Tur'un peşinde bir çılgın: İshak Sezgin
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun gayriresmî yarışçısı İshak Sezgin, gün doğarken yola çıkıyor, etabı tamamlıyor, gece de camilerde yatıyor…
- 51 yaşındakiİshak Sezgin, bisiklet tutkusunu yıllardır sürdürüyor.
- Yarışmacılardan saatler önce yollara düşerek parkuru kendi imkanlarıyla tamamlıyor.
- Konaklama ihtiyacını genellikle köy camilerinde, müezzinlik yaparak ve halkın misafirperverliğiyle gideriyor.
- İshak Sezgin, eşine jübile sözü vermiş olmasına rağmen tekrar yarışa katıldı.
- Deneyimli yarışçı, gezdiği yerlerden eşi için hediyeler götürmeyi planlıyor.
CAHİT EROĞUL - Türkiye’nin en büyük spor organizasyonlarından birisi olan Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun 61’incisi bu yıl Çeşme’den start aldı.
Toplam 8 etaptan oluşan TUR 2026'da 23 takım ve 27 ülkeden 161 bisikletçi, 1133,5 kilometrelik parkurda pedal çevirecek. Ama bu kadar kilometreyi ‘kayıt dışı ve yarış dışı’ olarak koşan biri daha var; İshak Sezgin…
Gelin sizi bu yarı amatör yarı profesyonel bisiklet sevdalısı İshak Sezgin ile tanıştırayım…
İshak Sezgin bir bisiklet sevdalısı, bisiklet gönüllüsü. 51 yaşındaki sporcu yıllardır Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun rotasını kendi bisikletiyle ve imkânlarıyla tamamlıyor. Aslında o bir güvenlik görevlisi. Yarışa akredite olmadığından bisikletçilerin saatler sonra geçeceği güzergahtan gitmek için sabahın köründe yollara düşüyor, kilometrelerce yolu katedip finişe ulaşıyor. Hem de her gün yeniden… Yani yarış heyecanı onun için de sekiz etaptan oluşuyor.
İşin bu yorucu kısmı ‘sportif’ tarafı…
Peki nerede yatıp kalkıyor ne yiyip ne içiyor bu adam? İşin bu tarafı da biraz yürek burkucu…
Hadi, hikâyeyi kendisinden dinleyelim…
61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu: Gelenekten geleceğe
BİSİKLET BENİM SEVDAM
“Çocukluğumdan bu yana en büyük tutkum bisiklet. Çocukken de ilk bisikletimi aldığımda pedala kuvvet kilometrelerce yol giderdim. Sonrasında bu sporu lisanslı olarak yıllarca yaptım. Ama içimdeki ateş sönmedi. Ben de kendi kendime bir karar verdim. Her yıl Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na katılacaktım. Dünyanın en büyük yarışçılarının geçtiği yollardan geçecek, onlarla aynı havayı soluyacaktım…
Tabii bunun için kuvvetli bir bünye gerekiyor. Eh ben profesyonel sporcular kadar kalorili yiyecekler alamıyorum. Onlar gibi uzman masörlere veya sporcu sağlık ekibine sahip değilim. Ben de kendi idmanımı yapıyor, bacaklarımda biriken toksinleri atmak için çeşitli egzersizler yapıyorum…”
MİSAFİRPERVER BİR MİLLETİZ
“Yarış bittiğinde uzaktan onlara bakıp ‘Yarışı ben de bitirdim’ diyorum. Bu bana büyük haz veriyor. Her gün semt semt, köy köy, ilçe ilçe, şehir şehir geziyorum. Akşam olunca kalacak yer arıyorum, kendimi bir köy camisinin içinde buluyorum. Namazımı kılıyorum, camide müezzinlik yapıyorum. İmam efendi bana kalacak yer gösteriyor, çoğu zaman evinde misafir ediyor, yemek yediriyor. Sabah namazını da kılıp yeniden yollara düşüyorum. Sekiz gün boyunca aynı tempo…
Mesela bu sene yarış Ankara’da bitecek. Antalya’dan Ankara’ya bütün yarışçılar kendi arabalarıyla geçecek. Ben de otobüse atlayıp Ankara’ya gideceğim. Bisikleti de bagajda taşıyacağım. İnşallah son etabı da tamamlayıp İstanbul’a öyle döneceğim…”
DÜNYANIN EN GÜZEL ÜLKESİ
“Türkiye’nin yarısını neredeyse bisikletle gezdim. Burada bizim insanımızın misafirperverliğine, güzelliğine, merhametine ve şefkatine defalarca şahit oldum. Başkalarının arabayla hızla geçip gittiği dünyanın en güzel ülkesini ben adım adım gezdim. Her bir metrekaresini gördüm, havasını içime çektim.
10 yıl düzenli olarak bu yarışlara katıldım. Dört beş yıl önce eşime jübilemi yapacağıma dair söz verdim. Bu sene dayanamadım yine geldim. Eve döndüğümde eşimin gönlünü yapmam lazım. Gezdiğim yerlerden ona hediyeler götüreceğim…”
