Dışişleri Bakanı Fidan'dan Antalya'da 'Dünya beşten büyüktür' dersi: "Hegemon güç çözüm değil, problem üretiyor!"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında yaptığı konuşmada çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çökmeye başladığının görüldüğünü, bu dönemde çok daha fazla diyaloğa ve belli kurallara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
- Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF) her geçen sene daha verimli hale geldiği, katılımcı ve konu sayısının arttığı belirtildi.
- ADF'nin, Batı dünyasını ilgilendiren küresel konular yerine, Dışişleri Bakanı Fidan'a göre daha önemli olan bölgesel konulara (Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Akdeniz) odaklanmak için eşsiz bir fırsat sunduğu ifade edildi.
- Fidan, çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü görerek daha fazla diyaloğa ve belli kurallara ihtiyaç olduğunu belirtti.
- Bakan, ulus devletlerin uluslararası sistemde daha fazla önem taşıdığını ve bölgelerdeki sorunların hegemon güçler yerine bölgesel ülkeler tarafından çözülmesi gerektiğini vurguladı.
- Fidan, İsrail'in güvenlik adı altında daha fazla toprak peşinde olduğunu ve bunun bölgesel bir problem teşkil ettiğini söyledi.
- Türkiye'nin arabuluculuk rolüne değinilerek, Rusya-Ukrayna Savaşı ve İran'daki savaşın etkileri hakkında yorumlar yapıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında moderatörlüğünü TRT World sunucusu Maria Ramos'un yaptığı programda konuştu.
Bakan Fidan, ADF'de her geçen sene işlerin biraz daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Daha verimli bir doğrultuda devam ediyor. Katılımcıların sayısı, kapsadığımız konuların sayısı artıyor. Çok çok daha fazla etkiye neden olmaya başladı dünya siyasetinde." yorumunda bulundu.
ADF kapsamında bölgesel konulara odaklanmak istediklerini belirten Fidan, "Diplomasi forumları veya benzer platformlar dünyanın dört bir tarafında, çoğunlukla oralara gittiğiniz zaman hep benzer sorular soruluyor. Küresel sorular veya batı dünyasını ilgilendiren konular hep ele alınıyor. Ancak bizim bölgemizle alakalı olan bölgesel konular bizim için çok daha önemli. Bunları derinlemesine tartışmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Fidan, Ukrayna meselesinin Avrupa ve ABD'de birçok farklı platformlarda ele alındığını örnek göstererek, "Ancak Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Akdeniz Bölgesi bunların çok fazla platformda ele alındığını görmüyoruz. O yüzden ADF bize eşsiz bir fırsat sunuyor bölgemiz için ve bölgemiz içerisinde bölgesel çözümler ve fikirler ortaya çıkartması açısından bizim için çok önemli." diye konuştu.
"ÇOK DAHA FAZLA DİYALOĞA İHTİYACIMIZ VAR, BELLİ KURALLARA İHTİYACIMIZ VAR"
Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu kaydeden Fidan, "Bizler çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çökmeye başladığını görüyoruz ve çok daha fazla diyaloğa ihtiyacımız var, belli kurallara ihtiyacımız var." dedi.
Fidan, çoğu zaman ülkelerarası ilişkilerin "oto pilotta" gittiğini belirterek, "Ama bir şeyler zorlanmaya başladığında daha fazla işbirliğine, daha fazla iletişime ihtiyacınız var ki taraflardan biri veya hepsi bir kazaya uğramasın veya çökmesin." diye konuştu.
Uluslararası sistemde ulus devletlerin daha fazla önem taşıdığını gördüklerini ve bu bağlamda devletler içinde diplomasinin daha önemli olduğunu söyleyen Fidan, şöyle devam etti:
"Soğuk Savaş sonrasında belirlenmiş olan normlar var. Uluslararası camia hep 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan zorlukları ve yıkımları gidermek için çalışmıştı ama 1990'dan sonra uluslararası sistemin yine güncellenmesi gerektiğini düşünüyordu. Aslında biraz da güncellendi çünkü serbest ticaret gibi unsurlar eklendi buna. Yine uluslararası düzen içerisinde yeni politikalar uygulandı ama 2010-2011'den sonrası döneme baktığımız zaman serbest düşüşe geçti diyebiliriz."
