Yayında güçlükle konuşan Meral Kaplan, davayı tam olarak neden kaybettiğini bilmediğini ifade ederken avukatı Dilek Şahbaz ise “Normalde biz şiddetli geçimsizlik nedeniyle bir boşanma davası açmıştık. Karşı taraf da bize aynı şekilde bir karşı dava açtı. Davamız devam ederken karşı taraf bize haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle ikinci bir dava açtı. Bu davalar birleşti ve birtakım yalan beyanlarla müvekkilimizin iffetsiz hayat yaşadığı gibi bir kanaat oluşturularak biz davayı kaybettik. Burada da sayın mahkeme iki tane tanıdığın beyanına itibar etti. Sayın mahkeme delilleri yeterince değerlendirmedi” açıklamasında bulundu.

‘Ben o evde öldürülüyordum’
‘Böyle bir kaybetme şekli yok’ diyen Kaplan “Velayet bendeyken çocuğumu kaçırıyor getirmiyor. 6 senedir çocuğuma annemle biz baktık. Bezdirme politikaları uyguladılar. Kendisinin bu dört senelik süreçte birlikte yaşadığı kadın ya da kadınlar var. Bu davada ben o evde öldürülüyordum buna hiç değinmedim ben evden yalın ayak kaçtım” iddiasında bulundu. 

‘Kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar’
Mal paylaşımının kendisini ilgilendirmediğine dikkat çeken Kaplan “Benim çocuğum gitmiş ne önemi var ki. Kızımı artık her ayın birinci haftası iki günü ve üçüncü haftası iki günü ayda dört gün görebilecekmişim. Avrupa pasaportu var istediği yere götürebilir” dedi. Mücadelesinin süreceğini vurgulayan Kaplan “Velayet bendeyken çocuğu alıp getirmeyen adam çocuğu alınca bana gösterir mi sizce? Dava açılmadan önce de zaten beni tehdit etmişlerdi. Benimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar” şeklinde konuştu.

‘Karar yasalara aykırı’
Bu davanın dört yıldır sürdüğünü bildiren Avukat Şahbaz şöyle devam etti: "Dava devam ederken sosyal hizmetler uzmanının, pedagogların, adalet bakanlığının heyet raporları, aile ve sosyal politikalar bakanlığının, çocuk mahkemelerinin verdiği kararlar, izleme raporları neticesinde müşterek çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminin yaşıtlarının çok üstünde olduğu yönünde raporlar var. Bunlar uzmanlarca tespit edildi. Yaklaşık bir buçuk yıl önce davalı baba geçici velayetin kendisine verilmesi yönünde mahkemeye talepte bulundu. Talepte yine aynı yönde raporlar geldi. Geçici velayet tedbir niteliğindedir, mahkemenin bunu derhal değerlendirip çocuğun üstün hakları gereği hemen karar vermesi gerekir. Ancak rapor bir yıl önce verilmesine rağmen hâkim karar ve hükümle beraber geçici velayeti babaya verdi. Bu da şuan bizim yolumuzu tıkadı. Dosyayı istinafa götüreceğiz, yüksek mahkemeye de gidecek. Karar usul ve yasaya, uluslararası sözleşmelere ve çocuk hakları sözleşmelerine aykırı. Bu bir hukuk faciasıdır. Ancak biz Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu duruma el atmasını isteyeceğiz. Çünkü müşterek çocuk gitmek istemiyor.”