Netanyahu'ya İspanya tokadı! İsrail büyükelçisi apar topar geri çekildi
İsrail ile diplomatik ilişkilerini maslahatgüzar seviyesine indirme kararı aldı. Salı günü kararlaştırılan ve bugün resmi gazetede yayımlanan kararla, Tel Aviv Büyükelçisi resmen görevden alındı.
İspanya ile İsrail arasında bir süredir devam eden diplomatik kriz, Madrid yönetiminin attığı bu son adımla yeni bir boyuta evrildi.
11 Mart 2026 tarihli resmi devlet gazetesinde (BOE) yayımlanan karara göre, İspanya artık Tel Aviv'de büyükelçi bulundurmayacak.
Temsil düzeyi düşürülerek büyükelçilik makamı bir maslahatgüzar tarafından yönetilecek.
İLİŞKİLER KOPMA NOKTASINDA
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in İsrail’in Gazze ve İran operasyonlarını "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendirmesi üzerine Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Madrid'e yönelik suçlamalara ve ilişkilerin kopması yönündeki baskılara karşı hukukun üstünlüğünü savunan ilkeli bir cevap niteliği taşıyan açıklamaların arkasında durulduğunu iletti.
TRUMP İLE "ÜS KRİZİ" DERİNLEŞİYOR
Diplomatik kaynaklar, İspanya'nın bu kararının sadece İsrail ile sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın İspanya'daki askeri üsleri (Rota ve Morón) İran saldırıları için kullanma talebini reddetmesiyle başlayan bölgesel ayrışmanın bir parçası olduğunu ileri sürdü. Sanchez, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Savaşın bir parçası olmayacağız ve uluslararası hukuku savunmaktan geri adım atmayacağız" diyerek İspanya’nın bağımsız çizgisini netleştirmişti.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSPANYA’NIN FİLİSTİN’DEN YANA TAVRI
İspanya'nın Filistin davasına verdiği siyasi destek, Arap ülkeleriyle olan dostluk geleneğinin bir parçası. Elcano Kraliyet Enstitüsü tarafından yapılan bir ankete göre, çalışmaya katılan İspanyolların yüzde 82'si İsrail'in Gazze'de Filistin halkına karşı soykırım yaptığına inanıyor.
1986'DA TESİS EDİLEN DİPLOMATİK İLİŞKİLER TARİHİNİN EN DÜŞÜK SEVİYESİNE GERİLEDİ
İkinci Dünya Savaşı sonrası Franco liderliğindeki İspanya, faşist geçmişi ve Nazi Almanyası ile yakınlığı nedeniyle uluslararası toplumdan dışlandı. Birleşmiş Milletler’e kabul edilmeyen rejim, bu yalnızlığı kırmak için Latin Amerika ve Arap dünyasına yöneldi. Soğuk Savaş’ın anti-komünist atmosferi ve İspanya’nın jeopolitik önemi, 1955’te kapıların Madrid’e yeniden açılmasını sağladı.
ARAP DÜNYASI İLE "PETROL VE SİYASET" İTTİFAKI
Franco, Birleşmiş Milletler’de destek bulmak ve sömürge dosyalarında elini güçlendirmek amacıyla İsrail’i tanımayı reddetti. Söz konusu hamleler Madrid’in petrol krizlerini daha hafif atlatmasını sağlarken, Mısır’daki Nasır ve Irak’taki Baas rejimleri gibi yapılarla siyasi iş birliği kurmasına imkan tanıdı. Bu dönemde İspanya için Arap dünyası, Batı Sahra gibi kritik meselelerde vazgeçilmez bir denge unsuru oldu.
ARAFAT HAMLESİ (1975 - 1979)
Franco’nun ölümünün ardından İspanya, Filistin davasına verdiği desteği somutlaştırdı. 1979 yılında dönemin Başbakanı Adolfo Suarez, FKÖ lideri Yaser Arafat’ı resmi düzeyde kabul eden ilk Avrupalı liderlerden biri olarak tarihe geçti. O dönemde Batı dünyasının "terörist" olarak gördüğü FKÖ ile kurulan bu temas, İspanya’nın bölgedeki konumunu pekiştirdi.
ARABULUCULUK ROLÜ
Doğu Kudüs’te 19. yüzyıldan beri konsolosluğu bulunmasına rağmen İspanya, İsrail ile resmi diplomatik bağlarını ancak 1986 yılında tesis etti.
