Bloomberg Beyaz Saray sırlarını ifşa etti! Trump’ın yanı başındaki isimler gizlice savaşa karşı çıkıyor
Bloomberg’in sızdırdığı bilgilere göre, Donald Trump’ın İran’a savaş açma kararı tamamen dış baskıların eseri. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve medya patronu Rupert Murdoch’un "Tahran’ı ele geçir" telkinleriyle hareket eden Trump, kendi ekibi içindeki derin itirazlara rağmen bölgeyi ateşe attı. Başta Başkan Yardımcısı JD Vance ve Susie Wiles olmak üzere, yönetimin kilit isimleri bu "kötü planlanmış" savaşa karşı gizli bir direniş yürütüyor.
- Trump'ın ikinci dönemindeki İran Savaşı, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Rupert Murdoch gibi dış müttefiklerin teşvikiyle başladı.
- Başkan Yardımcısı JD Vance ve Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles, savaş kararına karşı sessizce muhalefet ederken, Joe Kent istifa etti.
- Savaşın dördüncü haftasında artan enerji maliyetleri ve Cumhuriyetçi Parti içindeki bölünmeler, Kasım ara seçimlerini olumsuz etkileme riski taşıyor.
- Trump'ın "sorgulamayan" bir kabine arayışına rağmen, savaş kararı ABD'yi uluslararası bir krizin eşiğine sürükledi.
- JD Vance, savaş karşıtı duruşu nedeniyle medya ve şahin kanat tarafından gelecekteki başkanlık şansını bitirmeye yönelik bir vekalet savaşının hedefi oldu.
Trump’ın ikinci döneminde kurduğu "sadık" kabine, İran Savaşı ile ilk büyük sınavını veriyor. Beyaz Saray içinden sızan bilgilere göre, Trump’ı bu felakete sürükleyen asıl isimler kendi danışmanları değil, dışarıdaki müttefikleri oldu.
Netanyahu ve Murdoch’un başını çektiği "şahin" kanat, Trump’ı her fırsatta Tahran’a saldırmaya teşvik ederken, Beyaz Saray koridorlarında ise sessiz bir panik hakim.
VANCE VE WİLES’TAN "SESSİZ MUHALEFET"
Bloomberg'ün aktardığına göre, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles, Trump’ın kontrolsüzce artan gücünü dizginlemeye çalışan iki müttefik olarak öne çıkıyor.
Wiles, kararın risklerini Trump’a detaylıca anlatmaya çalışırken, Vance kapalı kapılar ardında diğer yetkilileri bu savaşa karşı çıkmaya çağırdı.
Vance’in özellikle Trump ekibine "İran’la yapılacak bir savaşın sonu ne olacak?" sorusunu yüksek sesle sorduysa da cevap alamadı.
MEDYADA VEKALET SAVAŞI: VANCE SAF DIŞI MI KALIYOR?
Savaşın dördüncü haftasında enerji maliyetleri fırlarken ve ara seçimler tehlikeye girerken, Cumhuriyetçi Parti içinde de kılıçlar çekildi.
Lindsey Graham gibi isimler savaşı savunurken, Tucker Carlson ve Steve Bannon gibi figürler Trump’ın "seçim vaatlerini terk ettiğini" demeçlerini öne çıkararak saldırıları eleştirdi. Özellikle JD Vance, şahin kanadın bir numaralı hedefi oldu.
Medyada Vance’in gelecekteki başkanlık şansını bitirmeye yönelik bir vekalet savaşı yürütülürken, müttefikleri Vance’in kartlarını "gizli tuttuğunu" ve asıl mücadelenin partinin geleceği için verildiğini ileri sürdü.
"EVET EFENDİM" KABİNESİ
ABD'nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a göre, Trump’ın bu dönemde tek istediği "sorgulamayan" bir ekip. Ancak Netanyahu’nun baskısıyla alınan bu savaş kararı, ABD’yi uluslararası bir krizin eşiğine sürükledi.
Kabine içinde karara açıkça karşı çıkan tek isim olan eski Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, "Amerikan halkına fayda sağlamayan bu savaşta gençlerin ölmesini destekleyemem" diyerek istifa etti.
ARA SEÇİM KABUSU
Savaşın faturası sadece sahada değil, Amerikan halkının cebinde de hissediliyor.
Cumhuriyetçi stratejistler, artan yakıt fiyatlarının Kasım ayındaki ara seçimlerde partiyi bitirebileceğinden endişeli.
Bloomberg yazarı duruma ilişkin şunları aktardı:
"Trump "savaş bitince fiyatlar düşecek" dese de, kabine içindeki çatlaklar ve Netanyahu’nun bitmek bilmeyen talepleri Beyaz Saray’ı bir çıkmaz sokağa doğru sürüklüyor"
İSTİHBARATIN KALBİNDEN "İRAN" BOMBASI: "18 TEŞKİLAT 'YOK' DEDİ, TRUMP İSRAİL'İ SEÇTİ!"
İstifa eden ABD'nin Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, kameraların karşısına geçerek İran Savaşı'nın nasıl bir "istihbarat yalanı" üzerine inşa edildiğini ifşa etti:
"Amerika’nın 18 istihbarat teşkilatının tamamı aynı görüşteydi. İran’ın nükleer bomba geliştirme kapasitesi yoktu. Ancak İsrail bize, iki hafta içinde on bomba monte edebileceklerini söylüyordu. 18 Amerikan istihbarat teşkilatı nükleer kapasite yok diyor, İsrail ise iki haftada on bomba iddiasını ortaya atıyor. Trump, kendi istihbarat camiasının tamamı yerine İsrail’e inanmayı tercih etti. Bu, ilk kez yaşanan bir durum değil. 2003 sürecinde Irak Ulusal Kongresi Lideri Ahmed Çelebi, Bush yönetimine Saddam'ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu söylemişti. İstihbarat teşkilatı o zaman da şüphe duyuyordu ancak onlar Çelebi'yi seçti. Sonuçta 4.500 Amerikalı öldü ve kitle imha silahı bulunamadı. İran 2026 sürecinde de aynı tablo var, İsrail 'iki haftada on bomba' dedi, 18 kurum 'nükleer kapasite yok' dedi. Onlar yine İsrail'i seçti. Şu ana kadar 14 Amerikalı öldü ve hiçbir nükleer program bulunamadı. Noktaları birleştirmeyi asla bırakmayın."