Fidan, bir araya gelinmesi, temel soruların sorulması ve samimi cevaplar verilmesi gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:
"Eğer biz alışageldik sistemin kendi yolunda gitmesini beklersek o zaman önce bir savaş göreceğiz sonra yıkım göreceğiz ve insanlık olarak buradan bu kötü deneyimlerden dersler çıkaracağız. Ama sonrasında da önceki problemler bizi tekrar gelip bulmasın diye önlemler alacağız. Biz çoğu zaman hep bu döngü içerisinde hareket ediyoruz. Ama bu sefer umuyoruz ki, belki yeteri kadar bunu konuşursak, mantık bir noktada üstün gelebilir."
Bakan Fidan, yapılan hatalardan ders çıkarmak yerine, bilgelikle, akılla hareket edilirse sistemin değiştirilebileceğini söyledi.
"HEPİMİZİN BİR ARAYA GELMESİ, OLGUN BİR ŞEKİLDE KENDİ PROBLEMLERİMİZİ SAHİPLENMEMİZ LAZIM"
Fidan, bölgesel sahiplenmenin önemli bir dış politika kavramı olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Biz esasında kendi bölgesel ortaklarımızla çok daha fazla görüşüyoruz. Bu sadece Orta Doğu'yla sınırlı değil, Kafkaslarla sınırlı değil. Balkanlar, Karadeniz bölgesi ve Akdeniz bölgesi de bunun içerisine dahil. Bölgesel işbirliği ve sahiplenme gerçekten çok önemli. Çünkü eski sisteme baktığınız zaman özellikle bizim doğu bölgemize baktığınız zaman bir hegemon gücün gelip problemi çözmesi bekleniyor. Hegemon güç oraya gelip problemi çözmeye başladığında çözümden daha fazla problem üretiyor. Bu sürekli tekrarlanan bir şey. Dolayısıyla şimdi artık bölgesel ülkelerin bir araya gelip kendi problemlerini sahiplenip bunu çözmeye başlamaları lazım."
Fidan, önceki yıllarda bölgesel sahiplenmeyi hayata geçirme konusunda sistematik problemler olduğunu belirterek, şunlara değindi:
"Bundan kastım şu; mesela ulus devletlerin bölgemizde ortaya çıkışına baktığımız zaman netice itibariyle artık tamamlanma aşamasına gelmiş bir süreçten bahsediyoruz. 1950'lere baktığımız zaman ister Balkanlar olsun ister Akdeniz, Kuzey Afrika ve Orta Doğu olsun, oradaki ulus devletlerin çoğu o dönemde yoktu. Ama bugün artık bu ülkelerin omurgalarının kurulduğunu görüyoruz ve bunların büyük bir kısmı da olgunlaşmış ülkeler haline geldi. Dolayısıyla hepimizin bir araya gelmesi, olgun bir şekilde kendi problemlerimizi sahiplenmemiz lazım. Temel konsept bu."
Fidan, bölgedeki dış politika önceliklerinin başında savaşların ortaya çıkmamasını sağlamanın ve devam eden çatışma varsa buna son vermenin olduğunu belirterek, ancak bu şekilde bölge içerisinde ticaret, kalkınma, güvenlik ve istikrarın mümkün kılınabileceğini söyledi.
Aksi takdirde bitmek bilmeyen çatışma ve savaşların istikrarsızlık, ızdırap ve yıkım getirdiğine işaret eden Fidan, son 20-30 yıl içerisinde bunun çok acı bir şekilde tecrübe edildiğini kaydetti.
