Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye uyarı: Yönetim krizi siyaseti felç ediyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. CHP'deki yönetim krizinin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor" dedi.
- Erdoğan, muhalefeti kaos ve kişisel kavgalarla Meclis'i tıkamakla suçladı.
- Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada daha önce tecrübe etmediği bir ağırlık ve itibar kazandığını belirtti.
- İran krizi sürecinde Türkiye'nin aklıselimi ve sağduyuyu merkeze alan siyasetiyle ülkemizi ateş çemberinden uzak tuttuğunu ifade etti.
- İsrail'in bölgemizde barış ihtimaline tahammül edemediğini ve barışın İsrail'e rağmen geleceğini söyledi.
- Terörsüz Türkiye sürecinin Suriye'nin kuzeyindeki sorunların çözümüyle büyük ölçüde ilerlediğini ve örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak yasal çerçeve üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de AK Parti Grup Toplantısı'nda gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
CHP'de yönetim krizi dinmiyor! Görevden alınınca duvarlara yazmadıkları kalmadı
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Kıymetli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor AK Parti grup toplantımızın ve yapacağımız değerlendirmelerin hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Grup toplantımız her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştiriyoruz.
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı şu içten sevdanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor; Cenab-ı Allah 'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum.
Kavganın ve bel altı vuruşların karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum.
"MUHALEFETE KAOS HAKİM"
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye bilhassa son zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor; muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken biz uyum içinde ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.
"DEBELENDİKLERİ ÇAMUR GÜREŞİNE BİZİ DE ÇEKMELERİNE MÜSAADE ETMİYORUZ"
Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil tüm kalbimizde buna yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz.
Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye'yi çocuklarımızın kıvanç duyduğu geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye'yi aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin.
"YASAMA GÖREVİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE İFA ETMENİN ÇABASINDAYIZ"
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün bir hususun altını önemli çizmek durumundayım. İstiklal harbimizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi; millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclisimiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse, bunun kazananı; sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızda şikayetlere konu olan fahiş site aidatlarından Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum.
"MUHALEFET MECLİS'İ TIKAMAK İSTİYOR"
12. yargı paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız. Tabi burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet meclisi tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor.
"TANIK OLMADIĞIMIZ HADİSELERLE KARŞILAŞIYORUZ"
Milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını meclise taşıyanlar eklenmiştir. Yüce meclis; siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.
"ENTRİKA, İHANET NE ARARSAN VAR"
Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın... Dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın? Dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini, bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın? Hepsi birden mevcut, çerçici dükkanı gibi yok yok, entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan hepsi var.
"İZAHI OLMAYAN ŞEYİN MİZAHI OLURMUŞ"
İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu. Şimdi değerli kardeşlerim, kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz.
"CHP'DEKİ PARALEL YÖNETİM KRİZİ SİYASETİMİZİ FELÇ EDİYOR"
Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde buna evrilmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'cumhuriyeti biz kurmakla, Atatürk'ün partisi olmakla övünen' bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifade eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür.
"MUHALEFET DE İKTİDAR KADAR ÜRETKEN VE ÇALIŞKAN OLMALI"
Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir. Türkiye'nin selameti açısından muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, hızlı, üretken, çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözüm noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı bir iklim hakim olmasını istiyoruz. Muhalefet partilerinden özellikle önümüzdeki bir buçuk iki senelik zaman diliminde meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemediklerini özellikle görüyoruz.
Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım; hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimiz bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz. İktidar Partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır.
"SANDIĞA KADAR TEK BİR DAKİKAYI HEBA ETMEMELİYİZ"
Meclisi çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclisin mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum.
Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum.
İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz. Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti ile özdeşleşmiş olan istişare ve değerlendirme kamplarımızdan 33.'sünü inşallah bu hafta sonu Sapanca'da düzenleyeceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yad edecek hem de milli irade destanımızı hatırlayacağız.
Burada bir hususu ifade etmek isterim. AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden çocuklarımızın hafızlığından dinlediğimiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek; milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük.
"TÜRKİYE HİÇ TECRÜBE ETMEDİĞİ BİR İTİBAR KAZANMIŞTIR"
Kardeşlerim, 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduk. Sadece bize oy veren kardeşlerimizin değil her vatandaşımızın yüzünü güldürmek, çektiğimiz çilenin ödediğimiz bedenin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık bir itibar kazanmıştır. Türkiye küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkanlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkanı elde ettik. Aklı selimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik.
İsrail'in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç Türkiye'nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri partimizin ve ittifakımızın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edilmiştir.
"BARIŞ GELECEKSE, İSRAİL'E RAĞMEN GELECEK"
Şimdi daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içindeyiz. İsrail'in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren katliam şebekesi tüm tarafların büyük emeğine varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır.
Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir. Bölgemize barış gelecekse İsrail'e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa, İsrail'in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın, bölgemizde adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını Allah'ın izniyle engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz.
Sizlerle Terörsüz Türkiye sürecine dair bazı önemli değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. 23 Ekim'de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettik. Terörsüz Türkiye süreci geride bıraktığımız zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorun Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz.
İran krizi sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil Kürt kardeşlerimiz içinde hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Türkler Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ileride daha net görülecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak.
Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma, her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar, yatırım için harcandıkça milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak.
Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan meclisin takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar bir Yenikapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir.
Siyaset kurumu tıpkı milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı. Sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz ittifak ve iktidar olarak, irade ise irade, kararlılık ise kararlılık, uzlaşı ise uzlaşı, cesaretse cesaret, üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.
