Sinemada bu hafta | İkonik karaktere Fransız yorumu: Drakula niye geri döndü?
1910’dan beri sayısız filmde görünen kana susamış Kont Drakula karakteri yine beyazperdede… Fransız Luc Besson’un “Drakula” (Dracula: A Love Tale) adlı filmi, hikâyeyi romantize ederek “Gerek var mıydı?” dedirtiyor.
- Bram Stoker'ın oluşturduğu Drakula karakteri, edebiyatın en ikonik korku figürlerinden biri ve beyazperdeye en çok adapte edilen edebi karakterlerden biri olmuştur.
- Drakula karakteri ilk kez 1910 yapımı Danimarka filmi “Den Dødes Halsbaand” ile sinemada görülmüş, ardından “Nosferatu”, Christopher Lee, Francis Ford Coppola ve Robert Eggers gibi isimlerin yorumlarıyla beyazperdede yer almıştır.
- Luc Besson'un yönettiği “Drakula” (Dracula: A Love Tale) adlı yeni film, karakterin doğuşunu 1400'lü yıllarda Osmanlı'ya karşı mücadele eden Kont Drakula olarak anlatmakta, daha sonra ise 1889 Paris'ine geçiş yapmaktadır.
- Film, Drakula'nın korku yönünü törpüleyerek takıntılı bir aşk hikayesi anlatmakta ve Coppola'nın 1992 yapımı adaptasyonunu hatırlatmakta, ancak denge ve orijinallik konusunda yetersiz kalmaktadır.
- Eleştirilere göre film, sıra dışı bir görsellikle atmosfer oluştursa da şekil muhtevaya galip gelmekte ve suni bir seyir hissi oluşturmaktadır, ancak Caleb Landry Jones'un oyunculuğu başarılı bulunmuştur.
MURAT ÖZTEKİN - İngiliz yazar Bram Stoker’ın 1800’lerin sonunda ortaya çıkardığı Drakula, edebiyat tarihinin en ikonik korku figürlerinden birine dönüştü. Eflak Prensi Vlad Tepeş’ten ilham alınarak meydana getirilen Drakula, aynı zamanda beyazperdeye en çok adapte edilen edebî karakter oldu. Doğrudan 100’ün üzerinde filmde göründü. Guinness’e göre uyarlamalarla birlikte kana susamış sivri dişli Kont, 530’dan fazla sinema ve TV filminde yer bularak Sherlock Holmes’u bile geride bıraktı.
İLK DRAKULA 1910’DA GÖRÜNDÜ
Neredeyse sinema tarihinin en başından beri Drakula karakteri filmlerde arzı endam etti. 1910 yapımı Danimarka filmi “Den Dødes Halsbaand”, onun ilk görüldüğü sinema eseriydi. 1922 yapımı “Nosferatu”dan sonra Tod Browning’den Christopher Lee’ye, Francis Ford Coppola’dan Robert Eggers’e birçok isim Drakula’ya kendi yorumunu kattı.
Kimi zaman aşırı aykırı, kimi zaman çok kanlı, bazen de melankolik filmler ortaya çıkarıldı. Yine de beyazperdede Drakula’nın serüveni sona ermedi! Bu defa Fransız yönetmen Luc Besson konuya dâhil oldu. “Drakula” (Dracula: A Love Tale) adlı eser, Caleb Landry Jones, Christoph Waltz, Zoë Bleau gibi oyuncuları bir araya getirdi.
Düşüş durdurulamıyor! Sinema seyircisi 22 yılın en düşük seviyesinde
ORYANTALİST OSMANLI TASVİRLERİ
Bu son eserde o bilindik hikâye için evvela 1400’lü yıllara gidilerek, fantastik karakterin doğuşu anlatılıyor. Kilisenin tazyikiyle Osmanlıya karşı koyan Kont Drakula, fazla mübalağalı şekilde sunuluyor. Oryantalist refleksle negatif şekilde tasvir edilen Osmanlı askerlerine galebe çalıyor. Ancak karısı Elisabeta’yı harp esnasında kaybeden Kont, çileden çıkıyor. Kiliseye cephe alıp inancını kaybediyor ve ecelle bağını koparmış huzursuz bir karaktere dönüşüyor.
Daha sonra Fransız Devrimi’nin 100. yılına yani 1889’un Paris’ine ışınlanıyoruz. Dört asırdır eşinin izini bulamayan Drakula, sonunda karanlık şatosunun kapısını çalan emlakçı Jonathan Harker’ın yakınlarında aradığı o kadını keşfediyor. Tabii, esere “Fransızca” unsurlar ve aykırı sahneler ekleniyor...
COPPOLA’NIN FİLMİNİ HATIRLATIYOR
Yönetmen Besson, meşhur edebî eserin korku tarafını törpüleyerek daha ziyade takıntılı bir aşk hikâyesi anlatıyor. Bu yanıyla Coppola’nın 1992 yapımı adaptasyonunu çok andırıyor. Yönetmen gotik bir anlatım ve kara mizah çabası da güdüyor. Ancak bütün bunlar dengeli bir şekilde bir araya getirilemiyor; beklenen orijinallik yakalanamıyor. Eserde nispeten sıra dışı bir görsellikle çarpıcı bir atmosfer oluşturuluyor ama çoğu zaman şekil muhtevaya galebe çalıyor! Teşhircilik ise ucuz bir kart olarak kullanılıyor. Bu sebeple suni bir film seyrettiğiniz hissiyatı sizi giderek daha çok sarıyor. Buna rağmen Landry Jones’un oyunculuğu başarılı sayılabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
BEKLENTİLERİN ALTINDA KALIYOR
Ezcümle bir asırdan fazla bir zamanda çekilen yığınla filmden sonra “Yeni bir Kont Drakula filmine gerek var mıydı?” sorusu zihinlerde beliriyor. Evet, bu Fransız işi Drakula, aksi yönde çabalara rağmen yeterince özgün ve dengeli bir yapım olamıyor; bekleneni veremiyor.
Yönetmen: Luc Besson
Tür: Fantastik romantik
Ülke: Fransa
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
- “Seni Öldürecekler”
- “Sarı Zarflar”
- “Çamaşır Sepeti”
- “Cinzar”
