MHP lideri Bahçeli BM'ye çağrı! Silahlar susmalı, ateşkes ilan edilmeli
MHP lideri Devlet Bahçeli, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalarda silahların susması ve ateşkes ilan edilmesi gerektiğini, aksi hâlde bölgedeki gerilimin 3. Dünya Savaşı riskini artıracağını vurguladı. Bahçeli, "Uluslararası hukukun şemsiyesi altında biraz canlılık emaresi gösteren Birleşmiş Milletler derhal devreye girmelidir" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin il ve ilçe başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar yemeğinde konuştu. ABD-İsrail ile İran arasındaki saldırıların durması gerektiğini belirten Bahçeli, "Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır" dedi.
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:
"2053’te, yani İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümünde süper güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız. Türk ve Türkiye Yüzyılı refah ve bereket yüzyılı olacaktır; barış ve kardeşlik yüzyılı olacaktır; kabuğunu kıran, kamburlarını atan, dar kalıplarını yaran, karanlık kampanyaları yıkan, kadife eldiveniyle dosta güven, düşmana korku salan büyük Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır. İnandık, başaracağız; irade gösterdik, muhakkak varacağız. Kendimize, milletimize, devletimize güveniyoruz.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE"
Değerli arkadaşlarım, “Terörsüz Türkiye” hedefimiz zamanın ve çağın ibresini milletimiz lehine çevirecek güçlü bir hamledir; bu hedef kalıcı barış ve huzurun müjdesidir; bu hedef bin yıllık kardeşliğimizin hayat pınarıdır; bu hedef, karışan ve kaynayan, artan risk ve tehditlerle kanayan ve karmaşıklaşan bölgesel ve küresel anafora karşı milletimizin kendi azim ve iradesiyle hamle üstünlüğü kazanmasıdır. Pakistan ile Afganistan savaştadır; Rusya ile Ukrayna savaştadır; ABD-İsrail ortaklığı İran’la savaş halindedir. Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler, stratejik ittifaklar, siyasi ve diplomatik ağlar bambaşka ve tehlikeli bir noktadadır. Geçtiğimiz ay yapılan Münih Güvenlik Toplantısı’nın sonuç raporunda; yaklaşık 80 yıl sonra ABD liderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzenin yıkıma uğradığı, bu düzenin yine doğrudan ABD tarafından tahrip edildiği ifade edilmişti; mevcut uluslararası kurum ve kuralların yıkım altında olduğu da belgelenmişti. Yıkılanın ne olduğu bilinse de, bunun yerine ne konulacağı, kimlerin koyacağı belirsizdir.
"BU HAKSIZ VE HUKUKSUZ SAVAŞI BAŞLATAN BELLİDİR"
Afganistan–Pakistan arasındaki silahlı çatışmanın geri planında hâkimiyet mücadeleleri vardır; İran’ın Siyonist–emperyalist şiddet tarafından abluka altına alınması da stratejik, ekonomik ve politik hedeflerle ilişkilidir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyalar artık her ihtimale açık haldedir. İran’ın farklı kentlerine isabet eden füzeler sonucunda, bu ülkenin yüksek misilleme yapmasıyla Katar’dan Kuveyt’e, Bahreyn’den Suudi Arabistan’a, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ürdün’e, Güney Kıbrıs’tan Umman’a kadar ABD üslerinin bulunduğu ülkeler havadan vurulmuştur. Savaş çok vahim derecede tırmanmaktadır; komşu coğrafyaların gökyüzü füze ve insansız hava araçlarının karşılıklı uçuşlarına ve müteakiben de tespit edilmiş nokta hedeflere ulaşmasına sahne olmaktadır.
