113 yıl sonra ortaya çıktı! Müftüden cepheye duygulandıran telgraf
Balkan Savaşları’nın olduğu dönemde Erzurum’a bağlı Narman Kazası Müftüsü tarafından Umum Kumandanlığı’na gönderilen telgraf, yıllar sonra ortaya çıktı. Millî bilinç tarihi açısından büyük değer taşıdığı belirtilen telgraf, seferberlik anlayışının da somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
- Araştırmacı Taner Özdemir, Balkan Savaşları dönemine ait Narman Kazası Müftüsü Habip Efendi'nin Şark Ordusu Umum Kumandanlığı'na çektiği bir telgrafı keşfetti.
- Müftü Habip Efendi, telgrafında vatan müdafaasının tüm milletin ortak vazifesi olduğunu belirterek cephede görev almak istediğini ifade etti.
- Belge, din adamlarının yalnızca manevi destekle yetinmeyip fiili sorumluluk almaya hazır olduklarını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
- Telgraf, Balkan Savaşları sürecinde Anadolu'nun doğusunda şekillenen milli sorumluluk bilincine dair önemli bir arşiv tanıklığı olarak değerlendirilmektedir.
Araştırmacı Taner Özdemir, yürüttüğü arşiv çalışmaları kapsamında duygulandıran bir keşfe imza attı. Erzurum’a bağlı Narman Kazası Müftüsü Habip Efendi’nin Şark Ordusu Umum Kumandanlığı’na çektiği telgrafı ortaya çıkaran Özdemir’in keşfettiği telgraf Balkan Savaşları’na dair milli müdafaayı yeniden gözler önüne serdi.
MİLLİ MÜCADELE VURGUSU
Söz konusu telgrafta Müftü Habip Efendi’nin vatan müdafaasının yalnız asker evlatların değil, milletin bütün fertlerinin müşterek vazifesi olduğunu ifade ettiği görüldü. Cephede görev almak istediğini belirten Narman Kazası Müftüsü yazdığı telgrafta vatan topraklarının "nice şehit kanlarıyla yoğrulmuş mukaddes bir emanet" olduğu vurguluyor ve bu emaneti korumanın dinî ve millî bir sorumluluk olduğu ifade ediyor.
Araştırmacı Taner Özdemir, Habip Efendi’nin bu telgrafına Başkumandanlık Vekâleti Erkân-ı Harbiye Birinci Şubesi tarafından resmî bir cevap verildiği de açıkladı.
“SEFERBERLİĞİN SOMUT BİR GÖSTERGESİ”
Özdemir şöyle konuştu:
Cevap yazısında, taşra ulemasının millî müdafaa konusundaki hassasiyetinin takdirle karşılandığı belirtiliyor. Böylece merkezî askerî idare ile taşradaki dinî otorite arasında güçlü bir dayanışma ve karşılıklı itimat zemini bulunduğu görülüyor. Belgede ayrıca, kadınların yaralılara bakmak ve cepheye cephane taşımak; erkeklerin ise düşman karşısında mücadele etmek üzere hazır olduklarına dair ifadeler yer alıyor. Bu yönüyle metin, yalnız askerî bir yazışma değil; topyekûn bir toplumsal seferberlik anlayışının da somut bir göstergesi niteliği taşıyor.
“SIRADAN BİR TEBRİK METNİ DEĞİL”
Özdemir, belgenin millî bilinç tarihi açısından çok katmanlı bir kaynak değeri taşıdığını belirterek “Bu telgraf sıradan bir tebrik metni değildir. Doğrudan cephede hizmet talebini içeren açık bir irade beyanıdır. Din adamlarının yalnızca manevî destek sunmakla yetinmediğini; gerektiğinde fiilî sorumluluk almaya hazır olduklarını göstermesi bakımından dikkat çekicidir” dedi.
Ortaya çıkarılan yazışma, Balkan Savaşları sürecinde Anadolu’nun doğusunda şekillenen millî sorumluluk bilincine dair önemli bir arşiv tanıklığı olarak değerlendiriliyor.
