Savunmada gaza bastılar! Otomotiv devleri cepheye iniyor
Avrupa’nın otomotiv devleri, elektrikli araç krizini aşmak ve güvenlik ihtiyaçlarına hızlı cevap vermek için rotasını savunma sanayisine çevirdi. Mercedes-Benz, Volkswagen ve Jaguar Land Rover’dan sonra son olarak Renault da ‘savunma’ için üretime başladı...
- Avrupalı otomotiv devleri, elektrikli araçlardaki rekabet ve düşük kapasite kullanımı nedeniyle trilyonlarca dolarlık askerî ihalelere yöneliyor.
- Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gelişmeler, Avrupa ülkelerinin askerî mühimmat ve araç stoklarının yetersizliğini ortaya koydu ve savunma güçlerini artırma ihtiyacını doğurdu.
- Avrupa Birliği'nin 10 yıllık 800 milyar avroluk savunma bütçesi, otomotiv ve savunma sektörlerinin entegrasyonunu hızlandırıyor.
- Türkiye'de Otokar, BMC, Katmerciler ve TÜMOSAN gibi şirketler, sivil araç üretimiyle aynı mühendislik altyapısını kullanarak savunma sanayisine entegre olmuş durumda.
- Mercedes-Benz, Renault, Jaguar Land Rover, General Motors ve Volkswagen gibi küresel otomobil markaları da savunma sanayisi projelerine dahil oluyor.
- Savunma sanayisine yönelik şirketlere sağlanan ucuz krediler ve çip ile nadir metal tedarikinde devletlerin öncelik tanıması, bu geçişin finansal ve tedarik zinciri boyutlarını güçlendiriyor.
KAAN ZENGİNLİ - Küresel otomotiv endüstrisi ile savunma sanayisi arasındaki sınırlar, tarihte eşine az rastlanır bir hızla ortadan kalkıyor. Elektrikli araçlara geçiş sürecinde Çin rekabetiyle sarsılan ve fabrikalarındaki kapasite kullanım oranları yüzde 60’lara kadar düşen Avrupalı otomotiv devleri, çıkış yolunu trilyonlarca dolarlık askerî ihalelerde buldu. Ancak bu devasa geçiş, sadece şirketlerin atıl kapasitelerini doldurma ve kâr elde etme çabasıyla sınırlı değil; aynı zamanda Avrupa ülkelerinin değişen küresel tehditlere karşı savunma güçlerini acil olarak artırma refl eksinden kaynaklanıyor. Özellikle Ukrayna savaşıyla birlikte konvansiyonel savaşın geri dönmesi, Avrupa ülkelerinin askerî mühimmat ve araç stoklarının yetersizliğini gözler önüne serdi. Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler de bu stratejiyi daha da destekledi. Hükûmetler, savunma kapasitelerini hızla artırmak için geleneksel askerî fabrikaların yavaş üretim hızlarına mahkûm kalmak yerine, otomotiv sektörünün devasa “seri üretim” gücünü devreye sokma kararı aldı. Avrupa Birliği’nin önümüzdeki 10 yıl için planladığı 800 milyar avroluk devasa savunma bütçesi, bu entegrasyonun en büyük itici gücü oldu. Atıl duran üretim bantları, yapay zekâ mühendisleri ve robotik uzmanları doğrudan askerî projelere kanalize edilmeye başlandı.
Otokar’ın yeni zırhlısı COBRA II Romanya’da üretilecek
TÜRKİYE NE YAPIYOR?
Avrupa’nın “ticari krizi aşmak ve ulusal güvenliği tahkim etmek” maksadıyla bugün yeni yeni başvurduğu bu sivil-savunma entegrasyonu, Türkiye’de uzun yıllardır kusursuz işleyen bir devlet ve sanayi politikası konumunda. Türk şirketleri, hem sivil pazardaki ticari araç üretimlerini sürdürüyor hem de aynı mühendislik altyapısından faydalanarak kara araçları kategorisinde her yıl milyarlarca dolarlık ihracata imza atıyor. Sivil ve askerî üretimi harmanlayan bu “çift yönlü” stratejinin Türkiye’deki en çarpıcı yansımaları sahada kendini kanıtlamış durumda.
●Otokar: Şehir içi ulaşımda her gün kullanılan sivil otobüs ve minibüsleri üreten şirket, aynı üretim kültürünü ve mühendislik kaslarını askerî alana taşıdı. Otokar bugün; Cobra, Arma, Ural ve Tulpar gibi yüksek teknoloji ürünü zırhlı muharebe araçlarını üreterek 40’tan fazla ülkeye ihraç eden bir savunma devine dönüştü.
