MURAT ÖZTEKİN

Haslet Soyöz, Türk basınında yaklaşık 40 senedir karikatür sanatını icra eden usta bir çizer. Fakat o sadece politikanın dar kalıplarına hapsolmuyor. Denize ayrı bir merakı olan Soyöz, yağlı boya resimlerine bunu yansıtıyor. Daha önce deniz fenerlerini, tarihî deniz vasıtalarını sergilere taşıyan sanatçı, şimdi de Türk armatörlerinin yok olan buharlı gemilerini resmederek maziye ışık tutuyor. Bu eserlerini Rahmi M. Koç Müzesinde açılan “Türk Armatörlerin Buharlı Gemileri” adlı sergide buluşturuyor.
Biz de Soyöz’le bir araya gelerek eserlerini ve karikatür sanatını konuştuk…

*Karikatürlerinize aşinayız ama yağlı boya resimleriniz pek bilinmiyor…
Doğrusu ben de bilmiyordum. (Gülüyor) Üniversitede sanat okurken yağlı boya yapıyordum ama şartlar bizi en ucuz yoldan yapılan sanat olan karikatüre itti. O zaman karikatür revaçtaydı. Bir gün sergide çizer Semih Balcıoğlu’nun karikatürlerini görüp “Bunları ben de yapabilirim” dedim ve yola koyuldum. Politika gazetesinde tesadüfen işe girip bugünlere geldim. Resim, maceram ise 2000’lerde başladı.

*Niçin 2000’lerde başladı?
Üniversite yıllarımda yağlı boya çalışmıştım ama bir gün realist bir şekilde gemi çizmeye çalışırken çok zorladım. Yıllara boyunca karikatür çizdiğim için gerçekçi resimlerden uzak kalmıştım. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle tekrar yağlı boyaya başladım. Ortaya denize dair sergiler çıktı.

*Yıllardır yaptığınız karikatür sanatıyla yağlıboya resmi kıyaslarsanız neler söylersiniz?
İkisi çok farklı sanatlar. Karikatürü 10 dakikada çizersiniz, okur da birkaç saniye bakar; mesajı ya anlar ya da anlamaz. Ama resim öyle değil. Defalarca yapıp bozarak meydana getiriyorsunuz yağlı boya resimleri... Karikatür politik olunca kimse hatırlamıyor, uçup gidiyor. Resim ise çok kalıcı…

*Usta bir çizer olarak Türkiye’de karikatür sanatını durumunu nasıl görüyorsunuz?
Anlayış, espri… Her bakımdan perişan… Karikatür çok önemli bir sanat fakat Türkiye’de belden aşağısında takılı kalmış. Daha yukarılara çıkması gerekiyor. Dergilere bakın; karikatürün büyüklüğünden daha çok yazı var. Bu yazılar da belden aynı esprilerle dolu. Doğrusu bunu “Gırgır” gibi dergiler başlattı.

İŞİN KOLAYINA KAÇIYORLAR
*Niçin böyle oldu?

İşin kolayına kaçıyorlar. Oysa karikatür zekâ işidir. Zekâ yoksa ortada karikatür diye bir şey yoktur. Bir de üstüne estetik koymanız lazım. Biz zekâyı parlatmak yerine bel atı oynuyoruz.

*Siz “Karikatür muhalif olmaktır” sözünü nasıl anlıyorsunuz?
Bir ülkenin bir ferdi olarak karikatür çizip çizmemek önemli değil. Herhangi bir politik olaya karşı tepkin neyse onu söylersin. Fakat takım tutar gibi çizerlik yapılmaz.

DENİZ ASLA BIKTIRMAZ
*Serginize gelirsek; deniz merakınız altında ne yatıyor?
Bir kere annem Trabzonlu, genetik bir faktör var yani. Bunun dışında denizin değişkenliği beni celbediyor. Denize doyamazsınız, siz bıktırmaz. Devamlı farklı şeyler bulabilirsiniz. Durgun da olur öfkeli de… Bütün bunlar resim konularınızı değiştirir. Bundan önceki sergimde deniz fenerlerinden etkilenerek yaptığım resimleri teşhir etmiştim.

*Buharlı gemileri çalışma fikri nereden çıktı?
Rahmi Koç Bey’e Osmanlı donanmasını yeniden çalışma isteğimi danışmıştım. O da bunun çok yapıldığını söyleyerek, buharlı armatör gemilerini çizmem hususunda beni yönlendirdi. Ben de gerekli dokümanları bulabilirsem yapabileceğimi söyledim. Bu sergi ortaya çıktı.

*Eski buharlı gemileri çok araştırdınız o hâlde…
Resimlerimde yer alan Türk armatörlerinin gemilerinin hiç biri günümüzde yok. Fotoğrafları da çok az çekilmiş. Ben de eski denizci ve armatörlerin yardımlarıyla araştırmalarda bulundum. Bazen armatörleri dinleyerek bazen de bulabildiğimiz fotoğraflardan faydalanarak resimleri meydana getirdim.