Vance ile Trump arasına Netanyahu girdi! Kongre’ye İran mektubu gitti
New York Times ve CBS News’in sızdırdığı raporlara göre, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik başlattığı "Destansı Gazap" operasyonunun perde arkasında büyük bir kriz yaşandı. Başkan Yardımcısı JD Vance’in askeri harekata mesafeli durup karşı çıktığı, ancak İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Oval Ofis’te Donald Trump ile gerçekleştirdiği üç saatlik gizli markajıyla sürecin seyrini değiştirdiği ileri sürüldü.
ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği ortak operasyon 4. gününde hız kesmeden devam ederken, dünya basınından çarpıcı iddialar gündeme gelmeye devam ediyor.
New York Times ve CBS News "Destansı Gazap" operasyonundaki gizli pazarlıkları yazdı.
İddialara göre Başkan Yardımcısı JD Vance, başlangıçta saldırılara karşı çıktı.
NETANYAHU TRUMP’I SAVAŞ YOLUNDA TUTTU
İsrail Başbakanı Netanyahu, 11 Şubat sabahı Oval Ofis’e girerek Donald Trump’ı askeri harekat konusunda ikna etmek için tüm yolları denedi.
İki lider yaklaşık üç saat boyunca savaş olasılığını ve saldırı tarihlerini masaya yatırdı.
O dönemde bazı Amerikalı yetkililer İranlılarla nükleer müzakerelere başlasa da Netanyahu bu diplomatik temasların askeri planları aksatmamasını istedi.
Trump, bir süre sonra diplomasiye kapıları kapattı ve yıllarca süren müzakereleri sadece "konuşma, konuşma ve konuşma" olarak nitelendirmeye başladı.
Gazetecilerin rejim değişikliği sorusuna ise "Bu olabilecek en iyi şey gibi görünüyor" cevabını verdi.
"DESTANSI GAZAP" İÇİN START VERİLDİ
Trump, Netanyahu ile görüştükten iki hafta sonra ABD’yi resmen savaşa sokarak, İsrail ile birlikte geniş çaplı bombardıman emrini verdi.
Trump, Corpus Christi yolunda çevresindekilere operasyonun başladığını şu sözlerle duyurmuştu:
"Epic Fury Operasyonu onaylandı. İptal yok. İyi şanslar."
JD VANCE OPERASYONA KARŞI ÇIKTI
Başkan Yardımcısı JD Vance, Orta Doğu’daki müdahalelere şüpheyle yaklaştığı için başlangıçta bu saldırılara karşı durdu. CBS News’e konuşan kaynaklar, Vance’in kişisel olarak harekatı istemediğini ancak karar kesinleşince operasyonun "büyük ve hızlı" olması gerektiğini savunduğunu aktardı.
Öte yandan Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, Durum Odası'ndaki toplantıda savaşın ağır kayıplara yol açacağı uyarısını yaptı. Ancak Trump, sosyal medya hesabında Caine’in operasyonun "kolayca kazanılabileceğini" söylediğini yazarak halka daha güven verici bir tablo çizmek istedi.
MÜZAKERELER NEDEN ÇÖKTÜ?
Saldırı öncesinde Steve Witkoff ve Jared Kushner, Cenevre’de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile buluşmuştu.
İran tarafı 7 sayfalık bir plan sunsa da ABD "sıfır zenginleştirme" talebinden vazgeçmedi. Trump, New York Times’a verdiği röportajda süreci şöyle özetledi:
"Müzakerelerin sonuna doğru bu adamların şartları kabul etmeyeceğini anladım. Ben de 'Hadi yapalım şunu' dedim."
CIA’DAN NOKTA ATIŞI İSTİHBARAT
Savaşın zamanlamasını CIA’dan gelen kritik bir bilgi belirledi. İstihbarat birimleri, İran’ın en üst düzey liderinin ve askeri kadrosunun Cumartesi sabahı Tahran’daki bir konut kompleksinde toplanacağını öğrendi. Bu bilgi hemen İsraillilere iletildi. ABD ve İsrail kuvvetleri, gün ışığında düzenlenen bir "dekapitasyon" (yönetimi yok etme) saldırısıyla savaşı resmen başlattı.