●BMC: Belediyelerin toplu taşıma filolarında hizmet veren BMC otobüsleri, madalyonun sadece sivil yüzünü oluşturuyor. Şirket diğer yandan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadeledeki en önemli güvencesi olan mayına karşı korumalı “Kirpi” ve “Vuran” zırhlılarını üretiyor. BMC ayrıca, Türkiye’nin yerli ana muharebe tankı Altay’ın da seri üretimini üstleniyor.
●Katmerciler: İtfaiye aracı, çöp kamyonu ve vidanjör gibi sivil “araç üstü ekipman” üreterek büyüyen Katmerciler, sivil mühendislik altyapısını savunma sanayisine en başarılı şekilde entegre eden örneklerden biri. Şirket bugün “Hızır” ve “Ateş” gibi son derece gelişmiş zırhlı personel taşıyıcılar üreterek Afrika’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyaya ihracat yapıyor.
●TÜMOSAN: Tarım sektörü için traktör ve dizel motor üreten TÜMOSAN, bu köklü motor tecrübesini savunma sanayisinin en stratejik ihtiyaçlarından biri olan “yerli güç grubu” sorununu çözmek için seferber etti. Şirket, Pusat adını verdiği zırhlı taktik araçların yanı sıra askerî kara araçları için yerli taktik motorlar üretiyor.
HANGİ MARKA NE ÜRETİYOR ?
Otomobil markalarının savunma sanayisi aktörüne dönüştüğü yeni dönemde, sahada milyar $’lık sözleşmeler ve askerî ürünler boy gösteriyor:
● Mercedes-Benz: Alman devi, askerî lojistik kamyonlarının ötesine geçerek G-Class ve Sprinter altyapılı araçlar üzerinde mobil anti-drone sistemleri geliştirmeye başladı.
● Renault: Fransız üretici, sivil inovasyon gücünü askerî İHA’lara taşıdı. 600 adetlik askerî drone üretimi için kollar sıvandı. Renault ve Thales hibrit motor teknolojisine ve mobil enerji desteğine sahip yeni askerî araç “4 TROOP” için güçlerini birleştirdi.
● Jaguar Land Rover ve General Motors: İki otomotiv devi, İngiltere Savunma Bakanlığının 900 milyon sterlinlik yeni nesil 4x4 taktik tekerlekli zırhlı araç ihalesini alabilmek için askerî üretim bantlarını kurdu.
● Volkswagen: Şirketin, İsrailli savunma şirketleriyle yaptığı ortaklıklar neticesinde, üretim altyapısı füze savunma sistemlerinin kritik bileşenlerini üretecek şekilde askerî standartlara uyarlandı.
Türk savunma sanayisinin gücü Paris’te vitrine çıkıyor
SİLAH ÜRETENE UCUZ KREDİ!
Bu geçişin arkasında devasa bir finansal uyanıklık yatıyor. Yakın zamana kadar Avrupalı bankalar ve küresel fonlar, ESG (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim) kuralları gereği silah ve savunma sanayisi üreten firmalara “etik dışı” diyerek kredi vermiyordu. Ancak Ukrayna savaşıyla birlikte AB bu kuralı gayriresmî olarak esnetti ve savunmayı “demokrasiyi korumanın şartı” olarak yeniden tanımladı. Elektrikli araç pazarında zarar edip kredi bulamayan otomotiv devleri, savunma sanayisine girerek devlet garantili, çok düşük faizli ve milyarlarca avroluk devasa fonların kapısını sonuna kadar aralamış oluyor.
ÇİP KRİZİNE ULUSAL KALKAN
Dünyadaki en büyük kriz çip ve bataryalarda kullanılan nadir metallerin (lityum, kobalt vb.) tedariki. Elektrikli araçlar ile güdümlü füzeler veya İHA’lar aynı gelişmiş çiplere ihtiyaç duyuyor. Otomotiv şirketleri “savunma sanayisi yüklenicisi” kimliği kazandığında, devletlerin “ulusal güvenlik” şemsiyesi altına giriyorlar. Bu sayede, sivil otomobil üretirken sıraya girdikleri çip ve ham madde tedarikinde, artık “öncelikli stratejik şirket” statüsü kazanarak tedarik zinciri krizinden devlet eliyle kurtuluyorlar.
