ABD'nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan'dan itiraf gibi uyarı: İsrail’le uçurum büyüyor
ABD'nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Washington yönetiminin İran ve İsrail ile karşı karşıya geldiği noktada "stratejik bir çıkmaza" girdiğini açıkladı.
Joe Biden döneminin en kritik isimlerinden biri olan eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, katıldığı Meir Dagan Güvenlik ve Strateji Konferansı'nda Washington-Tahran-Tel Aviv hattındaki krize dair açıklamalarda bulundu.
Donald Trump yönetiminin dış politikasını ve bölgedeki askeri tırmanışı eleştiren Sullivan, "ABD bugün stratejik bir çıkmazda" ifadesini kullandı. Trump'ın Tahran politikasını hedef alan Sullivan, "Başkan Trump, burada basılabilecek bir tür 'kolay düğme' olduğuna inanıyordu. Ancak böyle bir düğme yok" dedi.
Sullivan'ın konuşmasından öne çıkan satırbaşları:
"İran'ın bölgedeki operasyonel gücünü artırdığı görülüyor. Hürmüz Boğazı'nı tehdit etme konusundaki teorik yeteneklerini gerçek bir operasyonel kapasiteye dönüştürdüler. Yaşanan askeri tırmanış küresel enerji ve emtia fiyatlarını yukarı çekiyor. Durum, Amerikan tüketicisinin cebine doğrudan darbe vuruyor ve ABD iç siyasetini de derinden etkileyecek nitelikte.
"RİYAD İLE NORMALLEŞME SÜRECİ TIKANDI"
Bölgesel ittifaklar ve normalleşme adımlarına da değinen Sullivan, Suudi Arabistan ile yürütülen diplomatik temasların mevcut şartlarda ilerleyemediğini belirtti. İttifakların genişlemesinin önündeki en büyük engelin Filistin meselesi olduğunu dile getiren Sullivan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Suudi Arabistan, normalleşmenin Filistin devletine giden güvenilir bir yol ile bağlantılı olması gerektiğini açıkça belirtti. Bugün İsrail'deki Netanyahu yönetimi ve siyasi yelpazenin birçok kesiminden gelen sesler, bunu ilerletmekle ilgilenmediklerini göstermiştir. Bu temel bir engeldir."
"ABD VE İSRAİL ÇIKARLARI UZAKLAŞIYOR"
Amerikan kamuoyunda İsrail'e yönelik bakış açısının radikal bir biçimde değiştiğini söyleyen Sullivan, özellikle İran ile yaşanan savaş ortamında iki ülkenin yollarının ayrılmaya başladığına dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Bugün birçok Amerikalı, özellikle İran ile savaş söz konusu olduğunda, ABD ve İsrail’in çıkarlarının birbirine yakınlaşmak yerine uzaklaştığına inanıyor. Yaşanan kırılma Amerikan vatandaşlarını ve seçilmiş yetkilileri harekete geçiriyor. Gelişmeler, Washington'ın Tel Aviv'e yönelik askeri yardım politikalarının değiştirilmesi konusunda çok ciddi ve zor soruların sorulmasını beraberinde getiriyor."
BİR AY ÖNCEKİ KONFERANSTA TRUMP'I SORUMLU TUTMUŞTU
Jake Sullivan'ın Mart 2026 ortasında katıldığı 19. Yıllık Eugene J. McCarthy Konferansı'nda yaptığı konuşmada da Washington'ın Ortadoğu politikasını sert sözlerle eleştirmişti. Bir ay önceki panelde şu demeçleri vermişti:
"Birleşik Devletler, bence bir seçim savaşı olan aktif bir silahlı çatışmanın ortasında İran'la savaş halinde. Bu, Birleşik Devletler'e yönelik acil bir tehditten kaynaklanmadı. Neden sorusuna net ve kesin bir cevap henüz duymadık. Bunun hedefi ne ve neyi başarmaya çalışıyoruz? Trump ortaya çıktı ve bunun insanlık tarihinin en kötü anlaşması olduğunu söyledi. Eğer bu doğruysa, bu gerçekten dikkate değer bir şey olurdu. Yani, insanlık tarihinde çok, çok anlaşma yapıldı."
BLİNKEN PROTESTO EDİLDİ
Öte yandan ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve eşinin, kendi çocukları yanlarındayken Filistinli aktivistler tarafından protesto edildiği bilgisi paylaşıldı. Gazze'de hayatını kaybeden çocukların durumunu hatırlatan aktivistin tepkisi karşısında Blinken ve eşi şoke olduç
Çiftin, "Lütfen, çocuklar varken!" sözleriyle yalvarması üzerine eylemcinin, "Sadece sizin çocuklarınız mı? Onlar bir gün büyüyecekler ve haberleri okuyacaklar" cevabını verdi.
HARRİS'İN DANIŞMANINDAN "BOYNUMUZDA ÇÜRÜMÜŞ BALIK TAŞIDIK" İTİRAFI
İsrail politikasının iç siyasette neden olduğu tahribata ilişkin bir diğer çarpıcı değerlendirme ise eski Başkan yardımcısı Kamala Harris'in basın danışmanından geldi. Seçim kampanyası boyunca yaşadıkları zorlukları itiraf eden danışman, şu ifadeleri kullandı:
"Biden yönetiminin tutumu göz önüne alındığında, Gazze etrafında iletişim kurmak imkânsız bir meseleydi. Protestocular, kampanya etkinliklerinin medyada yer bulmasını engelledi. Dijital içerik üreticileri yorum bölümlerinin altüst olacağından korktukları için Biden hakkında olumlu bir şey söylemeye çekiniyordu. Gazze’den gelen korkunç ve acı verici görüntüleri izleyen birçok seçmen için bu mesele ahlaki bir soruya dönüştü ve bizim buna verecek iyi bir cevabımız yoktu. Bu durum insanların heyecanını ciddi şekilde azalttı. Kampanyadan bir kişinin bana söylediği gibi; bütün seçim boyunca boynumuzda devasa, çürümüş bir balık taşıyormuşuz gibiydi."
GAZZE İTİRAFI: HER GÜN KENDİME SORUYORUM
Eski danışman, görev süresi boyunca Gazze'de yaşanan insani trajedi ve sivil ölümleri konusunda derin bir vicdani muhasebe içinde olduğunu da gizlemedi. İsrail'in askeri operasyonları sonucunda çok sayıda masum insanın hayatını kaybettiğini belirten Sullivan, yaşanan sivil ölümlerine rağmen durumun hukuki olarak "soykırım" şeklinde tanımlanamayacağını savundu. İsrail katliamlarına ilişkin şöyle konuşmuştu:
"Bakış açımdan soykırım, yok etme niyetini gerektirir ve çok sayıda sivilin ölümüne yol açan operasyonlar sırasında bir terörist düşmanla savaşmak değildir. Daha fazlasını yapmalı mıydık veya yapabilir miydik? Bu soruyu her gün kendime soruyorum. Ve cevap elbette evet olmalı, çünkü çok fazla insan öldü ve acı çekti. Hangi fırsatı, hangi şansı veya hangi hamleyi gözden kaçırdığımızı düşünüyor ve bunları aklımda tekrar oynatıyorum."
