Körfez ülkeleri hangileri, nereler? Trump enerji üretim ve tuzdan arındırma tesislerini hedef göstermişti!
Orta Doğu’da ABD, İsrail ve İran hattında yükselen tansiyon askeri dengelerle beraber bölgenin hayati altyapılarını da tehdit ediyor. Uzmanlar Basra Körfezi çevresindeki ülkelerde kritik öneme sahip su sistemlerinin hedef alınmasının kısa sürede büyük bir insani krize yol açabileceği uyarısında bulunurken kamuoyu ''Körfez ülkeleri hangileri, nereler?'' sorusunu da gündeme taşımış durumda.
Artan gerilimle birlikte bölgesel ve küresel aktörler diplomasi trafiğini yoğunlaştırdı. Türkiye’nin de arabuluculuk girişimleri kapsamında bölge ülkeleriyle temaslarını artırdığı ve tansiyonun düşürülmesi yönünde çağrılar yaptığı belirtiliyor. Peki, Körfez ülkeleri hangileri, nereler?
KÖRFEZ ÜLKELERİ HANGİLERİ, NERELER?
Basra Körfezi’ne kıyısı bulunan ülkeler “Körfez ülkeleri” olarak tanımlanır. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Umman, Irak ve İran Körfez ülkerleri arasındadır.
SU ALTYAPISI HEDEF OLURSA NE OLUR?
İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, 23 Mart'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın "ülkedeki elektrik tesislerine saldırı" tehditlerinin ardından Körfez ülkeleri ile Ürdün'deki 11 önemli enerji üretim ve tuzdan arındırma tesisinin görüntülerini paylaşarak İran'ın enerji tesislerine muhtemel saldırıda bu tesislerin hedef alınacağını belirtmişti.
Körfez ülkelerinde doğal su kaynaklarının sınırlı olması ülkeleri büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla elde edilen içme suyuna baüımlı hale getiriyor. Bölge genelinde yüzlerce tuzdan arındırma tesisi faaliyet gösterirken sistemler içme suyunun büyük kısmını karşılıyor.
Uzmanlara göre tesislerin devre dışı kalması halinde etkiler günler değil, saatler içinde hissedilebilir. Su basıncında ani düşüşler, kesintiler ve panik alımları ilk aşamada yaşanacak gelişmeler arasında.
Hastaneler de başta olmak üzere bazı hizmetlerin su kısıtlamasına gitmesiyse sağlık sistemini doğrudan etkileyebilir.
Elektrik hatları, enerji tesisleri ve su altyapıları gibi sivil yaşamı doğrudan etkileyen unsurların hedef haline gelmesi krizin boyutunu daha da büyütüyor.
Körfez ülkelerinde suyun büyük ölçüde enerjiye bağlı sistemlerle üretildiğini hatırlatarak enerji hatlarında yaşanacak bir kesintinin dahi su krizine yol açabileceğini söylüyor.
Geçmişte Irak, Suriye ve Gazze’de yaşanan örnekle su altyapısının çökmesinin ciddi sağlık ve güvenlik problemlerine yol açtığını da acı biçimde göstermişti. Güvenli suya erişimin kesilmesi, salgın hastalıkların yayılmasına ve hayat koşullarının kötüleşmesine sebebiyet verebilir.
