Sessiz ikili katil alarmı! 2 milyon kalp hastasına kritik uyarı: Böbreğinizi de kontrol ettirin
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muthiah Vaduganathan uyarıyor: “Türkiye’de kalp yetmezliğinin daha genç yaşta görülmesi, buna eşlik eden yüksek obezite ve Tip 2 diyabet oranları kalp ve böbrek hastalıkları açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Bu sebeple erken yaşlardan itibaren düzenli kontrol yapılmalı. Bu hastalıkların birlikte takip edilmesi hayati önem taşıyor.”
- Kalp yetersizliği olanların böbreklerine, böbrek yetersizliği olanların ise kalplerine dikkat etmesi gerekiyor çünkü bu iki organ birbiriyle bağlantılı çalışıyor.
- Kalp ve böbrek hastalıklarının birlikte görülmesi durumunda tıbben 5 yıllık hayat şansı yüzde 50'ye kadar düşebiliyor.
- Türkiye'de yaklaşık 2 milyonun üzerinde insan kalp yetmezliği ile yaşıyor ve bu hastalık Avrupa'ya kıyasla Türkiye'de 8-10 yıl daha genç yaşta başlıyor.
- Kronik böbrek yetmezliği de Türkiye'de sık görülen bir hastalık ve 10 milyon kişi bu hastalığın riskiyle karşı karşıya.
- Mineralokortikoid adı verilen bir hormonun aşırı aktif hale gelmesi, kalp ve böbrek hastalıklarının ilerlemesine neden olan kısır döngüyü tetikliyor.
- Geliştirilen yeni nesil non-steroidal mineralokortikoid reseptör antagonistleri, geleneksel tedavilere göre daha güvenli ve etkili bir seçenek olarak öne çıkıyor.
- Diyabet, hipertansiyon ve ileri yaş grubundaki kişilerin düzenli kontrol yaptırması, kalp ve böbrek hastalıklarının erken teşhisi için hayati önem taşıyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK / BERLİN - Kalp ve böbrek hastalıklarının birbirini tetikleyen “ikili sessiz katil” olduğu ortaya çıktı. Kalp yetersizliği olanların böbreklerine de dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, kalp ve böbreklerin birbirine bağlı çalıştığını ve her iki hastalığın birlikte görülmesi durumunda tıbben 5 yıllık hayat şansının yüzde 50’ye kadar düşebildiği uyarısında bulundu.
Türkiye’de yaklaşık 2 milyonun üzerinde insan kalp yetmezliği ile yaşıyor. Kalp yetmezliği, Avrupa ülkelerine kıyasla Türkiye’de 8-10 yıl daha genç yaşta başlıyor. Kronik böbrek yetmezliği de ülkemizde en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Türkiye’de 10 milyon kişi kronik böbrek hastalığı riskiyle karşı karşıya yaşıyor. Her iki hastalığın birlikte tedavisi hayat şansını artırıyor.
Kullandığı ilaç hayatını kararttı! Vücudu önce yandı sonra soyuldu
Bayer, ilaç bölümündeki tedavi alanlarını Ar-Ge faaliyetlerindeki güncel gelişmelerini Berlin’de düzenlediği global medya etkinliğinde paylaştı. Etkinlikte Türkiye Gazetesi’nin sorularını cevaplayan Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muthiah Vaduganathan, kalp ve böbrek hastalıklarının birbirini beslediğini belirterek, “Bu iki hastalık çoğu zaman birlikte ilerler. Kalpteki sorun böbreği, böbrekteki sorun kalbi kötüleştirir. Kalp yetmezliğinde böbreğe giden kanın azalması ve böbrek yetmezliğinde kalbin yükünün artması, her iki organı da daha hızlı bozar. Bunun sebebi Mineralokortikoid adı verilen ve vücutta üretilen bir tür hormonun aşırı aktif hâle gelmesidir. Bu döngü, vücutta sıvı birikimi, yüksek tansiyon ve organlarda sertleşme gibi sorunları artırarak hastalığın hızla ilerlemesine sebep olur. Bu kısır döngüyü kırmak tedavinin en kritik noktasıdır” ifadelerini kullandı.
TEDAVİDE UMUT VEREN GELİŞMELER
Kronik böbrek hastalığı ve kalp yetersizliği hastalıklarında mekanizmaların daha iyi anlaşılması ile tedavide önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Vaduganathan, “Geleneksel tedavilerde kullanılan bazı ilaçlar ciddi yan etkilere yol açıyordu. Özellikle potasyum seviyesini artırarak ölümcül kalp aritmilerine yol açma riski tedavi kullanımını sınırlandırıyordu. Bu nedenle dünya genelinde uygun hastaların yarısından azı bu tedavilere erişebiliyordu. Ancak son yıllarda geliştirilen yeni nesil ilaçların bu tabloyu değiştirebileceği belirtiliyor. Özellikle non-steroidal mineralokortikoid reseptör antagonistleri hem daha güvenli hem de daha etkili bir seçenek olarak öne çıkıyor” dedi.
DÜZENLİ KONTROL HAYAT KURTARIYOR
Özellikle kalp yetmezliği ve Tip 2 diyabet hastalarının risk grubunda olduğunu belirterek, günümüzde artan obezite oranlarına bağlı olarak Tip 2 diyabetin de çığ gibi büyüdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Vaduganathan, “Diyabet, hipertansiyon ve ileri yaş grubundaki kişilerin düzenli kontrol yaptırması hayati önem taşıyor. Kalp ve böbrek hastalıklarının erken dönemde fark edilmesi, bu ‘çifte riski’ önlemenin en etkili yolu olarak öne çıkıyor” dedi.
KALP SADECE BİR POMPA DEĞİL
Prof. Dr. Vaduganathan’a göre kalp artık sadece bir “pompa” olarak değil, tüm vücutla bağlantılı bir sistem olarak ele alınmalı. Kalbin yeterince dolamaması ve sertleşmesi, dolaşımın bozulmasına yol açarken böbrek fonksiyonlarını da doğrudan etkiliyor. Hastalığı tek bir organ üzerinden değil, bütüncül olarak düşünmeliyiz. Aynı mekanizmaları hedefleyen tedavilerle hem kalbi hem böbreği korumak mümkün” diye konuştu.
UYUŞMA VE KARINCALANMAYI HAFİFE
Genetik bir kalp hastalığı olan ATTR-CM’nin ilk sinyallerinin yıllar önce bilekte ortaya çıkabildiğini söyleyen bilim adamları el bileğindeki uyuşma ve karıncalanmanın hafife alınmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. ATTR-CM hastalığının genetik bir hata sebebiyle Transtiretin (TTR) proteinlerinin kalp kasında birikerek kalp kasını sertleştirdiği nadir, eksik teşhis edilen ve ilerleyici bir kalp hastalığı olduğunu söyleyen Dr. Willemjin Comuth, “Bu hastalıkta belirtiler yorgunluk, göğüs ağrısı, nefes alırken zorlanma gibi sadece kalple ilgili belirtilerle sınırlı değil. Karpal tünel sendromu da bunlardan biri. En çarpıcı nokta ise bu belirtiler kalp sorunları ortaya çıkmadan yaklaşık 10 yıl önce başlayabiliyor. Yani basit görülen bir bilek rahatsızlığı, aslında ciddi bir hastalığın erken uyarısı olabilir” dedi.
Tedavi alanında gelişmeler olduğunu aktaran Dr. Comuth, “FDA onayı alan tedaviler bir stabilizatör görevi görerek proteinin yanlış katlanmasını önleyerek hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyor” dedi.
