Kritik mineraller çağında altın kazandıracak: Yer altında 1 trilyon dolarlık potansiyel var
Enerji dönüşümü, jeopolitik gerilimler, yapay zekâ yatırımları ve artan belirsizlikler, altını yatırım aracı olmaktan çıkararak stratejik bir güven unsuru hâline getirdi. Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, Türkiye’nin 6.500 tonla 1 trilyon doların üzerinde bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
- Türkiye'nin yastıkaltı altınla birlikte toplam 2,3 trilyon dolarlık ekonomik değere sahip altın potansiyeli bulunuyor.
- Bilinen 6.500 tonluk altın rezervi (1 trilyon dolar), doğru politikalarla 10.000 tona çıkarılabilir.
- Altın üretimi, 60 milyar dolarlık maden ve metal ithalatından (25 milyar doları altın) kaynaklanan cari açığı azaltmak için stratejik öneme sahiptir.
- Yıllık 28 ton olan altın üretiminin, yatırım ortamı güçlendirilerek 100 tona çıkarılması hedeflenmektedir.
- Altın fiyatlarındaki artış, devlet hakkı oranlarının otomatik olarak yükselmesiyle kamu gelirlerini doğrudan artırmaktadır.
CEMAL EMRE KURT- Dünya hızla kritik mineraller çağına girerken, altın yeniden küresel ekonomik sistemin merkezine yerleşti. Türkiye’nin sahip olduğu yer altı potansiyeli ise bu yeni dönemde önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.
Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, Türkiye’de yastıkaltı altınla birlikte toplam 2,3 trilyon dolarlık ekonomik değer bulunduğunu söyledi.
Yücel “Türkiye’nin bilinen 6.500 tonluk altın potansiyeli, bugünkü fiyatlarla 1 trilyon doların üzerinde bir değere karşılık geliyor. Bunun yaklaşık 2 bin tonluk bölümü rezerve dönüştürüldü. Gelişen teknoloji ve doğru politikalarla bu potansiyeli 10 bin tona çıkarabiliriz. Bu büyüklük Türkiye’nin ekonomik dengelerini değiştirebilecek stratejik bir güç anlamına geliyor. Yurt içinde üretilen her ton altın, ithalatı azaltır, döviz çıkışını sınırlar ve cari açığı doğrudan aşağı çeker. Türkiye için altın bir tercih değil, zorunluluk” dedi.
Altındaki rüzgar sürecek mi? Uzman isim altın alacakları uyardı! "Sakin olun"
Türkiye’nin cari açığının önemli bölümü maden ve metal ithalatından kaynaklandığını dile getiren Yücel, “Cari açık 110 milyar dolar seviyesindeyse bunun yaklaşık 60 milyar doları maden ve metal ithalatı. Bunun 25 milyar doları altın, kalan kısmı bakır, alüminyum ve demir gibi metallerdir. Türkiye bu ürünlerin tamamını üretebilecek potansiyele sahip” diye konuştu.
YATIRIM ORTAMI GÜÇLENDİRİLMELİ
Türkiye’nin yıllık altın üretimi 2025 itibarıyla 28 ton seviyesinde olduğunu hatırlatan Yücel “Bunun yaklaşık yüzde 60’ı yerli şirketler, yüzde 40’ı ise yabancı sermayeli şirketler tarafından üretiliyor. Aynı dönemde 140-150 ton altın ithal edildi.
Üretimin 100 ton seviyesine çıkarılması mümkün. Bunun için yatırım ortamının güçlendirilmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması ve risk sermayesinin sektöre yönlendirilmesi gerekli. Altın madenciliği, perakende altın alımına benzemez.
Bugüne kadar 10 milyar dolar üretim yatırımı, 2 milyar dolar arama yatırımı yapıldı. Yani 28 tonluk üretimin arkasında 12 milyar dolarlık bir sermaye riski bulunuyor” ifadelerini kullandı.
DEVLET KAZANIYOR
Altın fiyatları arttıkça devlet hakkı oranlarının da arttığına dikkat çeken Yücel “2025’te 3.431 dolar/ons seviyesinde yüzde 19 olan devlet hakkı, 2026’da 4.501-4.800 dolar/ons aralığında yüzde 23’e, 5.000 dolar/ons seviyesinde ise yaklaşık yüzde 25’e çıkar. Böylece altın fiyatındaki her artış, ek düzenlemeye gerek kalmadan kamunun gelirini doğrudan artırır” değerlendirmesinde bulundu.