DÜNYADA ÇATIŞMA OLAN YERLERE YÖNELİK ÇALIŞILMALI
Fidan, bu nedenle çok çalışılması gerektiğine dikkati çekerek, Ukrayna'dan başlayarak Gazze, İran, Afrika ve gerekiyorsa Balkanlar'da mevcut yangınların söndürülmesi gerektiğini dile getirdi.
Türkiye'nin perde arkası arabuluculuğuna dair Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda inişler çıkışlar olduğunu kaydederek, her iki tarafa ve arabuluculara bakıldığında ilerleme isteğinin olmasının iyi olduğunu söyledi.
Fidan, Türkiye'nin tarafları diyaloğa devam etmeleri, ateşkese ulaşmaları ve sonrasında bu durumun kalıcı bir anlaşmayla ve çözümle sonuçlanması için cesaretlendirdiğini ifade etti.
Bu savaşın çok büyük bir yıkıma ve istikrarsızlığa sebep olduğunu vurgulayan Fidan, savaşın başında dünyadaki piyasaların çok büyük etkilendiğini belirtti.
İRAN'DAKİ SAVAŞ RUSYA-UKRAYNA GÖRÜŞMELERİNİ BİR TARAFA İTTİ
Fidan, şu anda yaşanılan tek sıkıntının ABD/İsrail-İran savaşı olduğuna işaret ederek, "Çünkü İran'daki savaşın sizin de bildiğiniz gibi Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir tarafa itmek zorunda kaldığını görüyoruz. İnşallah, umuyoruz ki bir ateşkes anlaşması ve bir barış anlaşması imzalanır İran'da ve hemen biz de bütün dikkatimizi Ukrayna'ya çevirebiliriz, oradaki görüşmeleri devam ettiririz. Bu çok önemli." diye konuştu.
Odağın o bölgeden uzaklaşmaması gerektiğinin altını çizen Fidan, her iki ülke için de çok büyük bir yıkım teşkil ettiğini, bölgesel ve küresel anlamda çok büyük etkileri olduğunu ifade etti.
Fidan, daha da önemlisi bu durumun bölgesel anlamda ve diğer türlü genişleme etkileri olabileceğine işaret etti.
"İSRAİL GÜVENLİK ADI ALTINDA DAHA FAZLA TOPRAK PEŞİNDE"
İsrail'in politikalarının bölgesel güvenlik mimarisine etkisine ilişkin Fidan, "İsrail gerçekten bir illüzyon, uluslararası bir illüzyon ortaya koydu ve kendi güvenliğinin peşinden koşuyor. Fakat şu oldukça açıktır ki son birkaç sene içerisinde bu kavram altında İsrail, daha fazla toprak peşinde aslında. İşin gerçeği bu. İsrail kendi güvenliğinin peşinden koşmuyor, İsrail daha fazla toprak peşinden koşuyor ve özellikle Netanyahu bunu gerekçe göstererek daha fazla toprak almaya çalışıyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, İsrail'in Filistin toprakları Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Lübnan ve Suriye'ye doğru genişlemeci bir politika sürdürdüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bu işgalci tutum devam ediyor. Aslında bunun durması gerekiyor bir an önce. İsrail'in bunu anlamış olması lazım. Bölgede sonsuza kadar barışçıl bir şekilde yaşamanın tek yolu, diğer ülkelerin de aynı şekilde toprak bütünlüğüne saygı duyarak ve sınırlarını tanıyarak yaşamaları gerekiyor. Bunu yaparken de ülkeler üzerine güç kullanmamak gerekiyor. Eğer herhangi bir güvenlik gerekçesi varsa bunlara ilgili taraflar odaklanabilir fakat buraları işgal etmeye başladığınızda sadece kendi dini inanışınız açısından bunu yapmaya başlarsınız, diyaloğunun önünde kesmiş olursunuz."