Bu haksız ve hukuksuz savaşı başlatan bellidir; İsrail’in tahrikleriyle, diplomatik namusun göz ardı edilmesiyle, süregelen müzakerelerin tek taraflı askıya alınmasıyla komşu coğrafyalar silah ve çatışmaların tasallutu altına girmiştir. Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hâkim olmalıdır; silahlar mutlaka susmalı ve ateşkes ilan edilmelidir. Şayet ABD-İsrail ile İran arasındaki karşılıklı hava saldırıları durmazsa, muhtemel kara harekâtının neden olacağı kıvılcım 3. Dünya Savaşı’nın taşlarını birer birer döşeyecektir; bu felakettir; bu dehşet dengesi son bulmalıdır.
Yanlıştan dönmek bir erdemdir; uluslararası hukukun şemsiyesi altında biraz canlılık emaresi gösteren Birleşmiş Milletler derhâl devreye girmelidir. Çatışmaların Rusya Federasyonu’na, Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Avrupa ülkelerine çok boyutlu tesir etmesi halinde cehennemin kapıları beşeriyetin önüne açılacaktır.
"ABD’Yİ YÖNETEN KARANLIK ÜST AKIL KİM VEYA KİMLERDİR?"
ABD Başkanı Trump, Kongre’den yetki almadan Venezuela’dan sonra başlattığı İran operasyonunun bedelini çok yönlü ödeme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Amerikan Anayasası’nın I. Madde 8. Bölümü kapsamında; savaş ilan etme, ordu kurma ve destekleme, donanma sağlama ve sürdürme, askerî harcamaları finanse etme ve düzenleme yetkisi sadece ve sadece Kongre’ye aittir. Kongre’den böylesi bir karar çıkmadığına göre, ABD’yi yöneten karanlık üst akıl kim veya kimlerdir? Siyonist lobi, dahası cani Netenyahu ABD yönetimini kafa kola nasıl alabilmiştir?
Baştan ayağa çelişkiyle bezenmiş bu rezalet tablo, evlatlarını haksız ve hukuksuz bir savaşta kaybeden ABD halkına saygısızlık değil midir? ABD halkı bu savaştan ne kazanacaktır, ne çıkarı olacaktır? Uzayan bir savaşta çok sayıda ölüm olması halinde bunun altından kim veya kimler nasıl kalkacaktır? 25 yıl boyunca devam eden Vietnam kâbusu ne çabuk unutulmuştur? Doğrudur, kurallara dayalı uluslararası düzen yıkım altındadır; fakat bu yıkım bununla sınırlı kalmayacak, pek çok çatıyı da uçuracaktır.
MHP lideri Bahçeli'den "İran'dan sonra sıra Türkiye'de" diyenlere net cevap! "Kimse yanlış hesap yapmasın"
"İRAN HALKININ HER ZAMAN YANINDAYIZ"
Türkiye olarak dost, kardeş ve komşu ülke İran halkının her zaman yanındayız. Barışı savunuyoruz, huzuru savunuyoruz, diplomatik görüşmeleri savunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı temasları da çok değerli ve yerinde buluyoruz. İran’ın dini liderine, ailesine, bunun yanında Savunma Bakanı’ndan Genelkurmay Başkanı’yla çok sayıda üst düzey devlet görevlisine yapılan suikastları bir kez daha kınıyoruz.
"BU SANCAK DÜŞMEYECEK, TÜRKİYE BÖLÜNMEYECEK"
Çevremizde bunlar olup bitiyorken, bizim içimizde barışmamız, eğer varsa kırgınlıkları gidermemiz, millî birliği tahkim ve takviye etmemiz binlerce yıllık devlet ve millet aklının muazzam bir iradesidir. Şucular bucular rahatsızmış, onlar bunlar hoplayıp zıplıyormuş; hepsi fason iddia, hepsi fosilleşmiş söylemdir. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin yeni yüzyıla açılan huzur sancağıdır; bu sancak düşmeyecek, Türkiye bölünmeyecek; şu mübarek günlerin mehabet ve muhabbet iklimi Allah’ın izniyle kökleşip kalıcı nitelik kazanacaktır."
