunmayacakları belirtildi. Ancak, İsrail'in Beyrut'u hedef alması durumunda buna mutlaka karşılık vereceklerini net bir şekilde ifade ettiler."
"SUDAN, BAE VE SUUDİ ARABİSTAN YÜZÜNDEN VEKALET SAVAŞININ MERKEZİNE DÖNDÜ"
Sudan'da yıllardır süren iç savaşa ve bölgesel aktörlerin buradaki rollerine dikkat çeken Rubio, ülkenin nasıl bir vekalet savaşı alanına dönüştüğünü açıkladı:
"Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın bu mücadelenin tamamen karşıt taraflarında yer alması nedeniyle ne yazık ki yıkıcı bir vekil çatışmasına dönüşmüş durumda"