Türkiye için İsrail'in yayılmacı politikalarının ve toprak almaya çalışmasının bölgesel bir problem teşkil ettiğini kaydeden Fidan, İsrail'in şu anda hem Avrupa'dan hem de ABD'den müthiş bir destek almasının işi daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi.
"İSRAİL ABD İLE İLİŞKİSİNİ KÖTÜYE KULLANIYOR"
Fidan, Avrupa'nın özellikle Gazze'de soykırımın ardından kendine gelmeye ve İsrail'in yanlış politikalarıyla bir mesafe koymaya başladığını belirterek, "Fakat ABD'de, siyasetinde ve toplumunda da İsrail ve yanlış politikalarıyla ilgili bir uyanış söz konusu. İsrail, ABD ile olan ilişkisini kötüye kullanıyor. Fakat daha atılacak çok adım var." ifadelerini kullandı.
Bölgesel ülkelerin de yeni bir uyanışın şafağında olduğuna işaret eden Fidan, İsrail'in gerçekten bölgesel bir tehdit oluşturduğunu artık bildiklerini söyledi.
Fidan, bölgedeki diğer problemin İran ve bölgedeki diğer ülkeler arasındaki çatışma olduğunu, bunun işi daha da karmaşık hale getirdiğini ifade etti.
"İSRAİL SİYASETİNİ GÜVENLİK İHTİYACI KİSVESİNE BÜRÜNDÜRÜYOR"
Gazze'deki soykırımı bir uyanış olarak nitelendiren Fidan, "İsrail aslında çok kötü bir siyaset güdüyor. Ve bu politikaları, bu siyasetini güvenlik ihtiyacı kisvesi altına büründürüyor, terörle mücadele ettiğini söylüyor. Bunlar kulağa hoş gelen şeyler fakat uluslararası topluluk söz konusu olduğunda Allah'a çok şükür, uyandı artık." dedi.
Fidan, her ülkeyle tek tek görüşüldüğünde hepsinin mutabık olduğunu bir noktanın olduğuna dikkati çekerek, "Büyük bir çoğunluğu, kendileri ve İsrail politikaları arasına bir mesafe koydular. Fakat Avrupa Birliği olarak, kurumsal olarak bir araya gelip kendi gücünü kullanarak gerçek anlamda İsrail'in faaliyetlerini kısıtlama konusunda bir duruş sergilemiyorlar. Küresel güvenlik açısından da bu böyle. Bizim görmediğimiz şey bu. Avrupa Birliği'nden bunu şu anda görmüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Bazı ülkelerin gerçekten ellerinden geleni yapmaya başladığına işaret eden Fidan, bazı örnekler olduğunu ve Avrupa Birliği kurum ve kuruluşlarının da bazı kararlar aldığını aktardı.
Fidan, Avrupa'nın özellikle Batı Şeria'da yayılmacı politika gösteren yerleşimcilerin çok yanlış bir siyaset uyguladıklarını belirttiğini aktararak, soykırımın ve işgalin durmasına ve başkalarının topraklarının ele geçirilmemesi konusunda bazı adımlar attıklarını söyledi.
"ETRAFIMIZDAKİ BÜTÜN ÜLKELERİ YÜREKLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ"
Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin İstanbul'u ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü hatırlatarak, "Görüşmelerle ilgili istişare ettiler ve Türkiye-Ukrayna arasındaki gerçekten iyi ilişkileri istişare ettiler. Bağımsızlığından bu yana Ukrayna ile müthiş ilişkilerimiz var ama maalesef savaş sebebiyle meydana gelen birçok iyi şey kesintiye uğradı. Ticaret kesintiye uğradı ve diğer hususlarda kesintiye uğradı." dedi.
Zelenskiy'nin Ukrayna'nın dış politika eksenini genişletmeye çalıştığını kaydeden Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı'nın Körfez ülkelerinde bir ziyaret silsilesi gerçekleştirdiğini ve Suriye hükümeti ile görüşmeler yaptığını anlattı.