TRUMP KONGRE’YE İRAN HAKKINDA NELER DEDİ?
Trump, 28 Şubat 2026 tarihinde İran'a karşı gerçekleştirilen askeri harekat hakkında Kongre’yi bilgilendirdi.
Trump, mektubunda diplomatik çözüm çabalarına rağmen İran kaynaklı tehditlerin artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını ifade etti. Operasyonun kapsamı ve stratejik hedefleri hakkında bilgi veren Trump şunları dedi:
"Sizi 28 Şubat 2026'da İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı gerçekleştirilen askeri harekat hakkında bilgilendirmek için yazıyorum. İran'dan kaynaklanan tehditlere cevap olarak Orta Doğu'daki Amerika Birleşik Devletleri kuvvetlerinin küresel duruşundaki değişiklikler konusunda sizi ayrıca bilgilendirdim. Kongre'ye daha önce ilettiğim gibi, İran dünyadaki en büyük, belki de en büyük terör destekçisi devletlerden biri olmaya devam ediyor. GECE YARISI ÇEKİCİ HAREKATI'nın başarısına rağmen, İran rejimi nükleer silahlara sahip olma ve bunları kullanma yollarını aramaya devam ediyor. Balistik, seyir, gemi savar ve diğer füze dizileri; Amerika Birleşik Devletleri kuvvetlerine, ticari gemilere, sivillere ve müttefiklerimiz ile ortaklarımıza doğrudan tehdit oluşturuyor ve saldırıyor. Yönetimimin İran'ın kötü niyetli davranışına diplomatik bir çözüm bulmak için tekrarlanan çabalarına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri ile ortaklarına yönelik tehdit savunulamaz hale geldi.
Buna göre ve benim talimatımla, 28 Şubat 2026'da Amerika Birleşik Devletleri kuvvetleri, İran içindeki balistik füze sahaları, deniz madenciliği kabiliyetleri, hava savunmaları ile komuta ve kontrol kabiliyetleri dahil olmak üzere çok sayıda hedefe hassas saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, bölgedeki Amerika Birleşik Devletleri kuvvetlerini korumak, Amerika Birleşik Devletleri anavatanını korumak, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz ticaretinin serbest akışını sağlamak ve İsrail dahil bölgesel müttefiklerimizin kolektif meşru müdafaası dahil olmak üzere hayati Amerika Birleşik Devletleri ulusal çıkarlarını ilerletmek için gerçekleştirilmiştir.
Bu saldırılarda hiçbir Amerika Birleşik Devletleri kara gücü kullanılmamıştır ve görev, sivil kayıpları asgariye indirecek, gelecekteki saldırıları caydıracak ve İran'ın kötü niyetli faaliyetlerini etkisiz hale getirecek şekilde planlanmış ve icra edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri hızlı ve kalıcı bir barış arzulasa da, gerekli olabilecek askeri operasyonların tam kapsamını ve süresini şu anda bilmek mümkün değildir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri kuvvetleri, daha fazla tehdit ve saldırıyı ele almak ve İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti'nin Amerika Birleşik Devletleri, müttefikleri ve uluslararası toplum için bir tehdit olmayı bırakmasını sağlamak için gerektiği ve uygun olduğu şekilde daha fazla eylemde bulunmaya hazır konumda kalmaktadır.
Bu askeri eylemi, hem yurt içinde hem de yurt dışında Amerikalıları ve Amerika Birleşik Devletleri çıkarlarını koruma sorumluluğumla uyumlu olarak ve Amerika Birleşik Devletleri ulusal güvenliği ile dış politika çıkarlarını ilerletmek amacıyla yönettim. Başkomutan ve Yürütme Başkanı olarak dış ilişkileri yürütme konusundaki anayasal yetkim uyarınca hareket ettim. Bu raporu, Savaş Yetkileri Kararı (Kamu Yasası 93-148) ile uyumlu olarak Kongre'yi tam olarak bilgilendirme çabalarımın bir parçası olarak sunuyorum. Bu eylemlerde Kongre'nin desteğini takdir ediyorum."
