Rabia Naz'ın şüpheli ölümünde "5 saatlik" sır! Dosyadaki fotoğraflar birbirini tutmuyor
Giresun'da 2018 yılında şüpheli şekilde can veren Rabia Naz Vatan dosyası, baba Şaban Vatan'ın ulaştığı yeni dijital bulgularla "delil karartma" kıskacında yeniden açıldı. Savcılığa sunulan kanıtlarda, küçük kızın okul çantasının olaydan 5 saat sonra terasa bırakıldığı ve olay yeri fotoğrafları arasında çelişki olduğu iddia ediliyor.
- Baba Şaban Vatan, kızına ait okul çantasının olay anında değil, yaklaşık 5 saat sonra binanın teras katına bırakıldığını iddia etti.
- Vatan, bu durumun olayı 'yüksekten düşme' gibi göstermek amacıyla kurgulandığını ve organize bir plan olduğunu savundu.
- Dosyadaki olay yeri inceleme raporu ve fotoğraflarda, çantanın bulunduğu belirtilen yerde ilk fotoğraflarda çanta görülmemesi, daha sonraki bir fotoğrafta ise aniden belirgin olması çelişkiye neden oldu.
- Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 'faili meçhul' dosyalara yönelik mesajı, aileye umut oldu.
- Rabia Naz Vatan'ın ölümüyle ilgili ilk raporda 'yüksekten düşme' denilmiş, ancak aile trafik kazası olduğunu ve üzerinin örtüldüğünü savunmuştu.
Giresun'un Eynesil ilçesinde yaklaşık 8 yıl önce evinin önünde yaralı halde bulunan ve hastanede hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan'ın ölümü üzerindeki sis perdesi henüz aralanmadı. Kızının ölümünün bir kaza değil, cinayet olduğunu ve üstünün örtüldüğünü savunan baba Şaban Vatan, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Savcılığı'na giderek dikkat çekici bir hamlede bulundu. Vatan, elde ettiği yeni dijital bulgular ışığında "delil karartma" iddiasıyla resmi suç duyurusunda bulundu.
"OKUL ÇANTASI SONRADAN ÇATIYA BIRAKILDI" İDDİASI
Dosyaya giren yeni iddiaların merkezinde, küçük Rabia Naz'ın okul çantası yer alıyor. Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu'nun özel haberine göre baba Şaban Vatan, savcılıktan teslim aldığı dijital verileri incelediğinde çarpıcı bir ayrıntıyı fark etti. Vatan, kızına ait okul çantasının olay anında değil, olaydan yaklaşık 5 saat sonra binanın teras katına bırakıldığını öne sürdü. Bu durumun, olayı "yüksekten düşme" gibi göstermek amacıyla kurgulandığı iddia ediliyor.
"ORGANİZE BİR PLAN YAPILDI"
Suç duyurusunun ardından basına açıklamalarda bulunan Şaban Vatan, sürecin başından beri sistematik bir manipülasyonla karşı karşıya olduklarını savundu. Çantanın terasa sonradan konulmasının sıradan bir ihmal olmadığını belirten Vatan, "Bu, tutanağa belirli bir senaryoyu geçirmek için yapılan organize bir durumdur. Olayın içinde polis memurları ve dosya sürecindeki ilgili makamlar bulunmaktadır." ifadelerini kullandı.
6 yaşında kayboldu, 10 yıldır haber yok! Kayıp Yasin’in annesinin feryadı yürek dağladı: Kokusu gitmesin diye poşette saklıyorum
Acılı baba, soruşturma sürecinde görev alan bazı kamu görevlilerinin delilleri kararttığına dair inancını korurken, adaletin tecelli etmesi için kararlılık mesajı verdi. "Ucu kime dokunursa dokunsun, bu organizasyonda payı olanlar en ağır cezayı almalıdır." diyen Vatan, kızının davasında somut gelişmelerin yaşanacağına dair işaretler aldığını ve umudunu yitirmediğini dile getirdi.