Fidan, Türkiye'nin her zaman yapıcı ikili ve bölgesel ülkesel görüşmeleri desteklediğini aktararak, "Etrafımızdaki bütün ülkeleri yüreklendirmeye çalışıyoruz." dedi.
Ülkelerin birbirini tanıması gerektiğinin altını çizen Fidan, 2025 Aralık'ta Suriye'deki rejimin uluslararası toplum tarafından tanınmadığını hatırlatarak "Fakat yeni Suriye ile beraber hemen hemen bütün ülkeler, hem bölgemizde hem bölgemizin dışında temaslarını tekrar gerçekleştirmek istiyorlar ve Suriye ile olan ilişkilerini daha da ileriye götürmek istiyorlar." diye konuştu.
"FİLİSTİN TEKNİK KOMİTESİ GAZZE'DE KENDİ ÇALIŞMASINA BAŞLAYABİLMELİ"
Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Fidan, Gazze'deki son duruma ilişkin "Türkiye ve Türkiye ile birlikte birçok başka ülke bir araya geldi. ABD'nin liderliğinde, Gazze barış planı ve bu plan Gazze'de çatışmaları durdurdu. Çünkü o zamana kadar İsrail'in taammüden işlediği cinayetler ve soykırım devam etmekteydi. En azından bu cinayetler durdu. Gazze Barış Planı'na baktığınız zaman bunun bazı aşamaları var. Biz, Gazze planının ilk aşamasını uygulamaya başladık her iki tarafında yükümlülükleri var yerine getirmesi gereken ancak şuanda görüşmeler Kahire'de devam etmekte arabulucular sayesinde, Katarlılar, Mısırlılar ve Türk delegasyonu her iki taraf arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Özellikle şuanda yaptıkları şey şu, birinci aşamanın performansının değerlendirilmesi ve ikinci aşamaya nasıl geçileceğinin değerlendirilmesi ve bunun ayrıntılarına ben burada girmek istemiyorum, tartışmalar devam ediyor. Her iki tarafta farklı şeyler istiyor." dedi.
Dışişleri Bakanı ilk aşamada İsrail'in özellikle anlaşmanın insani yardım içeren kısmıyla alakalı yükümlülüklerini yerine getirmediğinin görüldüğünü söyleyerek, arabulucuların İsrail'in taahhüdünü yerine getirmesini beklediğinin altını çizdi.
Daha fazla insani ve tıbbi yardımın oraya gitmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, bunların içeri alınabilmesi için izne ihtiyaç olduğunu aktardı.
Fidan, "İnsanların barınma ihtiyacının karşılanması lazım. Filistin teknik komitesi Gazze'de kendi çalışmasına başlayabilmeli, Gazze'ye girmeye müsaade edilmediği için henüz çalışmalarına başlayamadılar. Bunlar tamamlandıktan sonra ikinci aşamaya geçeceğiz ve daha fazla somut sonuçlar görüyoruz ancak şu andaki mesele insani durum henüz daha giderilebilmiş değil. İlk aşamanın gerektirdiği koşullar dahilinde henüz yerine getirilmiş değil. Kahire'de görüşmeler var şu anda bu da olumlu bir şekilde sonuçlanacak." diye konuştu.
"ABD ULUSLARARASI SİSTEMİN PROBLEMLERİNİ OMZUNA YÜK OLARAK ALMAK İSTEMİYOR ESKİSİ GİBİ"
Bakan Fidan, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD zaten yeni dünya düzeninin lideri olduğunu söyleyerek, sonrasındaki dönemde yeni sistemin, kendi oluşturduğu sistemin kendisine uymamaya başladığını aktardı.
