Pentagon’dan Avrupa’ya 6 ay süre! "NATO 3.0" planı devreye giriyor
ABD Savunma Bakanlığı, Avrupa’daki askeri kuvvet yapısını ve üslenme durumunu kapsayan 6 aylık geniş çaplı bir gözden geçirme süreci başlattığını duyurdu.
Pentagon Savunma Politikaları Müsteşarı Elbridge Colby, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in duyurduğu "Avrupa Varlık Durumu Gözden Geçirmesi"ne ilişkin detayları paylaştı.
COLBY: "GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR SÜREÇ BAŞLADI"
Sosyal medya platformu X üzerinden açıklamalarda bulunan Colby, incelemenin ABD Başkanı Donald Trump’ın "müttefiklerin savunma yükünü eşit paylaşması" ilkesine dayandığını belirtti.
Colby, yürütülen çalışmanın sıradan bir bürokratik prosedür olmadığının altını çizerek şunları söyledi:
"Bu gerçek bir gözden geçirme olacak ve NATO’nun, Avrupa’nın konvansiyonel savunmasında birincil sorumluluğu üstlenmesine doğru hızlı ve geri dönüşü olmayan bir şekilde ilerlemesini sağlayacak. Böylelikle bu süreç, NATO’nun güçlü bir savaş organizasyonu olarak karakterini yeniden kazandığı 'NATO 3.0' hedefini ileriye taşıyacaktır."
Müsteşar ayrıca ABD’nin askeri duruşunun 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi ve 2026 Ulusal Savunma Stratejisi ile tam uyumlu hale getirileceğini, bu süreçte NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı General Alexus Grynkewich, ABD Kongresi ve Avrupalı müttefiklerle yakın temas halinde olacaklarını aktardı.
BAKAN HEGSETH: "NATO ARTIK TEK YÖNLÜ BİR YAPI OLMAYACAK"
Gözden geçirme kararının temelleri, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Brüksel’deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda yaptığı uyarılara dayanıyor. Müttefiklerin savunma harcamalarını GSYİH’lerinin %5’i seviyesine çıkarması gerektiğini hatırlatan Hegseth, ABD’nin yıllardır süren "bedavacılık" dönemine son vereceğini ifade etmişti.
Soğuk Savaş dönemindeki caydırıcılığı temsil eden "NATO 1.0" ruhuna dönülmesi gerektiğini vurgulayan Hegseth, şu değerlendirmede bulunmuştu:
"NATO çok uzun süredir kağıttan bir kaplan ve tek yönlü bir yapı olmuştur; artık böyle olmayacak. Tanklar ve hava savunması yerine iklim değişikliği ve cinsiyet eşitliği gibi konulara odaklanan 'NATO 2.0' dönemi geride kaldı. 'NATO 3.0' ile müttefiklerimizin Avrupa'nın konvansiyonel savunmasında fiilen öncülük etmesini sağlayacağız. Amerika, müttefiklerimizin kendi ödediğinden daha fazlasını Avrupa’nın savunması için ödeyemez."
MÜTTEFİKLERE "ÜS VE HAVA SAHASI" UYARISI
Pentagon'dan yapılan açıklamalarda, ABD'nin Orta Doğu'daki kritik operasyonları sırasında bazı Avrupa müttefiklerinin hava sahası ve üs kullanım izinlerinde zorluk çıkarması da eleştirildi. Altı ay içinde tamamlanması beklenen gözden geçirme raporunun ardından ABD, kriz anlarında gerekli askeri erişimi ve kolaylığı sağlamayan müttefiklere yönelik mali ve askeri katkılarını yeniden değerlendirecek.
ANKARA’NIN DEĞİŞEN ROLÜ: LOJİSTİK DESTEKTEN ÜRETİM MERKEZİNE
2004 İstanbul Zirvesi’nde daha çok lojistik bir üs ve operational destekçi olarak görülen Türkiye, 2026 Ankara Zirvesi itibarıyla NATO’nun savunma sanayii ve teknoloji ekosisteminin ana aktörlerinden birine dönüştü. Zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu’nda Türk savunma devleri ASELSAN, ROKETSAN, STM ve TÜBİTAK’ın, ittifakın yeni nesil hava savunma sistemlerinde doğrudan rol alacağı duyuruldu.
AB ile katılım müzakereleri donmuş olan ve birliğin 150 milyar avroluk SAFE savunma fonunun dışında bırakılan Ankara, bu izolasyonu Avrupa ülkeleriyle imzaladığı devasa ikili savunma anlaşmalarıyla aştı. Baykar’ın İtalyan havacılık devi Piaggio’yu bünyesine katması, Leonardo ortaklığı ve İtalya Donanması’nın Bayraktar TB3 altyapısına yönelmesiyle Roma ile stratejik bir eksen kuruldu. TUSAŞ üretimi 30 adet HÜRJET’in İspanya’ya 2,6 milyar avroluk satışı için anlaşma sağlanırken; Polonya’ya elektronik harp sistemleri ihracatı, Romanya’ya savaş gemisi satışı ve Çekya ile KORKUT sistemlerinin entegrasyonu gibi kritik adımlar atıldı. Ayrıca Almanya’nın vetoyu kaldırmasıyla İngiltere üzerinden 20 adet Eurofighter Typhoon jetinin tedarik süreci de somutlaştı.
ANKARA KARARLARI SONRASI AVRUPA NASIL BİR YOL İZLEYECEK?
ABD’nin Washington Antlaşması’nın 5. Maddesi’ne bağlılığını teyit etmesine rağmen, Avrupa ülkeleri kendi güvenlikleri için bağımsız adımlar atmak zorunda kalacak. AB’nin Türkiye ile demokrasi ve değerler üzerinden yürüttüğü kurumsal diyalog yerini tamamen jeopolitik zorunluluklara bıraktı. Avrupa ülkeleri, AB mekanizmalarının tıkanmışlığına rağmen Ankara ile ikili savunma, ticaret ve enerji hatlarını açık tutmayı sürdürüyor.
Gümrük Birliği’nin güncellenmemesi, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi adımlar Türkiye-AB ticaretini zorlaştırmaya devam etse de, 200 milyar avroyu aşan ticaret hacmi ve savunma sanayiindeki bağımlılık Avrupalı liderleri Ankara ile pragmatik temasları derinleştirmeye zorluyor. Başkan Trump’ın Orta Doğu operasyonları sırasında Avrupa üslerini kullanma izni alamaması üzerine tetiklenen kriz, Washington’ın Avrupa’daki konuşlu güçlerini azaltma sürecini hızlandırdı. Avrupa, Rusya tehdidine karşı ABD şemsiyesi olmadan kendi hava savunmasını ve ordusunu finanse etme krizleriyle baş başa kalacak.