OLAY YERİ RAPORUNDAKİ ÇELİŞKİLER
İddiaların odağındaki okul çantasına dair dosyada yer alan olay yeri inceleme raporları ve fotoğraflar da kamuoyuna yansıdı. Hazırlanan resmi raporda, Rabia Naz’ın "yüksekten düşmüş olabileceği" değerlendirilen binanın çatı katında inceleme yapıldığı belirtiliyor. Raporda, okul çantasının çatı girişinin hemen sağ tarafında yerde bulunduğu açıkça ifade ediliyor.
"ÇANTA OLAY YERİNDE SONRADAN MI BELİRDİ?"
Dosyadaki dijital veriler ve olay yeri fotoğrafları karşılaştırıldığında ise kafa karıştıran bir detay ortaya çıkıyor. Raporda çantanın bulunduğu belirtilen noktadan çekilen ilk fotoğraflarda, tarif edilen alanda herhangi bir çantanın görülmediği dikkat çekiyor. Bu görsel çelişki, "Çanta olay yerinde sonradan mı belirdi?" sorusunu akıllara getiriyor.
Dijital dosyalar derinlemesine incelendiğinde, aynı alanın farklı bir açıdan çekilmiş başka bir karesinde çantanın aniden orada belirdiği görülüyor. Şaban Vatan’ın iddiasına göre, çanta önce orada değildi, daha sonra bölgeye yerleştirildi ve ikinci kez fotoğraflanarak dosyaya "olay anındaki durum" gibi eklendi.
BAKANLIĞIN "FAİLİ MEÇHUL" MESAJI AİLEYE UMUT OLDU
Öte yandan, Ankara’dan gelen açıklamalar Rabia Naz davası için de umutlandırdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Gülistan Doku soruşturması üzerinden verdiği "Tüm faili meçhul dosyaların üzerine gidilecek, ucu nereye varırsa varsın soruşturmalar sürdürülecek." mesajı, Giresun’daki aileye moral oldu.
15 yıllık dosya yeniden gündemde! Polatlı'da bulunan kemikler Bünyamin Koçak dosyasını raftan indirdi
Baba Şaban Vatan, Adalet Bakanı Gürlek'in bu kararlı tutumunun hukuk adına yeni bir kapı açtığını vurguladı. Yıllardır sürdürdüğü hukuk mücadelesinde ilk kez bu kadar somut bir destek hissettiğini belirten Vatan, yeni deliller ve devletin kararlılığıyla Rabia Naz’ın ölümündeki gerçeklerin çok yakında gün yüzüne çıkacağına inandığını ifade etti.
NE OLMUŞTU?
Giresun'un Eynesil ilçesinde 12 Nisan 2018 tarihinde meydana gelen olayda, 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan, evinin önünde ağır yaralı halde bulunmuş ancak kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Olayın ardından hazırlanan ilk raporlarda küçük kızın ölüm nedeni "yüksekten düşme" olarak kayıtlara geçmiş ve soruşturma bu yönde ilerletilmişti. Ancak elde edilen bulguların intihar veya kaza ihtimaliyle çeliştiğini savunan aile, olayın bir trafik kazası olduğunu ve çarpan aracın nüfuzlu kişilerle bağlantısı nedeniyle üzerinin örtüldüğünü iddia ederek adalet arayışı başlatmıştı.
Çağla Tuğaltay dosyasında son dakika gelişmesi! 4 kişi için “fethi kabir” talebi
Süreç içerisinde baba Şaban Vatan'ın kararlı mücadelesiyle olay Türkiye gündemine oturmuş, Adli Tıp raporlarındaki tutarsızlıklar ve tanık ifadelerindeki boşluklar davanın seyrini defalarca değiştirmişti. Meclis bünyesinde kurulan araştırma komisyonunun incelemelerine ve onlarca bilirkişi raporuna rağmen, Rabia Naz'ın ölümündeki sır perdesi tam anlamıyla aralanamadı. Son olarak ortaya çıkan çanta görüntüleri ve delil karartma iddiaları, dosyanın "faili meçhul" statüsünden çıkarılarak yeniden çok yönlü bir şekilde incelenmesi taleplerini güçlendirdi.