ABD'nin mevcut uluslararası sistemle devam etmemesi yönünde belli sebepler olduğunu kaydeden Fidan, söz konusu sistemin sadece ABD için değil Çin veya Rusya için birçok şey getirdiğine işaret eden Fidan, "Dolayısıyla ABD bunları uygulamak istemiyor. Belki sistem artık tek taraflı bir aktör olma noktasında dönüşüyor. Böyle bir noktada sizde görüyorsunuz özellikle farklı bölgelerden orta güçler bir araya geliyor kendi bölgelerini temsilen ve kendi bölgelerinin ötesinde bu orta güçler bir araya gelip kendilerine temel sorular sormaya çalışıyorlar ve bunlara cevap bulmaya çalışıyorlar. Bu aslında güzel bir başlangıç noktası." ifadesini kullandı.
Bakan Fidan, "ABD uluslararası sistemin problemlerini omzuna yük olarak almak istemiyor eskisi gibi. Bu da uluslararası sistemi ve dünyadaki birçok bölgeyi zayıf bir hale getiriyor. Zayıf bir pozisyona sokuyor. Dolayısıyla işleri daha netleştirilebilmek adına, daha derin krizlere sebep olmamak adına, yeni kriz bölgeleri oluşturmamak için acil adımlar atılması lazım. Bunlar doğru soruların sorulmasıyla başlayacak." dedi.
Bir tarafta ABD'nin yenilenmiş politikasının olduğunu, diğer tarafta ise dünyanın geri kalanının ihtiyacının olduğunu aktaran Fidan, bunun arasında bir denge oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Fidan, "Uluslararası sistemden ABD'nin çekilmesi… Bu değil. Avrupa Birliği var, NATO var, bunlar önemli sistemler bizim için. Şunu tartıyoruz, bunu nasıl yönetiriz. Ya da ABD Avrupa'nın güvenlik mimarisinden çekilirse biz bunu nasıl etkilerini azaltabiliriz. Tamamıyla değil tabi ki, kısmen. Kısmen de olsa ABD, Avrupa'nın güvenlik mimarisinden çekilirse bunun yıkıcı olmamasını sağlamak istiyoruz ve eğer çekilecekse de bunun düzenlenebilir şekilde, yönetilebilir halde yapılmasını istiyoruz. Bunu tartışıyoruz." ifadelerini kullandı.
"AB NATO'DAN TAMAMIYLA BAĞIMSIZ OLARAK HAREKET EDİYOR"
Avrupa Birliği (AB) ile savunma alanındaki işbirliğine ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, Türkiye'nin Temmuz ayında NATO Zirvesi'ne ev sahipliğini yapacağını ve bunun çok önemli bir zirve olacağını söyledi:
"Biz zaten Amerikalı ve Avrupalı ortaklarımızla konuşmaya başladık bu konuyu. Bu oldukça önemli bir platform ve eşsiz bir platform. NATO liderleriyle beraber özellikle meselelerin çekirdeğine ineceğiz."
Donald Trump'ın ABD Başkanı olarak seçildiğinde NATO'da ABD'nin taşıdığı tüm yükleri artık taşımayacağını söylediğini ve NATO ülkelerine "kendi ev ödevinizi yapın ve güvenliğinizi sağlayın" mesajı verdiğini kaydeden Fidan, "Tabii ki bunlar önceliklerdi. Bu öncelikler ışığında Avrupa Birliği ülkeleri ve bölgemiz aslında mesajı çok iyi aldık diyebilirim. Ve buna uygun olarak çalışmaya başladık." değerlendirmesini yaptı.
Avrupa’nın "Trump’sız NATO" planı hazır! ABD basını deşifre etti
Fidan, bakan olduğundan bu yana NATO'da seslendirmeye çalıştığı bir mesele olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Avrupa Birliği'nin aslında tamamıyla farklı bir kulüp olarak çalıştığını gördüm NATO dışında. Yani biz NATO dışişleri bakanları olarak ya da savunma bakanları olarak kararlar alıyoruz fakat Avrupa Birliği'nin bakanları bir araya geliyorlar, kendi ilgili ve alakalı kurumlarıyla beraber kendi kararlarını alıyorlar ve bu bizim aldığımız kararlarla kendi aldıkları kararların çatışmasına da pek önem vermiyorlar. Burada gerçekten tutarlılık gerekiyor aslında."
