AB toplantısında ortaya çıktı: Yunanistan'dan toprak istediler!
Atina’nın bütçe açığı rakamları üzerinde oynayarak Avrupa’yı yanıltmasının ardından, Avrupa Birliği ülkelerinin kriz toplantısında Akropolis’in satışa çıkarılmasının önerildiği ortaya çıktı.
- Jean-Claude Juncker, Eurogrup toplantısında Akropolis'in satışını öneren bir maliye bakanı olduğunu açıklamıştır.
- Juncker, Yunanistan'ın 2009 yılında bütçe açığı rakamlarını eksik bildirerek güvenilmez hale geldiğini belirtmiştir.
- AB ve IMF, Yunanistan için 2010-2015 yılları arasında 260 milyar euro tutarında bir kurtarma paketi devreye sokmuştur.
- Avrupa Savcılığı, Yunan ödeme kurumu OPEKEPE üzerinden milyonlarca euroyu hedef alan sofistike bir dolandırıcılık planını soruşturmaktadır.
- Soruşturma kapsamında 11 milletvekili ve 2 eski bakanın adı geçmektedir.
Avrupa'nın eski Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Euro bölgesini sarsan Yunanistan borç krizinin perde arkasına dair çok konuşulacak bir iddiada bulundu.
Yunan Skai TV'de yayınlanan “Sto Xiliosto” adlı belgesel programında konuşan Juncker, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin kriz toplantısında Akropolis'in satışa çıkarılmasını önerdiğini ifşa etti.
"YUNANİSTAN’IN KENDİ HATASIYDI, HERKES İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ"
2005-2013 yılları arasında Lüksemburg Başbakanı ve Maliye Bakanı olarak görev yapan Jean-Claude Juncker, Yunanistan’ın 2009 yılında bütçe açığı rakamlarını eksik bildirerek diğer Avrupa ülkelerini aldatmasının ülkeyi tamamen 'güvenilmez' hale getirdiğini açıkladı:
"Bu gerçekten büyük bir hataydı. Yunanistan, diğerlerini yanılttığını kabul ettikten sonra artık güvenilmez hale geldi. Asıl sorun buydu. Atina bu güveni bir kez kaybettikten sonra, Eurogrup toplantılarında herkes Yunanistan hakkında canı ne isterse söyleyebildi. Toplantılarda bazı maliye bakanlarının para elde etmek için Akropolis'i satmayı önerdiğini hatırlıyorum. Bunu söyleyen bir kadındı. Ben de araya girip kendisine 'kes sesini’' dedim."
YUNANİSTAN İFLASIN EŞİĞİNDEN DÖNDÜ
Atina’nın iflasının Euro Bölgesi’nde büyük bir mali kriz oluşturacağı gerekçesiyle AB ve IMF, Yunanistan için 2010 ila 2015 yılları arasında 260 milyar euro tutarında bir kurtarma paketini devreye sokmuştu.
AB ve IMF, bunun karşılığında Yunanistan’ın harcamaları kısarak, “kemerleri sıkma” politikası izlemesini şart koşarken, AB Komisyonu’ndan talep edilen ekonomik reformları izlemesi için Atina’yı denetimde tutmasını talep etmişti.
AB ile Yunanistan arasında üçüncü kurtarma paketi anlaşması 2018'de resmen sona ererken AB Komisyonu’nun Atina için talep edilen reformları izleyebilmesi için gelişmiş gözetim programı devreye sokulmuştu.
YENİ KRİZ: AVRUPA SAVCILIĞI YENİDEN DEVREDE!
Juncker'in hatırlattığı geçmişteki "rakam oyunları" hafızalardaki tazeliğini korurken, Atina bugünlerde Brüksel kaynaklı yeni bir yolsuzluk depremiyle sarsılıyor. Avrupa Savcılığı'nın (EPPO) hazırladığı "milyarlık tarım sübvansiyonu" dosyası, iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi'nin kalbine bomba gibi düştü. 11 milletvekili ve 2 eski bakanın adının geçtiği yolsuzluk dosyası, Atina'da artık "örtbas edilemez" bir noktaya ulaştı.
AB FONLARI NASIL BUHARLAŞTI?
Avrupa Savcılığı’nın yürüttüğü gizli soruşturma, Yunan ödeme kurumu OPEKEPE üzerinden işletilen oldukça sofistike bir dolandırıcılık planını deşifre etti. Hazırlanan iddianameye göre, AB'nin doğrudan Yunan çiftçiler için gönderdiği milyonlarca euro, hayali araziler gösterilerek ve hayvan sayıları şişirilerek "organize bir şebeke" tarafından kurulan paravan sistemlerle cebe indirildi.
"MİÇOTAKİS KAPANA KISILDI"
Muhalefet ise "Artık örtbas yok!" diyerek, davaya karışan tüm milletvekillerinin dokunulmazlığının derhal kaldırılmasını ve göstermelik değil, gerçek bir yargı süreci işletilmesini talep etti.
Yeni Sol da hükümetin "kronik sorunlar" bahanesine sığınmasını eleştirerek, Başbakan’ın Avrupa Savcılığı’nın bulgularına rağmen hala bakanlarını koruyup korumayacağını sordu.
ADIM ADIM NELER OLDU?
AB’nin tarım sübvansiyonlarının kötü yönetilmesine ilişkin dava, 2019-2022 döneminde fonları dağıtan devlet kurumu OPEKEPE üzerinden yapılan usulsüz ödemeleri kapsıyor. Avrupa Savcılığı, meralara sahipmiş gibi sahte beyanlarla destek alındığını ve bu yöntemle dolandırıcılığın 2024’e kadar sürdüğünü tespit etti.
Düzinelerce Yunan hayvancılık işletmesi yanlış beyanla milyonlarca euro sübvansiyon almakla suçlanırken, savcılar hükümet yetkililerinin de "organize bir dolandırıcılık planına" karışmış olabileceğine dair iddiaları Parlamento’ya gönderdi.
2025 yılında hükümetin ilk büyük firesini vermesiyle istifa fırtınası resmen başlamıştı. Savcılık soruşturmasının ardından ilk etapta Göç ve İltica Bakanı Makis Voridis, Dışişleri Bakan Yardımcısı Tasos Hatzivasileiou, Kırsal Kalkınma Bakan Yardımcısı Dionysis Stamenitis, Dijital Yönetişim Bakan Yardımcısı Christos Boukoros ve Kırsal Kalkınma ve Gıda Genel Sekreteri Giorgos Stratakos görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı.
