ABD istihbaratı 'Maduro ile bağlantısı yok” demişti: Trump’ın tartışmalı Tren de Aragua suçlaması iddianamede
Venezuela lideri Nicolás Maduro'nun ABD güçleri tarafından 3 Ocak'ta yakalanmasının hemen ardından açılan yeni bir federal iddianame, 2020'deki önceki suçlamalarla benzerlik taşıyor, ancak dikkat çekici yeni detalara sahip. Bu yeni iddianamenin odak noktasında, daha önce ABD istihbaratı tarafından yalanlanan, Trump yönetiminin Venezuelalı sokak çetesi Tren de Aragua (TdA) ve Maduro hakkındaki tartışmalı iddiaları yer alıyor.
Venezuela lideri Maduro, 3 Ocak’ta erken saatlerde ABD güçleri tarafından kaçırılmış, başkent Caracas’taki çok sayıda patlamanın ardından ülkeden kaçırılmıştı. Bu operasyon, uluslararası alanda büyük eleştirilere ve Kongre'deki Demokratlardan tepkilere neden oldu.
TREN DE ARAGUA’NUN KURUCUSU MADURO’YLA BİRLİKTE SANIK OLDU
ABD basınında yer alan son bilgilere göre, detayları açığa çıkan iddianemede Maduro ile birlikte su işlediği öne sürülen 5 kişi daha yer aldı. Bunlardan biri, iki hafta önce ayrı olarak suçlanan ve Tren de Aragua adlı çetenin kurucusu olduğu iddia edilen Héctor Rusthenford Guerrero Flores oldu.
İddianame, Maduro'nun Guerrero Flores ile hiç tanıştığını öne sürmese de, eleştirmenlerin Trump'ın TdA hakkındaki abartılı ve kanıtlanmamış dediği iddiaları mahkeme zeminine taşıyor. Trump, defalarca Venezuela hükümetinin çeteyi gerilla savaşı biçimi olarak, suç işlemek ve kaos yaymak amacıyla kasıtlı olarak ABD'ye gönderdiğinde ısrar etmiş ve bu iddiaları dış politikası ile toplu sınır dışı etme taktiklerini ilerletmek için kullanmıştı.
İSTİLA GÜCÜ İDDİASI İLE SINIRDIŞI ETME GİRİŞİMİ
Trump'ın TdA'ya olan ilgisi, çete üyelerinin Aurora, Colorado'daki bir apartmanı ele geçirmekle suçlandığı 2024 yılına dayanıyor. O dönemde, kolluk kuvvetleri TdA'yı vahşi bir grup olarak görse de, büyük bir uluslararası tehdit olarak değerlendirmiyordu.
Ancak Trump, görevdeki ilk gününde uyuşturucu kartelleri ve diğer grupları "yabancı terörist örgütler" olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesi imzalayarak, bu listeye özellikle TdA'yı da dahil etti.
Çete, yönetimin duruşmasız sınır dışı etmeleri başlatma gerekçesinin temel bir parçası haline geldi. Trump, mart ayında imzaladığı kararnameyle 200 yıllık "Yabancı Düşmanlar Yasası"na atıfta bulunarak, "TdA'nın ABD topraklarına karşı bir istila veya yağmacı akın gerçekleştirdiğini, teşebbüs ettiğini ve tehdit ettiğini buluyor ve ilan ediyorum" dedi.
Kararname, TdA üyelerinin herhangi bir mahkeme işlemi gerekmeksizin "derhal yakalanma, gözaltına alınma ve sınır dışı edilmeye tabi" olduğunu belirtiyordu. TdA üyelerinin mahkeme gözetimi olmaksızın El Salvador'daki CECOT cezaevine gönderilmesi, Trump'ın en çok tartışılan sınır dışı etme çabalarından biri olmuş, ancak bu sınır dışı etmeler mahkemeler tarafından engellenmişti.
İSTİHBARAT İDDİALARI YALANLAMIŞTI
ABD içinden gelen istihbarat, Trump'ın TdA hakkındaki tüm iddialarıyla çelişiyordu. Nisan tarihli ulusal bir istihbarat notunda, "Maduro rejiminin muhtemelen TdA ile koordinasyon politikası olmadığı ve TdA'nın ABD'deki hareketlerini ve operasyonlarını yönlendirmediği" belirtilmişti.
Yeni iddianame, Maduro'nun TdA ile tam olarak ne tür bir bağlantısı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuyor. Bunun yerine, Maduro ve diğerlerinin TdA da dahil olmak üzere "narko-teröristlerle ortaklık kurduğunu" ifade ediyor.
ABD'nin Venezuela saldırısı petrol fiyatlarını nasıl etkiler? Uzmanlar değerlendirdi