Bakan Fidan, bunun aslında yapısal bir sorun olduğunu söylemeye çalıştıklarını belirterek, "Avrupa Birliği tamamıyla bağımsız bir varlık olarak hayatına devam ediyor. (AB) NATO'dan tamamıyla bağımsız olarak hareket ediyor. Bu gerçekten aslında Avrupa Birliği için kendi kendini ispatlayan bir kehanet gibi de adlandırılabilir. Özellikle bu noktaya gelmemiş olmaması gerekiyordu. İşlere çok daha akılcı çözümler bulmalıydık."
"BÖLGESEL SAHİPLENMEYİ AVRUPA'DA DA GERÇEKLEŞTİRMEMİZ GEREKİYOR"
AB içerisinde daha küçük ulus devletlerin varlığının söz konusu olduğunu ancak büyük ülkelerle aynı endişeleri taşıyabildiğini ve kendi endişelerini burada yansıtabildiğini kaydeden Fidan, "Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nin savunma mimarisi söz konusu olduğunda biz belki önemli Avrupa Birliği ülkelerini, Birleşik Krallığı, Türkiye'yi çok daha yoğun bir diyalog yapması için cesaretlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum." ifadelerine yer verdi.
Fidan, özellikle Avrupa Birliği'nin ruhu ve mentalitesi içerisinde bir kurum olarak Avrupa Birliği'nin bu yönde hareket etmesine izin verilmediğini belirterek, "Yani Birleşik Krallık bile SAFE'in (Avrupa Güvenlik Eylemi) bir parçası olamıyor. Nihai hale getiremediler bir anlaşmayı." değerlendirmesini yaptı.
AB'nin bir kurum olarak bu yönde hareket etmediğini kaydeden Fidan, bazı temasta oldukları AB üyesi ülkelerin bu problemin farkında olduklarını ve problemin tanısını koymak üzere çalıştıklarını dile getirdi.
Fidan, "Orta Doğu'da yaptığımız gibi bölgesel sahiplenmeyi aynı şekilde Avrupa'da da gerçekleştirmemiz gerekiyor. Farklı meseleler için fakat aynı metodolojiyi kullanmamız lazım." diye konuştu.
Trump yeni üs planını Türkiye'de açıklayacak! İngiliz basını 'Ankara Zirvesi tarihe geçecek' dedi
"POZİSYONLARIMIZI BELİRLEYEBİLMEMİZ İÇİN SÜREKLİ OLARAK BİRBİRİMİZLE DİYALOG HALİNDE OLMAMIZ GEREKİYOR"
Gelecek yılın nasıl geçeceğinin sorulması üzerine Fidan, "Sanırım belirsizlikler hep devam edecek. Daha fazla belirsizliği görmeye devam edeceğiz. Aslında buna alışmamız lazım. Bu yeni bir gerçeklik." ifadelerine yer verdi.
Fidan, diyalog, diplomasi ve iletişimin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duydukları unsurlar olduğunu belirterek, "Kendi pozisyonlarımızı ve kendi yolumuzu belirleyebilmemiz için sürekli olarak birbirimizle diyalog halinde olmamız gerekiyor. Bu bizim Antalya'dan vermeye çalıştığımız mesajdır." değerlendirmesini yaptı.
Birçok bölge ve ülkeden farklı insanların burada bir masa etrafında toplandığını kaydeden Fidan, "Biz başkalarının çıkarlarını burada öne koymaya, ön plana çıkartmaya çalışmıyoruz. Bir herkes için bir platform olmaya çalışıyoruz. Herkes kendi sesini yükseltebilsin ve duyurabilsin diye bu platform kuruldu. Objektif bir şekilde bunu yapmaya çalışıyoruz ve gerçekten dünya böyle platformlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymakta." diye konuştu.
