Topuk kanı karşıtlığı 10 yılda 5 kat arttı! Reddetmek çocuğun zekasını etkiliyor...
Bebekten topuk kanı alınmasına karşı çıkan aile sayısı artıyor. Oysa bir damla kan ile zekâ geriliği ve engelli olma riski önlenebiliyor.
- Topuk kanı testi, SMA ve fenilketonüri gibi genetik ve metabolik hastalıkların erken teşhisi için önemlidir.
- Bu test, doğumdan hemen sonra ve aşı takvimi içinde iki defa tekrarlanmaktadır.
- Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler aileleri bilimsel gerçeklerden uzaklaştırmaktadır.
- Sağlık otoriteleri topuk kanı testini çocukların yaşam hakkını koruyan önemli bir tarama uygulaması olarak görmektedir.
- Fenilketonüri (PKU), tedavi edilmediğinde ağır zekâ geriliğine yol açabilen kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır.
- Türkiye'de fenilketonüri görülme oranı dünya ortalamasının üzerindedir ve her 6.200 canlı doğumda bir bebek bu hastalıkla dünyaya gelmektedir.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Türkiye’de son yıllarda artış gösteren topuk kanı karşıtlığı, halk sağlığını tehdit ediyor. Sağlık Bakanlığının TBMM’de paylaştığı verilere göre, topuk kanı testini reddeden ailelerin sayısı son 10 yılda yaklaşık 5 kat arttı. Ulusal Fenilketonüri Günü dolayısıyla topuk kanı taramasının bebeklerin sağlıklı geleceği açısından hayati önem taşıdığını açıklayan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, “Topuk kanı yenidoğan bebeklerde kalıcı hasar veya ölüme yol açabilen SMA, fenilketonüri gibi genetik ve metabolik hastalıkların erken teşhisi için son derece önemlidir. Doğumdan hemen sonra ve aşı takvimi içinde iki defa tekrarlanan bu işlem bebeğin geleceğini şekillendirir” dedi.
SOSYAL MEDYA YANILTIYOR
Özellikle sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin aileleri bilimsel gerçeklerden uzaklaştırdığına dikkati çeken Dr. Dilber Bektaşlar “Sağlık otoriteleri ise topuk kanı testinin çocukların yaşam hakkını koruyan en önemli tarama uygulamalarından biri olduğunu vurguluyor. Ailelere çağrımız, topuk kanı testi ihmal edilmemesi yönünde” diye konuştu. Dr. Bektaşlar, “Topuk kanı testi basit, güvenli ve hayati bir uygulamadır. Bebeğe herhangi bir kalıcı zarar vermez. Ancak bu testin yaptırılmaması durumunda geri dönüşü olmayan sağlık problemleriyle karşı karşıya kalınabilir” dedi.
Topuk kanı testi akciğer hasarını önlüyor
TÜRKİYE’DE GÖRÜLME SIKLIĞI DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE
Fenilketonüri (PKU) hastalığının, proteinin yapı taşı olan fenilalanin aminoasidinin vücutta parçalanamaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir metabolizma hastalığı olduğunu anlatan Dr. Bektaşlar, tedavi edilmediğinde ağır zekâ geriliğine yol açabileceğini söyledi. PKU’lu çocuklarda gelişme geriliği, nöbet, egzama, tiz sesli ağlama, idrarda küf kokusu ve ciddi nörolojik sıkıntılarla belirti verdiğini ifade eden Dr. Bektaşlar, “Bu çocuklar anne ve babalarına göre daha açık saç ve göz rengine sahip olabilir” ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanlığının 2025 verilerine göre Türkiye’de her 25 kişiden biri fenilketonüri taşıyıcısı. Yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebek ise hastalıkla dünyaya geliyor. İstatistikler bu genetik bozukluğuun, Türkiye’de görülme oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğuna dikkati çekiyor.
Dünyada 5 binde bir görülen vaka Diyarbakır’da görüldü! Yeni doğan bebek 4 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu
BİR DAMLA KAN, ÖMÜR BOYU ENGELİ ÖNLEYEBİLİR
Türkiye’de PKU taramasının 1987’den bu yana uygulandığını hatırlatan Dr. Bektaşlar, 2006 yılından itibaren Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında testin tüm illerde rutin hâle getirildiğini belirtti. Topuk kanı taraması sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilebildiğini söyleyen Bektaşlar, “Yenidoğan döneminde teşhis konulup özel mama ve uygun diyet başlanırsa çocuk tamamen sağlıklı gelişebilir. Ancak teşhis gecikirse ağır zekâ problemleri, epilepsi nöbetleri ve ciddi gelişim bozuklukları ortaya çıkabilir” diye konuştu.
FENİLKETONÜRİLİ ÇOCUK NE YİYEBİLİR?
Fenilketonüri çocuklar, doğal proteinli gıdalardaki “fenilalanin” aminoasidini sindiremezler. Bu sebeple protein açısından zengin gıdaları tüketmemeleri gerekir. Bunun yerine, yaşlarına uygun fenilalanin içermeyen özel mamalar, düşük proteinli ekmek/makarnalar ile sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme programı uygulamalıdır. Önemli bir beslenme hatası da piyasada diyet ürün adı altında satılan ürünlerin tüketimidir. Bu ürünlerdeki tatlandırıcılar da bu çocuklar için risklidir. Şu besinlerden uzak durulmalıdır:
-Kırmızı et
-Tavuk ve hindi dâhil olmak üzere kümes hayvanları
-Balık ve deniz ürünleri
-Süt, peynir ve yoğurt dâhil olmak üzere süt ürünleri
-Yumurtalar
-Baklagiller, fasulye ve mercimek dâhil
-Kuru yemişler ve tohumlar
-Fıstık ezmesi ve diğer kuru yemiş ezmeleri
-Tofu dâhil soya ürünleri
-Arpa, yulaf, kinoa ve buğday gibi tam tahıllar
-Protein tozları ve protein barları
